Uzun süredir reklamı yapılan
bir kurtuluş savaşı dizisi (!) daha Cumhuriyet Bayramımız 29 Ekim’den iki akşam
önce gösterime girdi. Dizinin ilk bölümü ve tanıtım fragmanları dizinin ne
amaçla çevrildiğini anlamamız için yeterli oldu. Dizide izleyiciye aktarılan
mesajlar ve bazı diyaloglar dizinin amacını açıkça ortaya koyuyor.
Dizide vatan
haini olarak tanıtılan 3 Türk subayının ikisi dörder, biri üç madalyalı. Kan
kardeşi Binbaşı Cevdet’in karısı kendisine kalsın diye Cevdet’i vuran Binbaşı
Tevfik azınlıklardan da rüşvet alıyor. Ne güzel bir Türk subayı tiplemesi! İşin
ilginç yönü, hain Selanikli Tevfik’in, Atatürk’ün gençlik resimleriyle bayağı
bir benzerliğinin olması. Sizce Tevfik üzerinden sadece Türk subayı imajı
mı lekeleniyor?
Cevdet ile
Azize’nin oğlunun adı da özenle seçilmiş. Ali Kemal. Ali Kemal denince aklınıza
ilk kim geliyor? İstiklal Savaşı yıllarında Atatürk ve Kuvayı Milliye aleyhinde
yazılar yazan, Yunanlıları öven ve kurtuluş savaşından sonra yargılanmak üzere
mahkemeye gönderilirken yolda Türk halkı tarafından linç edilen vatan haini
gazeteci. Böylece dizide adı çokça geçirilen gözü pek civanmert delikanlının
şahsında Ali Kemaller aklanıp kahramanlaştırılmış olmuyor mu?
Daha ilk sahnede
vatan için; “Vatan, koynuma
sokulan bir kadın gibi sevdiğim”
ifadesi kullanılıyor. Azize ise, Cevdet geri dönmeyince şöyle
söylüyor: “Vatan dediğin
bir avuç toprak. Altı üstü bir avuç toprak. Dünyanın her yeri toprak değil mi?
Benim vatanım da toprağım da sensin Cevdet.”
Bu cümleler ile
ne oldu? Kadın sevgisi ve koca sevgisi vatan sevgisinin önüne çıktı. Ne kadar
güzel değil mi? Ahmet Altan’ın “vatanı bir
kadın memesine satarım” sözleriyle ne kadar da örtüşüyor!
Hastanede tedavi
gören yaralı bir Türk askeri “Bu neyin
savaşı? Ben bu kolu niye bıraktım” diyor. Azize cevaben “ben Balkanlarda kocamı niye bıraktıysam sen de
kolunu ondan bıraktın” diyor.
Verilen cevapta ne vatan var ne de namus. Bu ifadenin muhatabı, Türk
gençliği ve kahraman Mehmetçik. Aktarılan mesaj ise şu: “Vatan işgale de uğrasa askere gitme, karşı koyma,
yerinde otur. Sonra kolunu, bacağını, belki de canını kaybedersin”.
Cevdet ve
Azize’nin kızı Yıldız Yunanlı bir subayın kendisine hediye ettiği elbiseyi
giyerek, Yunan subayının İzmir’in işgalinden bir gün önce verdiği baloya
katılıyor ve Yunanlı subayın kollarında mutlu bir şekilde dans ediyor. Yunanlı
subayın “siz de korkuyor musunuz
Yunanlıların gelmesinden” sorusuna cevaben Yıldız; “Ne münasebet İzmir’in hali meydanda. Hem bunca yıl
Osmanlı’nınmış da ne olmuş? Madem Türkler kadar Rumlar da yaşıyor burada.
Neden Yunan yönetimi olmasın?” diyor.
Yıldız baloda Yunan bayrağını ve Yunanlı teğmenin “yaşasın yeni Yunanistan” sözlerini de alkışlıyor. Verdik mi
İzmir’i Yunanlılara. Hem de 4 madalyalı bir Türk subayının kızının
ifadesiyle. Ne kadar güzel! Diğer taraftan, annenin, vatansever olan
diğer kızına, vatana sahip çıkma çabalarından dolayı nasıl kızdığı da zihinlere
yerleşti.
Yunan askerinin
İzmir’e ayak basışında, Türk subayı Cevdet, Yunan üniforması giymiş olarak
Yunanlı komutanın yanında boy gösteriyor ve “Ben bıyığım
terlediği günden beri her cephede Osmanlı için savaşan Cevdet, bugün diyorum
ki; Hasta adam can çekişmiyor. Hasta adam öldü. Bana, aileme, size, ona güvenen
herkese ihanet etmiş bir devlet ölmüştür. Bizi birbirimizle başkasının savaşında
savaştıran devlet çoktan ölmüştür. Osmanlı öldü, yaşasın yeni Yunanistan” diye
bağırıyor.
İşin ilginç
tarafı Yunanlılar İzmir’e çıkarken ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’i şehit eden
Yunan ordusunun, ölen bir askerine karşılık bir günde çoğu sivil 2000 Türk’ü
katlettiğinden hiç bahsedilmiyor. Yine Yunan ordusu İzmir’e çıkarken, onları
rıhtımda karşılayarak Yunan bayrağını öpen ve “ne kadar çok
Türk öldürürseniz o kadar mutlu olacağım” şeklinde konuşma yapan İzmir
metropoliti Kalafatis Hrisostomos’un bu ihanetinden hiç bahsedilmiyor.
Dizide beni hiç
şaşırtmayan bir diğer husus “Bizde
Kurtuluş Savaşı dizileri “düşman” kavramını yok etmek için yapılır”
yargısını destekleyecek şekilde, dizide insancıl ve sevecen olarak sunulan
Rumlara, sıkça yer verilmesi. Önümüzdeki bölümlerde önceki dizilerde olduğu
gibi, bize kurtuluş savaşını bunların yardımlarıyla kazandığımız da
öğretilecektir.
Halkımız, Türk
milletinin yok edilişini konu edinen, işgalcileri kutsarken Türk subayını ve
halkını hain olarak tanıtan ve düşman kavramını yok eden sözde kahramanlık
dizilerini izlemeye devam etsin. İyi seyirler…
Alıntı:
Dr. E. Kur. Alb.
Ömer Lütfi Taşcıoğlu

