I. (Okunamadı)
II. Bu
diyarlar imar edilmiştir. Tüm halkı çıplak gezer.
III. Bu
diyara Antilya (Amerika) derler. Burada dört cins papağan olur: Beyaz,
kırmızı, yeşil ve siyah. Halk papağan eti yer ve taçlarını papağan tüyünden
yapar. Burada mihenk taşına benzer siyah bir taş bulunur. Çok sert olan bu taşı
balta olarak kullanırlar.
IV. Bu
haritayı “Kemal Reis’in erkek kardeşinin oğlu” olarak tanınan, Hacı Mehmet oğlu
Piri, 1513 senesinin Mart ve Nisan aylarında Gelibolu’da çizmiştir.
V. Bu kıyıların ve adanın nasıl bulunduğunu anlatır: Bu kıyılara Antilya (Amerika)
kıyıları derler. 1491 yılında Kolomb isimli bir Cenevizli tarafından keşfedilmiştir.
Kolomb’un eline bir kitap geçmiş. Kitapta Mağrip Denizi’nin (Atlas Okyanusu)
sonunda kıyılar, adalar, çeşitli madenler ve kıymetli taşlar bulunan dağlar
olduğu yazılıymış. Kolomb, kitabı okuduktan sonra meseleyi Ceneviz ileri gelenlerine
anlatıp oralara ulaşmak için onlardan iki gemi istemiş. Ancak Cenevizliler,
Atlas Okyanusu’nun bir sonu olmadığına inandıkları ve okyanusu tehlikeli
buldukları için Kolomb’u reddetmiş. Sonuçta İspanya Beyi Kolomb’a silahla donanmış
iki gemi vermiş ve Atlas Okyanusu’na göndermiş. Merhum Kemal Reis’in İspanyalı
bir tayfası vardı. Kolomb’la birlikte üç kere Amerika’ya giden bu tayfa Kemal
Reis’e yaşadıklarını şöyle anlatmış: “Önce Septe Boğazı’na vardık. Oradan pusuladan
belirlediğimiz yönle 4.000 mil gidince karşımızda bir ada göründü. Gittikçe
denizin dalgası azaldı ve sakinleşti. Bu adaya demir attık. Adanın halkı geldi
ve bize ok atmaya başladı. Bu nedenle karaya çıkıp buranın hangi ada olduğunu soramadan
oradan ayrıldık. Kolomb bir ada daha gördü; oraya demirleyip on gün kaldık.
Adanın halkı bizden bir zarar gelmediğini görünce, balık avlayıp kayıklarla
bize getirdi. Biz de onlara cam boncuk verdik. Kolomb’un okuduğu kitapta o
diyarda cam boncuğun kıymet gördüğü yazılıymış. Halk boncuğu görünce daha fazla
balık getirmeye başladı. Gemi halkı bir gün kadının birinin kolunda altın
bilezik gördü. Onu alıp karşılığında boncuk verdiler ve adalılara “bize altın
getirin biz de size daha fazla boncuk verelim” dediler. Onlar da gidip daha çok
altın getirdi. Meğer onların dağlarında altın madeni varmış. Bir gün de adadan
birinin elinde inci gördüler. İnciyi alıp yerine boncuk verdiler. Adanın
kıyısından iki kulaçlık yerde inci bulunurdu. Sonuçta o adadan iki kişiyi
yanlarına alıp İspanya Beyi’ne götürdüler.” Kolomb bu insanların dilini
bilmediği için işaretlerle anlaşırmış. Bu seferin ardından İspanya Beyi
Amerika’ya papaz ve arpa göndermiş. Ada halkının belli bir dini yokmuş. Tarım
da bilmiyormuş. Böylece onlara kendi dinlerini ve tarım yapmayı öğretmişler.
Şimdi bu diyarlar tamamen fethedilmiş ve bilinir olmuştur. Kıyıdaki yer
isimlerini Kolomb vermiştir. Kolomb büyük bir yıldız bilimci imiş. Bu
haritadaki kıyılar ve adalar Kolomb’un Haritasından alınmıştır.”
VI. Bu
kısım, haritanın hangi yöntemle çizildiğini anlatır: Bu harita benzeri bir
harita, bu asırda kimsede yoktur. Bu fakirin çizimi itibarıyla bir temel oluştu.
Yirmi harita ve Büyük İskender zamanında çizilen haritaların sekizinden ki
dünyanın insan yerleşimli bölgelerini gösterir ve Araplar onlara Caferiye der.
Arapların bir Hindistan haritasından ve Portekizlilerin zamanımızda çizdikleri dört
Asya haritasından ve Kolomb’un batıda çizdiği haritadan faydalandım. Bunları karşılaştırmalı
olarak inceleyip çıkarımlarda bulunarak bu haritayı ortaya çıkardım.
VII. Portekizliler
burada günler kısaldığında günün 2 saat, uzadığında ise 22 saat olduğunu söyler.
Bununla beraber gündüzler çok sıcak olur, gecelerde de çiy düşer.
