Ülkemizde gıda
emperyalizmine karşı ilk savaş açan kişi; Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, yarım
asır önce gıda sanayinin komplosunu görmüş ve neredeyse bu büyük yalanlara
karşı tek başına mücadele etmiştir.
Okyanus Ötesi’nden
pompalanan gıda üretimi ve beslenmeyle ilgili ezberleri bozan bir akademisyen…
O yıllarda gıda yönünden kendi kendine yeten ender ülkelerden olan Türkiye’nin,
yanlış tarım politikalarıyla ithal tarım pazarı haline getirileceğini ilk
kaleme alan bir yazar… Kimyasal yiyeceklerin insan sağlığını nasıl perişan
ettiğini yazdığında kara listelere alınan bir beslenme uzmanı… Ülkesinde
dışlanan, aç bırakılan, suikasta uğrayan vatansever bir aydının portresi…
Parasını veriyorduk…
Ama “yardım” diyorlardı…
Süt tozundan bahsediyorum.
İlkokullarda dağıtılan
un ve süt tozu gibi gıda torbalarının üzerinde görülen toka yapan eller
figürüyle, çocuklara Amerika’yı ne kadar sevdiğimizi anlatan şarkılar
söyletiliyordu.
Türkçe tangolar üstadı
Celal İnce, “Amerika Amerika/Türkler, Dünya
Durdukça/Beraberdir Seninle/Hürriyet Savaşında” diye şarkı söylüyordu.
Oyunu bir kişi bozdu…
Adı, Osman Nuri Koçtürk…
İlk isyanı, kendi
ülkesinin sütü yerine, ABD’nin “güya”
ilkokul çocuklarının beslenmesi amacıyla “yardım”
adı altında Türkiye’ye gönderdiği “üretim
artığı” süt tozlarının dağıtımına karşı çıkması oldu.
Osman Nuri Koçtürk’e
göre; bize “yardım” olarak yutturulan
bu süt tozlarının parasını aslında biz zaten ödüyorduk. Üretim artığı bu süt
tozlarına “yardım” denilmesinin
nedeni, parayı Amerikan Doları olarak doğrudan Amerikan Bankalarına değil de,
ABD’nin Türkiye’deki banka hesaplarına yatırılmasından başka bir şey değildi.
Para yurtdışına çıkmıyor diye Amerikalılar “sözümona”
iyilik etmiş oluyorlardı.
Amerikalı çiftçilerin üretim fazlası sütlerine
hem para veriyor, hem de onlardan
müteşekkir olmamız bekleniyordu. Ülkesinin
özkaynaklarının baltalanacağını, kendi ülke insanının bu şekilde başka bir
ülkenin eline bakacağını ve karnını bu şekilde doyurmaya mecbur tutulacağını
öngördü.
Üretim artığı, kendi
pazarlarında tüketilemeyecek kadar kalitesiz olan etler, süt tozları ve
tereyağlar, Türkiye’de tüketilmiş ve Amerika kendi ülkesinde para etmeyen
maddelerini bizim sırtımızdan paraya çevirmişti.
Üstelik süttozlarına
kalite kontrolu falan da yapılmıyordu. Bu ürünler piyasaya sürülüyor, yoğırt
yapımında kullanılıyor ve tüketici bir kez daha aldatılıyordu. Kaldı ki bizim
süttozuna da ihtiyacımız yoktu, üretim fazlası bu süttozları bizim
sütçülüğümüzü de baltalıyordu.
Koçtürk, bunları her
yerde yazdı-çizdi-anlattı ve süttozlarının itibarı iki paralık oldu. Süttozu,
içerisinde kanser yapabilen aflatoksin
mantarını ortaya çıkardı
ve yıllar sonra yasaklanmasını sağladı.
Soya fasulyesi olarak
anılan soya, baklagiller familyasından bir toprak ürünü. M.Ö. 2838’de Çin İmparatoru Shen Nung, soya
fasulyesinden 300 kadar ilaç ve şifa verici madde üretti. Asırlarca Doğu’nun
beslenmesinde önemli rolü olan soya fasulyesi 19. yüzyılda Amerikalı araştırmacıların dikkatini çekti ve ABD’de üretilmeye başlandı.
Ve sonra Amerika
ekonomisinin en önemli dayanağı haline geldi ve soya endüstrisi kuruldu.
1960 başında ABD soya
fasulyesi üretiminde dünya birincisi oldu ve soya ürünleri fazlalığına pazar
açma çabası içine girdi. Ne yaptığını artık tahmin ediyorsunuz; Türkiye’nin soya ekimine karşı çıktı ve Türkiye’ye “yardım” adı altında soya yağı ihraç etti!
Tabii ki ithal soya yağı
ayrıca margarin olarak evlere girdi!
Osman Nuri Koçtürk’ün ikinci isyanı, ABD’nin dayattığı soyaya oldu. Çünkü…
ABD, süt tozunda olduğu
gibi yine “yardım” adı altında Türkiye’ye çok ucuza soya
yağı satınca yerli tereyağı-zeytinyağı pazarı zarara uğradı. Ayrıca…
Tüketilen sert yağın
miktarı, sıvı yağa göre yükseldikçe kalp ve damar hastalıklarına neden
oluyordu. Hidrojenlenmiş yağların kullanılmasıyla ortaya çıkan bu sağlık sorunları
sonucunda ABD’de, tüketimde büyük azalmalar olmuştu. Amerikalılar, İtalya,
Fransa gibi likit yağ kullanmaya başladı.
Osman Nuri Koçtürk, soya
yağına karşı özellikle radyo yayınlarıyla halkı uyandırdı. Bu arada sürekli
halka tarhana yemeyi öğütlediği için adı, “Tarhana Osman”a
çıktı!
Yazık ki yerli
pazarımızın en değerli ürünlerinden biri olan zeytinciliğimiz de emperyalizmden
beslenen margarincilerin rekabeti karşısında geriliyor, kan kaybediyordu.
Halkımız, “zeytinyağlı yiyemem aman,
basma da fistan giyemem aman…” şarkılarıyla yönlendiriliyor,
zeytinliklerimiz sökülmek isteniyordu.
Fakat… Margarinlere
karşı zeytinyağını savunmasının ardından önce radyo yayınlarına son verildi. Ve Konya’ya yaptığı bir gezi sırasında
saldırıya uğradı; öldürülmek istendi; saldırıdan şans eseri kurtuldu.
Soya yağı konusunda
yaptığı araştırmalar sonucunda gösterdiği haklı tepkiler üzerine 1962’de Amerikan Soya Birliği davetlisi olarak
katıldığı bir ABD gezisinde Osman Nuri Koçtürk’ün fikirleri değiştirilmeye
çalışıldı. Kendisine
yapılan baskılara kayıtsız kalınca da, ölüm tehditlerine kadar varan tepkilerle
karşılaştı.
Hiç geri adım atmadı.
Ölümüne zeytinyağını savunmaya devam etti…
Norman E. Borlaug.
“YEŞİL DEVRİM” İHRACI
1960’ların ortalarına doğru ABD yeni bir “Yeşil Devrim” projesinin başını çekmeye başladı. Bu projeye göre,
çeşitli hastalıklara karşı direnç kazandırılan dayanıklı tohumlar, bu tohumlara
en uygun gübreler ve tarım ilaçlarıyla beraber, bir “paket” halinde, gelişmekte olan ülke temsilcilerine gönderilecek,
böylece de bütün dünya yeni bir “yeşil
üretim” tarzına geçecekti.
Norman E. Borlaug “Yeşil Devrim”in babasıydı…
Nobel Ödülü sahibiydi.
Rockefeller Vakfı ile birlikte Buğday Geliştirme Programı’yla
Meksikalılara tarım öğretti!
Osman Nuri Koçtürk’ün
üçüncü isyanı, Meksika‘nın Sonora bölgesinde yetişen, hibrit tohumlu “Sonora buğdayı”nın Türkiye’ye
getirilmesine oldu. (İlk getirenler
Tarsuslu Eliyeşil Ailesi oldu. Devlet Planlama’da çalışan Turgut-Korkut Özal
kardeşler Tarsus’a giderek ekimi yerinde gördüler.)
Türkiye tarım ülkesiydi ama henüz “modern
teknolojilerle” pek tanışmamıştı; mekanizasyon, kimyasal gübreler, hibrit tohumlar vs. bilinmiyordu.
Kâğıt üzerinde her şey
iyi gözüküyordu; ABD, “Yeşil Devrim” projesi ile çeşitli hastalıklara karşı
direnç kazandırılan dayanıklı tohumları gübreler ve ilaçlarla birlikte
gelişmekte olan ülkelerin buğday ihtiyacını giderecekti! Buğday çeşitleri Pitic
62, Penjamo 62, Sonora 64, Lerma-rojo 64, Siete Cerros, Super X dünyaya
dağıtıldı.
Osman Nuri Koçtürk, bunun büyük bir yalan olduğunu; bu buğdayların toprak ve insan sağlığını
tehlikeye soktuğunu söyledi. Türkiye’nin
bu tür maceralara girmesiyle tarımının yok edileceğini yazdı.
Üniversitelerde
sürdürdüğü faaliyetleriyle de yetinmeyerek başta TÖS (Türkiye
Öğretmenler Sendikası) ve DİSK (Devrimci
İşçi Sendikaları) kanalıyla geniş kitlelere ulaşabilmeyi başardı.
Bugün anlaşılıyor ki, Koçtürk’ün çalışmaları ile bu felaket projesi engellendi.
PROFESÖR YAPILMADI
Osman Nuri Koçtürk’ün
kimi kavramlara itirazı vardı.
Örneğin “açlık” sözlüklerde “yiyecek
bulamayan bir insanın midesinin boş olması dolayısıyla duyduğu ezgi” diye ifade ediliyordu.
Koçtürk ise açlığı, insanın yiyecek bulmakta önemli güçlüklerle karşı
karşıya kalması ve bu durumun uzun sürmesi halinde ölüme kadar varabilen
olayların ortaya çıkması olarak tanımladı.
Türkiye’nin beslenme
sorunlarını ilk ele alan Koçtürk elbette sadece Türkiye değil, dünya gıda
tarihinde de araştırmalar yaptı.
Koçtürk, yaşamı boyunca;
işçi sağlığı açısından yanlış ve eksik beslenmenin sonuçlarını inceleyip,
koruyucu hekimliğin önemini anlattı.
SSK’nın ilaç fabrikası
kurmasını, asgari ücretin belirlenmesinde işçi ailelerinin beslenme
ihtiyaçlarını karşılayabileceği kadar olması gerektiğini savundu.
Ülkemizde bilinçsiz
antibiyotik kullanımından, deterjanların çevre kirliliğine yol açmasına kadar
pek çok konuda mücadele verdi.
Buna karşılık kendi
ülkesinde dışlandı, aç bırakılmaya çalışıldı ve tıp fakültesinde profesörlüğü
engellendi.
Peki…
Kimdi Osman Nuri
Koçtürk?..
Tarih: 25 Haziran 1918…
Osman Nuri Koçtürk,
İzmir’in Karşıyaka ilçesinde Naime Hanım ve Sadi Bey’in çocuğu olarak
dünyaya geldi. Sadi Bey çiftçiydi, Karşıyaka’da bostan ve zeytinlikleri vardı. Üretim koşullarına göre
dalgalanan orta halli bir aile idiler.
Osman Nuri Koçtürk, Karşıyaka
İlkokulu’nda (1933) ve İzmir Erkek
Lisesi’nde (1937) okudu. Ankara Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi’nden
askeri veteriner olarak (1943) okul birinciliği derecesi ile mezun oldu.
Aynı yıl İzmir’den nişanlı olduğu Kız Teknik Yüksek
Öğretmen Okulu mezunu, Ev İdaresi ve Yemek Öğretmeni Sabriye Yaylalı ile
evlendi. Bu evliliğinden Tahire
(1945) ve Cafer (1954) doğdu. İkinci
evliliğini yaptığı Nüket Akça’dan Ata (1959)
dünyaya geldi.
Veteriner teğmen rütbesiyle
Mardin-Midyat Hudut Alayı veterineri olarak TSK’da göreve başladı.
Milli Savunma Bakanlığı
tarafından açılan sınavı kazanarak Askeri Veteriner Akademisi
Biyoanalitik Kimya Bölümü asistanlığına atandı (1945). Akademik çalışmaları sonunda “Sidikte Organik Kükürt Bileşiklerinin Kimyasal Yöntemlerle
Tayini” konulu teziyle Kimya Uzmanı oldu (1948) ve bölümde başasistanlık görevine tayin edildi.
Mardin-Midyat hudut
alayı veterinerliğinde 3 yıl hizmet verdi.
Ankara Üniversitesi’nde
biyokimya dalında doktor unvanını aldı.
ABD’DE 4 YIL BULUNDU
Milli Savunma Bakanlığı
tarafından “Ordu beslenmesinde son gelişmeler ve
ABD Ordusu’nda beslenme çalışmaları” konusunda incelemeler yapmak
üzere ABD’ye gönderildi ve Missouri
Üniversitesi Beslenme Kürsüsü’nde çalışmalarda bulundu.
Missouri Üniversitesi’nde altı ay staj yaptıktan sonra ziyaretçi profesör olarak görev aldı.
Mısır ve soya fasulyesindeki vitaminler, mineraller ve aminoasitler
üzerine yaptığı araştırmalar üniversitenin Journal of Nutrition
gibi bilimsel dergilerde yayımlandı. Üniversitedeki çalışmaları
sonucu “Certificate of Achievement” ödülünü aldı.
Dört yıl sonra, 1953’te yurda dönerek Askeri Biyoloji Enstitüsü
kimyagerliğine atandı. Ordu beslenmesi hakkında
sunduğu tez ile müşavir veteriner unvanını aldı. Askeri Veteriner
Akademisi Biyokimya Kürsüsü Başasistanlığı görevlerinde
bulundu.
Ankara Tıp Fakültesi
Biyokimya Kürsüsü’nde önce uzman sonra gıda kontrolü ve hijyen doçenti oldu.
1956’da Et ve Balık Kurumu
emrine verildi; 5 yıl Merkez Laboratuarları Müdürü ve Teknoloji Müdürü
görevlerinde bulundu.
1957’de Bağdat Paktı
tarafından düzenlenen “Radyasyonun
tarım ve biyoloji alanında kullanımı” konulu 6 haftalık bir
kursa katıldı ve başarıyla bitirdi.
Askerlik görevinden
ayrıldıktan sonra 1961’de Milli Eğitim Bakanlığı’na atandı. UNICEF ve CARE teşkilatlarının
ilkokullarda ortaklaşa uyguladıkları ilkokul çocuklarının beslenmesi
programında teknik müşavir olarak görevlendirildi. Yapılanları eleştiren
makaleler yazınca Tarım Bakanlığı’na tayin edildi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Kürsüsü’nde
öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Bu arada sürekli beslenme
konusunda bilimsel içerikli yayınlar yaptı ve konferanslar verdi.
Konferanslarının amacı, insanın bir başka insan tarafından sömürülmesinin
biyolojik yönlerini anlatmaktı.
Haydar Tunçkanat.
1966’da Tabii Senatör Haydar Tunçkanat tarafından
açıklanan ve basında “Türkiye’de
Nötralize Listesi” olarak
adlandıran CIA raporunda, Türkiye’de pasifize edilmesi gereken
isimler arasında gösterildi ve istenmeyen adam ilan edildi.
12 EYLÜL’DE İŞKENCE GÖRDÜ
Gazete ve dergilerde yayınlanmış
makalelerinin yanı sıra 1953-1978 yılları arasında 65 kitabı yayınlandı. “Sessiz Savaş”, “Gıda Emperyalizmi” ve “Açlık
Korkusu” en çok tanınan kitapları oldu.
1967-1975 yılları arasında Emek Dergisi’nde
86 yazısı yayınlandı.
Tarım Bakanlığı danışmanlık görevinden
politik nedenlerle Adana ili Veterinerlik danışmanlığına tayin edildiğinde
görevinden ayrıldı ve tam gün Ankara Tıp Fakültesi’nde çalışmaya başladı.
Protein kimyası ve metabolizması konusunda ders kitabı yayınlandı.
Roma, Washington, Viyana ve Paris’teki
çeşitli uluslararası kongrelere katıldı. 1972’de kendi isteğiyle Ankara Tıp
Fakültesi’ndeki görevinden emekliye ayrıldı. İşçi sendikaları ve
kooperatiflerinde teknik danışman olarak görevler aldı. Bülent Ecevit döneminde
Ankara Milletvekili adayı oldu; seçilemedi.
12 Eylül darbesinden sonra kötü günler
yaşadı. Bir süre gözaltında tutuldu. İşkence gördü. Serbest bırakılmasının
ardından içe dönük bir hayat yaşamayı tercih etti.
4 Nisan 1994 tarihinde Ankara, Ar Sokak (günümüzde “İlk hedefiniz Akdeniz’dir ileri)
denilen sokak zincirinin ilk’inde vefat etti. Şimdilerde Ankara’nın, Karşıyaka
kabristanında ebedi istirahatgâhında dinleniyor.
Osman Nuri Koçtürk…
Ölümünden sonra “Cumhuriyete Kanat Gerenler” arasında anılan, Türkiye’nin beslenme
sorunlarını ilk olarak ele alan ve insanın, insan tarafından sömürülmesinin
biyolojik yönlerini açıklamaya ve anlatmaya çalışan, memleketimizin
yetiştirdiği “ilk” beslenme
uzmanıdır.
Klasik müzik dinlemeyi severdi. Akşamları
konyak içerken Bizzet’in Rapsodi’sini dinlemekten büyük zevk alırdı.
Maksim Gorki, Dostoyevski, Fakir Baykurt,
Nazım Hikmet gibi yazar ve şairlerin kitaplarını hayatının sonuna kadar elinden
bırakmadı.
İzmir-Karşıyaka’da 14 Ekim 2016’da, Karşıyaka
Belediyesinin, Kent Koop Gıda Marketi bahçesinde düzenlediği bir törenle “Osman Nuri Koçtürk Büstü” açıldı.
Kitapları:
Aşağıdaki
yayınlarda Koçtürk, O.N. ilk (ve iki
yayın dışında tek) imza’dır.
1.
Yeni
bir gıda kaynağı: Maya. Güney Matbaacılık ve
Gazetecilik
TAO. 1953.
2.
Yüksek ve alçak proteinli
mısır proteinlerinin
biyolojik
değer mukayesesi. Et ve Balık Kurumu
yayınları, Ankara. 1955.
3.
Hayvan yemi olarak mısır. Et ve Balık Kurumu
yayınları, Ankara. 1956.
4. Etin
dondurulması ve dondurulmuş muhafazası. Et ve Balık Kurumu yayınları, Ankara.
1956.
5.
Etle ilgili
faydalı bilgiler.
Et ve Balık Kurumu yayınları, Ankara. 1956.
6.
Ordu beslenmesinde donmuş et. Et ve Balık Kurumu
yayınları, Ankara. 1957.
7.
Beslenme bilgileri.
Et ve Balık Kurumu yayınları, Ankara. 1957.
8. Et
koyunu yetiştirenler
için
el kitabı. Et ve Balık Kurumu yayınları,
Ankara. 1958.
9.
Gıda maddelerinin
soğuk ve donmuş muhafazası. Et ve Balık Kurumu yayınları, Ankara. 1958.
10.
Et hayvanı yetiştirmede
belli başlı kaideler
ve yem formülleri. Et ve Balık Kurumu
yayınları, Ankara. 1958.
11.
Tavuk beslemenin pratik
esasları ve vitaminler.
Et ve Balık Kurumu yayınları, Ankara. 1958.
12.
Bazı gıda ve yem maddelerinin
kükürtlü amino asitlerinin
mikrobiyolojik,
kimyasal metodlarla belirtilmesi.
Alçak ve yüksek proteinli
mısır proteinlerinin
bu bakımdan mukayesesi. Et ve Balık Kurumu
yayınları, Ankara. 1958.
13.
Kükürt metabolizması.
Türkiye Genel Kimyagerler
Kurumu, Ankara. 1959.
14.
Okul beslenmesi el kitabı.
Milli
Eğitim
Bakanlığı, Ankara. 1959.
15.
Beslenme esasları üstüne temel bilgiler.
Sorular ve cevapları. Milli
Eğitim
Bakanlığı, Ankara. 1961.
16.
Soğuk ve donmuş muhafaza teknolojisi.
Türk Ceteriner Hekimleri
Derneği, Ankara. 1961.
17.
Kuzuların et için
beslenmesi. Et ve Balık Kurumu
yayınları, Ankara. 1961.
18.
Çocuklar için
beslenme bilgisi.
Özel yayın. Ankara, 1961.
18.10.2016
Gıda emperyalizmine
karşı yılmaz ve yalnız savaşçı Yazdır Gıda Hareketi
http://www.gidahareketi.org/NewsPrint.aspx?Id=1287&ModuleName=haberleri
5/6
19.
Nüfus artışının beslenme ile ilgisi ve doğum kontrolünde kullanılabilecek tabii ve suni metodlar. Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Ankara.
1961.
20. İlkokullarda
beslenme denemeleri. Milli Eğitim Bakanlığı, Ögretmeni İşbaşında Yetiştirme Bürosu. Ankara. 1962.
21. Yiyeceklerimiz. Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Öğretim Müsteşarlığı, Mektupla Öğretim Merkezi. Ankara.
1962.
22.
Herkese her gün yüz gram et, dörtyüz gram süt. Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Ankara.
1962.
23. Yiyeceklerimiz ve
beslenmemizle ilgili sağlık
kuralları. Milli Eğitim Bakanlığı,
Mesleki ve
Teknik
Öğretim
Müsteşarlığı, Mektupla Öğretim Merkezi. Ankara. 1962.
24.
Bazı bölgelerin
beslenmesinde
önemli bir yeri olan mısır
proteininin soya proteini ile lizin ve triptofan bakımından fortifikasyonu. Amerikan Soya Birliği, Türkiye Temsilciliği. 1963.
25. İnsan
gücü, savaş gücü ve kaynaklar üzerine bazı düşünceler. Milli Savunma Bakanlığı, ARGE Başkanlığı. Ankara. 1963.
26. Milli gıda ve
beslenme politikası hakkında
düşünceler. Tarım Bakanlığı, Türk Milli FAO Komitesi, Ankara. 1963.
27.
Tarhana. Ankara Veteriner Hekimler Odası, 1964.
28.
Proteinlerin kimyası ve metabolizması (ders kitabı). Ankara Tıp Fakültesi. Ankara. 1964.
29.
Beslenmemiz ve diğer meselelerimiz. Tarım
Bakanlığı, Türk Milli FAO Komitesi, Ankara. 1964.
30.
İnsan gücü kaynağı olarak besin ve beslenme. Ankara Veteriner Hekimleri Odası, 1964.
31.
Soya politikamız ve
hayvancılığımızın geleceği. Türk Veteriner Hekimler Derneği, Ankara. 1964.
32.
Beslenme eğitimi. Sivas Milli Eğitim Müdürlüğü.
Sivas.
1964.
33.
Beslenme, hayvancılık, savunma gücü ve iktisadi kalkınma arasındaki münasebetler. Türk Veteriner Hekimleri Derneği, 1964.
34.
Türkiye’nin ve
dünya’nın beslenme ile ilgili meseleleri. Altın kitaplar, İstanbul. 1964.
35. İşçinin beslenmesi ve milli prodüktivite. Türk İş
Yayınları, Ankara. 1965.
36.
Türkiye’nin kalkınması,
çalışanların beslenmesi, tarımsal ve hayvansal prodüktivite arasındaki ilişkiler. Milli Prodüktivite Merkezi, Ankara. 1966.
37.
Türk halkının beslenmesinde ekmeğin yeri. Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği. Ankara. 1966.
38.
Yol işçilerinin beslenme
durumunu tespit araştırması.
Yol İş Federasyonu. Ankara, 1966.
39.
Gıda emperyalizmi. Toplum
Yayınevi,
Ankara. 1966.
40.
Türkiye’nin
kalkınmasında tarım ve sanayi (AGRINDUS). Kitapçılık Ticaret Limited Şirketi, İstanbul. 1967.
42.
Zeytinyağı
skandalı! Ges İş Yayınları, Ankara. 1967.
43. İşçiler, sendikacılar ve
beslenme sorunu. Genel İş, Ges İş yayınları, Ankara. 1967.
44. Şişmanlıktan
kurtulma yolları. Memleket yayınları, Ankara. 1967.
45.
Yüksek öğrenim
gençliğinin beslenme
sorunları. İTUTOB, İstanbul. 1967.
46.
Çağımızın beslenme sorunları. Oturum Yayınları, İstanbul. 1967.
47.
Tarım işçisinin ve Türk
tarımının bazı temel meseleleri. Türk İş yayınları, Ankara. 1967.
48.
Besin ve
beslenme. Varlık Yayınları, İstanbul. 1967.
49.
İşçi üniversitesine doğru. Yol
İş Federasyonu, Ankara. 1967.
50.
Spor yapanlar için pratik beslenme
kuralları. Futbol Antrenörleri, Menajerleri ve Monitörleri Cemiyeti yayınları, Ankara. 1968.
51.
Öğrencilerin temel ihtiyaçları. TÖS.
Birinci Devrimci Eğitim Şurasına
rapor. 1968.
52.
İşçi ve eğitim. Gesiş yayınları,
Ankara. 1968.
53.
Sporcular için beslenme el
kitabı.
Futbol Antrenörleri, Menajerleri ve Monitörleri Cemiyeti yayınları, Ankara. 1969.
54.
Türk halkının beslenme sorunu. TÖS yayınları. 1969.
55.
Sessiz
savaş. Ararat Yayınevi, İstanbul. 1968.
56.
Barış ve emperyalizm.
Ararat yayınevi, İstanbul. 1968.
57.
Açlık korkusu. Ata Yayınevi,
Ankara. 1970.
58.
Koçtürk, Osman Nuri ve
Pınarbaşı I. Gençlik,
yaşlılık ve arı sütü. Doğuş Ticaret
Ltd. Şirketi,
Ankara. 1971.
59.
Makrobiotik,
yaşlanma ve beslenme. Ankara Veteriner
Hekimleri
Odası. 1972.
60.
İşverenlerin ücret araştırması üzerine. TIŞ yayınları, Ankara. 1976.
61.
Fasulye raporu. KöyKoop yayını, Ankara. 1977. 18.10.2016 Gıda emperyalizmine
karşı yılmaz ve yalnız savaşçı Yazdır Gıda Hareket
http://www.gdahareket.org/NewsPrnt.aspx?Id=1287&ModuleName=haberler 6/6
62.
Türkiye’nin sanayileşme sureci içinde hayvancılığın geleceği. VI. Hayvancılık Kongresi
yayını, Ankara. 1978.
63.
Demokratik halk kooperatifleri, köykent yerleşim düzeni ve hayvancılık endüstrisi.
V. Hayvancılık Kongresi yayını, Ankara. 1978.
64.
Toplumda kent ve kırsal yörelerde kapitalist üretimin ortaya çıkardığı dengesizlik
ve bunalımlar üzerine bir deneme. Türk Veteriner Hekimleri Derneği yayınları,
Ankara. 1978. 65. Tarım ilaçları ve kırsal yörede çevre kirlenmesi. KöyKoop
yayınları, Ankara. 1978.
Kaynaklar:
Soner Yalçın
Oda TV,
Hakan Kenan
Taşoluk,
Ahmet Aydın



