“Zordur benimle yürümek. Bunu benimle yola çıkanlar
bilir. Hepsi yarı yolda beni bırakıp gittiler. Suç kimde? Ben zoru seviyorum,
onlar sevmiyor. Yapacak bir şey yok. Suçum var mı? Tabii ki var. ' Zor yola
kolay kişilerle çıkmak.' En büyük hatam bu.”
Charles Bukowski ne doğru söylemiş yukarıda yazdığım
sözleriyle.
Çevrenize dikkatle baktığınızda, iki çeşit insan
göreceksiniz. Zoru seçenler ve kolayı seçenler. Zoru seçenler daima elma
ağacının en üst dalındaki elmayı almayı planlayan, hayallerine sınır
tanımayan ve bu hayalleri gerçekleştirmek için bütün zorluklara katlanan,
çalışan, mücadele eden kişiler.
Kolayı seçenler ise en az emekle, en fazla getiri nasıl
ele ederim düşüncesinden başka bir şey düşünmeyen ve zoru görünce hemen kaçan
kişiler.
Yaşam içinde bazen başarılı olur gibi gözükseler de,
kolayı seçenler fazla ilerleyemiyorlar ne yazık ki. Zoru seçenler ise eğer
doğru kararlar almışlarsa ve doğru kişilerle yola çıkmışlarsa sonunda mutlaka
başarıya ulaşıyorlar. İşte işin sırrı burada. Doğru kişilerle yola çıkmak. Eğer
zor kişi yola kolay kişi ile çıkarsa yarı yolda kalacağı kesin. Zira kolay kişi
ilk uçurum başında zor kişiyi terk edip gidiyor.
Tarihte başarılı olmuş bilim adamlarınının,
siyasetçilerin ve diğer kişilerin yaşamını dikkatle incelerseniz beraber yola
çıktıkları kişileri dikkatle seçtiklerini göreceksiniz. Zorluklar içinde
başarıya ulaşmak, sadece beraber yola çıkacağın kişinin de zorluklar adamı
olması ile mümkün.
Bu kaide sadece büyük işler için değil, günlük
yaşamımızda bile çok geçerli bence.
Umarım, hepimize zor yollarımızda kolayı seven eşlikçiler
değil, kendimiz gibi zoru seven eşlikçiler düşer.