VIII. Bir Portekiz gemisi Hindistan’a giderken ters
bir rüzgârla karşılaşıp fırtınayla güney rüzgârı yönünde giderler. Bir kıyı
görüp çıkarlar. Orada çıplak gezen ve kendilerine ok atan insanlarla karşılaşırlar.
Gemidekiler demirledikleri yerde sekiz gün kalır. İşaretleşmeyle, halkla
alış-veriş yapar. O gemidekiler burada gördüklerini yazmıştır. Anılan gemi
Hint’e gitmekten vazgeçip Portekiz’e döner ve olanları haber verir.
IX. Portekizlilerin
haritalarına yazdıklarına göre, bu ülkede beyaz tüylü ve bu şekildeki canavarlar
ve altı boynuzlu sığırlar varmış.
X. Bu
ülkede imar edilmiş yer yoktur, tümü harap haldedir. Büyük yılanlar varmış. Bu
sebeple Portekizliler buralara çıkmazmış. Ayrıca çok da sıcak olurmuş.
XI. Bu
dört gemi Portekiz gemisidir. Şekli de çizilmiştir. Hindistan’a gitmek için Mağrip
diyarından (İspanya ve çevresi) Habeş Burnu’na (Aden Körfezi’nin
Afrika ucu) geçerler.
XII. (Okunamadı)
XIII. Flandır’dan (Orta çağda Kuzey Denizi kıyısındaki
bölge) gelen bir Ceneviz gemisi fırtınaya yakalanır. Sürüklenip zorunlu
olarak bu adalara çıkar. Bu adaların durumunu onlar anlatmıştır.
XIV. Söylendiğine
göre, eski zamanlarda Sanvolrandan diye bir papaz yedi denizi gezmiş. Bu
balığın üstüne çıkmış ve yer zannedip üzerinde ot yakmış. Balığın sırtı kızınca
denize dalıvermiş. Papaz ve tayfası sandala atlayıp gemiye kaçmış. Bu hikâye
Portekizlilerden değil, eski haritalardan aktarıldı.
XV. Bu
parça adalara “Undizivercine” adını vermişler.
XVI. Bu
adaya Antilya Adası derler. Canavar ve papağan çoktur; imar edilmiş değildir.
XVII. Fırtına sonucu bu adaya düşen gemide Nikola
di Cuvan adında biri varmış. Haritasına bu ırmakların çoğunda altın olduğunu
yazmış. Irmağın suyu çekilince kum içinden çokça “altın toprağı”
toplarlarmış.
XVIII. Fırtınaya kapılıp buraya gelen Portekiz gemisi
budur. Ayrıntısı kenarda yazılmıştır (VIII. açıklama).
XIX. Portekizliler
buradan günbatısı yönüne geçmez. O taraf tamamen İspanya’nındır. İkisinin yaptığı
anlaşmaya göre, Septe Boğazı’nın 2.000 mil günbatısı sınırdır. Portekiz o
tarafa geçmese de Hint tarafı ve güney tarafı tamamen Portekiz’indir.
XX. Bu
gemi fırtınaya kapıldı. Nikola Cuvan denen kişi bu adaya düştü. Adada çok
miktarda tek boynuzlu sığır vardır. Bu sebeple adanın adı İzle Vakai yani Sığır
Adası’dır.
XXI. Bu geminin
kaptanının adı Mesir Anton Cineviz’dir, ancak Portekiz’de büyümüştür. Gemisini fırtına
bu adalara sürüklemiş. Adalarda çok miktarda zencefil varmış. Bu adalarla
ilgili bilgileri anılan kişi yazmıştır.
XXII. Bu denize Mağrip Denizi derler. Ama
Fransızlar Mar de İspanya, yani İspanya Denizi der. Şimdiye dek bu adla
bilinirdi. Ancak Kolomb bu denize açılınca bu adayı (Amerika) o bilinir hale
getirdi. Anlaşmalarına bağlı olarak, Portekizliler de Hint diyarına açıldı.
İkisi bu denize bir isim verme kararı aldı. Bu denizin adını “Ovosano” koydular.
“Sağ yumurta” demektir. Daha önce bu denizin bir sonu olmadığını,
ötesinin karanlık olduğunu düşünürlermiş. Şimdi bunca kıyının denizi
kuşattığını, denizin bir göle benzediğini görünce ona Sağ Yumurta diye adını
verdiler.
XXIII. Bu yerde tek boynuzlu sığır ve bu şekildeki canavarlar
olur.
XXIV. Bu canavarın 7 karış boyu vardır. Gözlerinin
aralığı bir karıştır.
Kaynak:
Yusuf
Akçura, Piri
Reis Haritası Hakkında İzahname, TTK Yayınları, Ankara 1999.
http://www.ttk.org.tr/index.php?Page=Sayfa&No=82
Hazırlayan:
Dr. Emine Sonnur Özcan
Bilim
Teknik, Haziran
2013 (547. sayının) ekidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder