17 Ağustos 2015 Pazartesi

Atatürk ve Macar Dostluğuna Verdiği Önem.

Milli mücadelenin başarıya ulaşmasıyla birlikte anavatan düşman işgalinden kurtulmuş, Lozan Barış Anlaşmasıyla birlikte de Yeni Türkiye Cumhuriyeti rüştünü ispat etmişti. Şimdi savaşlarla harap olmuş bir devleti yeniden ayağa kaldırmak gerekiyordu; yani, modern, çağa ayak uyduran, bilim ve teknolojiyi kendine ışık edinen bir devlet inşa edilmeliydi. Bu modern devleti inşa ederken Milli Mücadelenin kahraman lideri ve başkomutanı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile çalışma arkadaşları yabancı eserler ile devlet sistemlerini yakinen incelemiş, yabancı bilim adamları, doktor ve hatta mimarlardan ilmi konularda yardım almıştır. İki bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde, Atatürk’ün yeni devletin inşası sırasında Türk Devleti’ne hizmet eden Macarlara duyduğu dostluk ele alınırken; ikinci bölümde Macarların, Atatürk'e karşı gösterdikleri sevgi ve hürmet ele alınacaktır.
Atatürk’ün Macarlara Bakışı
Atatürk, diğer milletlerden farklı olarak Macar ulusuna çok derin bir muhabbet beslemiştir. Atatürk’ün Macarlara gösterdiği sevgi, saygı ve muhabbeti birçok resmi belge, yazışma veya konuşma metni ile açıklamak mümkündür. Atatürk’ün, Macar Kralı Naibi Amiral Horthy’ye 30 Mayıs 1924 tarihinde gönderdiği mektup ile Macarlar hakkındaki temel düşüncesini ortaya koyduğunu kabul etmek mümkündür. Ulu Önder mektubunda; “ Manevi ve fikri meziyetlerini ziyadesiyle takdir ettiğim Macar milletinin samimi bir hayranıyım. Memleketlerimiz arasında mevcut olan asırlık dostluk münasebetlerini bir kat daha takviye etmek için hiçbir şeyden kaçınmayacağım1 ifadelerine yer vererek hem Macar milletine duyduğu samimi hayranlığa işaret etmiş hem de Macar ve Türk Devletleri arasındaki dostluk münasebetlerini daha da arttırmak için elinden geleni yapmaktan kaçınmayacağını vurgulamıştır.
Birinci Dünya Savaşını kaybeden Macarlar, bünyesinde ağır şartlar barındıran Trianon Barış Antlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Bu anlaşmayla Macar toprakları bölünmüş ve tam bir buçuk milyon Macar, Macaristan sınırlarının dışında kalarak azınlık statüsünü almıştır.
Atatürk, Trianon Antlaşmasını imzalayarak zor günler geçiren Macar ulusuna hitaben bir mektup kaleme almıştır. Ulu Önder, Macar Parlamentosunda da okunan bu mektubunda Macarlara karşı beslediği sevgi ve muhabbeti dile getirerek, Trianon Antlaşmasından sonra düşülen durumdan kurtulacaklarına samimiyetle inandığını ve ümitsizliğe düşmemeleri gerektiğini dile getirmiştir.2
Atatürk’ün Macar Büyükelçilerini kabul ediş tarzı da, Atatürk’ün Macar ulusuna ve devletine bakış açısı hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir. 9 Ocak 1934’te Macar Krallığı Elçisi Jungerth Arnothy, Atatürk’e güven mektubunu sunmak için köşke çıkmış ve Atatürk ile görüşme şerefine nail olmuştur. Elçi, 10 Ocak 1934’te dönemin Macaristan Dışişleri Bakanı Kolman Konye’ye sunduğu resmi raporunda3 güven mektubunun sunulmasını ve Ulu Önderle gerçekleştirdiği görüşmeyi şu şekilde ifade etmiştir; “Gazi beni, diğer elçilere yapılan muamelenin aksine, Hükümet Başkanının huzurunda kabul etti. Birkaç sözle ona güven mektubumu sunduktan sonra, bana yer gösterdi ve tam bir saat benle konuştu. Gazi daha önce hiçbir büyükelçiyi bu kadar süre yanında tutmamıştı. Örneğin, benzer vesileyle gelen Alman Büyükelçisini sadece 12 dakika alıkoymuştu. Olağanüstü uzun süre huzura kabul edilmem hem köşktekilerce hem de elçilik camiasında hayret uyandırdı”.
Dikkat uyandıran bir başka konu da Atatürk döneminde Budapeşte’ye atatan büyükelçilerdir. Bu kişilerin, kimi zaman Atatürk ile beraber çalıştığı, alanına hâkim ve Atatürk’ün güvendiği kişiler olduğu görülebilir: Enis Behiç (Koryürek), Hüsrev (Gerede) ve Behiç (Erkin) gibi. Bu durum da Atatürk’ün Macarlara ve Macar Devletine verdiği önemin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Görüldüğü gibi Mustafa Kemal Atatürk, Macar ulusuna büyük bir saygı ve sevgi beslemiş, Macar- Türk ilişkilerinin geliştirilmesi için her türlü çabayı sarf etmiş, diğer dünya devlet başkanlarının aksine zor durumda kalan Macar ulusundan manevi desteğini esirgememiş ve bu ulus için kardeş kelimesini kullanmıştır.
Atatürk’ün Türk Tarih Tezi ve Macarlar
Atatürk’ün çalışma arkadaşlarından olan Hamit Zübeyir Koşay, üstat lakaplı ünlü Macar bilgini Gyula Nemeth’in öğrencisidir. Fuat Köprülü ise Macar bilimi hakkında birçok tez ileri sürerek çalışmalar ortaya koymuştur. Koşay ve Köprülü’nün bu çalışmaları Atatürk’ün ilgisini çekmiş ve Ulu Önder, Türk Tarih Tetkik Cemiyeti üyesi olan Namık Orkun’dan I. Türk Tarih Kongresinde Macarca tercümanlığını üstlenmesini istemiştir4. Bu gelişmeler, Atatürk’ün Türk Tarih Tezi için Macar bilim adamlarından yardım alma düşüncesini geliştirmiş ve Atatürk Macar bilim adamı Frenc Zajti’yi Türkiye’ye davet etmiştir. Zajti’nin Hun- Macar- Türk akrabalığı isimli kitabı olduğunu öğrendikten sonra derhal bu kitabı kendisi için Türkçeye çevirttirerek okumuş ve Zajti’yi Hun- Macar- Türk ırklarının tarihi özdeşliğini araştırmak üzere görevlendirmiştir.
Ferenc Zajti.
Bu çalışmasının sonunda Zajti Türk Tarih Kongresinde “Hindistanlığa Ait Türklük (Az Indiai Rokennepek Közt)” isimli tebliği ile Macarların Wo- Szua isimli Altay sınıfından gelen ve Türklerle akraba olan bir koldan geldiğini ortaya koymuştur5. Atatürk, Zajti’nin de bulunduğu bir toplantıda, Hun- Macar- Türk ırk özdeşliğiyle ilgili bilimsel bir çalışmanın ne kadar sürede tamamlanabileceğini sormuş, aldığı 10 yıl cevabına olmaz diyerek geri çevirmiştir. Zajti’ye onun ne düşündüğünü sormuştur. Zajti, Atatürk’ün emrinde çalışan Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığında, doğu ve batıdan getirtilecek 60 bilim adamıyla bu konunun 1 yıl içerisinde incelenip bilimsel bir esere bağlanabileceğini ve Atilla’nın 1500’ncü doğum gününde hazır olabileceğini ifade etmiştir. Atatürk bunu kabul ederek Zajti başkanlığında bu işleri organize edecek 12 üyeli bir Türk Tarih Kurumunun kurulmasını emreder. Bu çalışmaların neticesinde sonuç Zajti’nin beklediği gibidir6.
Atatürk tarih tutkusuyla birçok araştırmalarda bulunmuş ve bu araştırmaların sonunda Türk ve Macarların aynı soydan geldiğine kuvvetle inanmış olacak ki7 birçok mektubunda, ifadesinde ve raporunda Macarlardan hep kardeş ulus, akraba toplum ve soydaşlarımız tabirleriyle bahsetmiştir.
Atatürk, Elçi Arnothy’nin güven mektubuna cevaben; “Bu iki halk tarih boyunca bir kere yan yana gelip akrabalıklarının farkına varsaydı, Doğu Avrupa tarihi, çok farklı olurdu. Yüzyıllarca dini nedenlerden başlayan ve her iki tarafa da zarar veren savaşların yerini, dostluk almalıydı’’ diyerek Türk ve Macarların akraba olduklarına vurgu yapmıştır.
Şu nokta göz ardı edilmemelidir ki, Atatürk, sadece bilimsel ve kültürel anlamda değil, birçok çeşitli alanda Macarlardan fikren ve fiziken yardım alınmasını istemiştir. Söz gelimi, imar, iskân ve mimari konularda Macar mimarlar ve taş ustaları çalıştırılmış; Atatürk’ün Macar bahçıvanı Jones Mathe de Ankara’nın bayındır hale gelmesine katkı sağlamıştır. Ankara Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde bulunan Tapu Kadastro Müdürlük binası ile Macar Büyükelçiliği eski binası, Amele Mektebi binası ve Ulus’ta bulunan PTT eski binası Macar mimarların Ankara’ya kattıkları değerlerden bir kaçıdır.
Atatürk Hungaroloji Kürsüsünü Kurdu
1935 yılında Atatürk’ün girişimleriyle Türk- Macar kültürel ilişkilerinin geliştirilmesi için Hungaroloji Enstitüsü kuruldu. 1934 yılında Türk Macar ilişkileri hakkında verdiği bir konferansla Atatürk’ün dikkatini çeken Macar Türkolog Laszlo Rosonyi kurulan Enstitünün başkanlığına getirildi. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi kurulurken, Ulu Önder’in arzusu üzerine Hungaroloji bölümü de fakülte kapsamına alındı ve hatta Hungaroloji bölümünün hangi konularda faaliyet göstereceği de bizzat Atatürk tarafından belirlendi. Hungaroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığına Rasonyi atandı. Kurulduktan sonra da Atatürk tarafından takip edilen Hungaroloji bölümüyle sadece Macar dilinin öğretilmesi amaçlanmamış, aynı zamanda Türk- Macar tarihi, edebiyatı, ilişkileri, kültürleri ve sosyal paradokslarının araştırılması da hedeflenmiştir. Bu yönüyle Hungaroloji bölümü diğer dil öğreten fakültelerden ayrılır8.
Atatürk’ün Kitaplığındaki Macarca Eserlerden Birkaçı
Hamit Zübeyir Koşay’ın hocası olan Macar bilim adamı Gyula Nemeth, Ulu Önderin isteği üzerine 14 Eylül 1934’de Budapeşte’den Atatürk’e bir mektup9 ve aralarında Valentin Homan’ın üç ciltlik “Macar Tarihi” ve Szilady-Szilagyi’nin “Türk Macar Devrine Ait Vesikalar” isimli kitaplarının da yer aldığı 12 adet kitap göndermiştir.
Gazi’nin kütüphanesinde yer alan Macarca kitaplar bu kadarla sınırlı değildir. Kütüphanede Alexandre Tokats’ın “Türk İstilası Devrinden Krokiler” (3 cilt), “Türk İstilası Devrinden, Macar Mazisinden, Eski Macar Kumandanları”; Karacsan ve Tahalloczy’nin yazdığı “Rakoczi’nin Türkiye’ye İlticasına Dair Vesikalar”; Tokats, Eckhart ve Szekfü’nün kaleminden yayımlanan “Budin Paşalarının Macarca Muhaberatı”; Imre Karacson’un 2 ciltlik “Türk Seyyahı Evliya Çelebi’nin Macaristan’daki Seyahatleri” isimli kitaplarda bulunmaktadır.
Macarların Atatürk’e Bakışı
Atatürk’ün Macarlara gösterdiği üstün teveccüh bir kenara bırakılırsa, madalyonun öteki yüzünde, Macar kamuoyunun Atatürk’e gösterdiği derin sevgi ve fevkalade muhabbet kolayca göze çarpmaktadır. Zira bu dönemde ülkenin başında bulunan isimlerin, Atatürk hakkında düşünceleri şöyledir:
Macar Kralı Naibi Amiral Horthy; “Macar halkı ve ben, ekselanslarının (Atatürk’ün) yiğit önderliği altında, kardeş Türk milletinin soyunun gücünü ve geleneksel yurtseverliğini kanıtlayan, olağanüstü çabalarını pek büyük bir sempati ve derin bir hayranlıkla izliyoruz.” ifadesini kullanırken, dönemin başbakanı Gyula Gömbös 22 Temmuz 1932 tarihinde yaptığı bir konuşmada şu ifadelere yer vermiştir; “ Türklere karşı 3 nokta’da güçlü bir şekilde bağlıyım. Birincisi, bir ırktan olmamız, ikincisi yüksek askerlik yetenekleri ve üçüncüsü Büyük Reislerinin (Atatürk’ün) dehası ile yapılan büyük inkılaplardır.10
Macar Meclis Başkanı Gyula Kornis, Atatürk’ün yüksek dehasını ve insanüstü becerilerini “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Macarlara ve Türklere karşı çok ağır barış şartları koyuldu; Atatürk, Türkiye’yi kurtardı, ama Macaristan’ı kimse kurtaramadı” cümlesiyle ifade etmiştir.
Atatürk’ün Ölümü Yabancı Bir Halkı Yasa Boğdu
Atatürk’ün ölümüyle ülkemiz yastadır. Şehrinden kasabasına, gencinden yaşlısına herkes kurtarıcının hayata gözlerini yummasını kabullenememiştir. O dönemde, bizle aynı duyguları bir millet halinde topyekûn yaşayan belki de tek bir ulus vardır: Macarlar…
8 Kasım 1938’de Çekoslovakya’nın Macaristan’dan ilhak ettiği topraklar, tekrar Macar egemenliğine verilmiştir. Bu durum Macaristan’da büyük şenlikler yaşanmasına neden olmuş, başta Kral Naibi Horty olmak üzere Macaristan’ın ileri gelenleri ve halk iade edilen topraklardan en kıymetlisi (Macarlığın en eski şehirlerinden) olan Kassa şehrine akın etmiştir. İşte Macaristan, Budapeşte ve Kassa böyle büyük bir mutluluk içerisinde iken, Atatürk’ün ölüm haberi gelir. Bunun üzerine Macaristan’da yaşananları, Cumhuriyet Gazetesinin 17 Ekim 1938 günkü 5215 sayılı nüshasının ikinci sayfasında Budapeşte Mektubu köşesinde, muhabir şöyle anlatmıştır: “…Böylesine şenlikler yapılırken Atatürk’ün ölüm haberi geldi. Bu haber bütün Budapeşte’de derin bir teessür yarattı. Kahvelerde halk gazeteleri okuyup, birbiriyle konuşuyordu. Dünyanın nasıl büyük bir insanı kaybettiğini anlamak için insanların konuşmalarını dinlemek kâfiydi. Gazetelerin birinci sayfaları Atatürk’e ayrıldı. Kurtarılan topraklara ait haberler hep ikinci ve üçüncü sayfada kaldı. Macaristan Parlamentosu’nda yapılan taziye oturumu, Macar milletinin bu vefat nedeniyle ne kadar büyük bir üzüntü yaşadığını gösteren büyük bir olay oldu. Macar Parlamentosu Başkanı Kornis celseyi açarak nutkuna başladı. –Dünyada ilk defa olarak hakikatten Gazi unvanını taşımaya hak kazanmış olan bir insan vefat etti. Çünkü Atatürk sahip olduğu büyük askeri dehasıyla düşman askerini yendi ve ülkesini işgalci güçlerden kurtardı. Türkler ona çok haklı bir şekilde Atatürk dediler ve kendilerine baba tanıdılar. Hakikatten de o vatanını ve milletini seven bir baba olmuş ve vatanını çok kısa bir sürede içeride ilim ile yükselen, uluslararası camiada ise yüksek mevkii bulunan bir devlet konumuna getirmiştir.” Başkan bu sözleri hararetli, samimi bir şekilde söylüyor, bazen de sesi kısılıyordu. Macar vekillerin her biri ayağa kalkmış Atatürk’ün bu samimi mersiyesinde başları önde, konuşmayı dinliyorlardı. Dışarıda bazı evler siyah bayrak takmışlardı. Tuna dalgalana dalgalana akıyor ve sanki o da ağlıyordu”.
Macarlar bununla da kalmamış, Atatürk’ün cenaze töreninin yapılacağı 21 Kasım 1938 tarihini, dönemin Macar Başbakan’ı Imredy’nin emriyle, milli matem günü olarak kabul etmiş ve tüm resmi binalarda bayraklar yarıya indirilmiştir.
Bunları Biliyor muydunuz?
Macaristan’ın Başkenti Budapeşte’nin Buda tarafında bir caddeye Atatürk (Atatürk Utca) isminin verildiğini,
Atatürk’ün ölüm haberinin gelmesi üzerine Macaristan’ın Kassa şehrinin en işlek meydanına Hüzün Meydanı (Szomorusagi Negyzet) adının verildiğini ve bu meydanda bir tabelada Atatürk’ün hayatının yazılı olduğunu,
Atatürk’ün, bir şiirinde “hürriyet benim karakterimdir” diyen Macar halk şairi Petöfi’nin eserlerinin tamamını kendisi için çevirttirerek okuduğunu,
Macaristan’ın Kispest şehrinde Atatürk parkının kurulduğunu ve bu parkta Atatürk heykelinin bulunduğunu,
İstanbul’da Macar ressamlar Zajti Frenc ve Gyula Rudnay’ın Atatürk’ün yardımıyla bir sergi açtığını; Rabolni’nin 1926 yılında Halkevi binasında açılan sergide resimlerini sergilediğini ve Atatürk’ün büstünü yaptığını,
Köy Enstitüleri’nin kurucusu İsmail Hakkı (Tonguç’un), bu konudaki fizibilite çalışmalarını, Atatürk’ün emriyle Budapeşte’de yürüttüğünü,
Mimaride Szegedi Szeged, Arthur Döskosz, jeolojide Lock Lajos, hayvancılıkta Welman Oszkar ve Gabor Anetty Doka, meteorolojide Rethy Andal, Kolbai Karoly, haritada Zoltan Barros isimli Macar bilim adamlarından ilmen ve fiziken yararlanıldığını,
Harf devriminde Atatürk’ün, Macarların Latin Harflerini seslerine göre kullanış tarzlarını incelediğini,
Biliyor muydunuz?

1 Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 16, s. 267.
2 Atatürk 22 Ağustos 1923 tarihinde Macar Ulusu’na hitaben kaleme aldığı mektubunda şu ifadelere yer vermektedir; “Doğruluk, metanet ve nefisten fedakârlık zafere ulaştırır. Orada Tuna kıyısında acı çeken kardeş halkın geleceğini kurtaracağına inanıyor ve güveniyoruz. Ümitsiz olmayınız; zira gelecek, arzu ve imanı olana vaad olunmuştur”.
3 Elçi Jugerth Arnothy’nin MOL, K63 1934, 32/ 7 kayıt numaralı raporu.
4 ÖNEN Nizam, İki Turan, Macaristan ve Türkiye’de Turancılık, İletişim Yayınları, 1. Baskı, İstanbul 2005, s. 289- 291.
5 Ayrıntılı bilgi için Bkz.: ÇOLAK Melek, Atatürk Macarlar ve Türk Tarih Tezi, Türkiyat Araştırmalar Dergisi, Sy. 4, s. 381- 383.
6 Gyula Anett, Zajti Es Turania; Kösönyük Atilla, Kömmives Kojik, Budapest 2004, s. 45- 46- 47.
7 Atatürk Türk- Macar kardeşliğini çok sık vurgu yapsa da O’nun Türk- Macar ırkdaşlığına inandığını kesin bir dille söylemek imkânsızdır. Ancak böyle bir inancı taşıması kanımca kuvvetle muhtemeldir.
8 Söz gelimi İngiliz dili açısında ülkemizde İngilizce Öğretmenliği, İngiliz Dili ve Edebiyatı gibi bölümler olmasına karşın İngiliz dilini, kültürünü, edebiyatını, sosyal yapısını ve tarihini inceleyecek bir akademik birim bulunmamaktadır.
9 Söz konusu Mektup Budapeşte’de Szechenyi Kütüphanesi El Yazmaları Bölümünde 121/ 327 numaralı dosyada kayıtlı bulunmaktadır.
10 SARAL Emre, Atatürk ve Macarlar, Genç Akademisyenler Gözüyle Tek Adam: Mustafa Kemal Atatürk Sempozyumu, Sempozyum Bildiri Kitabı, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Enstitüsü Yayınları, Ankara 2012, s. 148.