27 Aralık 2013 Cuma

Hukuk Devleti.

1. HUKUK KAVRAMI ve HUKUKUN ÖNEMİ
1.1. HUKUK NEDİR?
Hukuk teriminin dört ayrı anlamı vardır.
1.       1. Hukuk sözcüğünün kökeni ve kökenindeki öz anlamı
Hukuk sözcüğü, Arapça kökenlidir. Bu sözcük, genel dilde, özellikle eski metinlerde, tıpkı kaynağı Arap dilindeki gibi hak sözcüğünün çoğulu olarak, yani haklar anlamında kullanılır.
1.       2. Bir kurallar sistemine işaret eden anlamı
Kendilerine uyulmayınca devletin sağlama bağladığı bir katlanmaya (yani, bir yaptırıcı katlanım’a, daha kısa adıyla yaptırım’a) uğranılan, toplumsal yaşantı düzenleyici kurallara hukuk kuralları ve bunların tümüne birden de hukuk diyoruz.
1.       3. Bu kurallar sistemini inceleyen bilim dalına işaret eden anlamı
Hukuk sözcüğü,bir bilimsel terim olarak, ayrıca, hukuk kurallarını inceleyen, onların arasındaki bağlantıları bulan bilim dalının adı olarak da kullanılır.
1.       4. Kamusal olmayan anlamında bir sıfat olarak kullanılması
Roma hukukunda ve büyük ölçüde ona dayanan Kara Avrupa'sı Hukuk sistemlerinde "Kamusal olmayan" anlamına gelen sözcük karşılığı olarak, özellikle medeni hukuk deyişi içinde, medeni sıfatını kullanıyoruz.
1.2. HUKUKUN ÖNEMİ

İnsanların sınırsız ihtiyaçları vardır. Ve bu sınırsız ihtiyaçları, sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışırlar. Bu faaliyetlerde istemeden de olsa insanoğlu birbirine zarar verir, birbirinin hakkını yer. İşte hukuk kurallarının amacı, insanların düzen içinde ve barış ortamında yaşamalarını sağlamaktır. Bunu yaparken de bazı kısıtlamalardan ve yaptırım gücünden faydalanır. İnsan yaşamını düzenleyici birçok kurallar vardır. Fakat bunlar arasında en etkilisi hukuk kurallarıdır. Çünkü hukuk kuralları herkesi bağlar. Hukuka aykırı bir hareket yaptığınızda karşınızda devlet vardır ve işlediğiniz suç oranında cezaları vardır. Hukuk hayatımızı düzenleyen bir etken olarak çok önemlidir. İnsan hayatını yaşanır ve adil yapar.
2. HUKUK DEVLETİ PRENSİPLERİ
2.1. HUKUK DEVLETİ
Hukuk devleti prensiplerine geçmeden önce, hukuk devleti kavramının ne olduğunu bir açıklayalım. Anayasamızın 2’inci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, ilkesi, bütün uygar demokratik rejimlerin temel özelliklerinden biridir. Bu kavram, en kısa tanımıyla, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi anlatır. Anayasa Mahkemesi de, hukuk devletini “insan kaynaklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendisini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlet” şeklinde tanımlamıştır.
Hukuk dilinde hukuk devleti deyimi,devletin hukuk kurallarıyla bağlı sayılmadığı polis devleti kavramının karşıtı olarak kullanılmaktadır. Hukuk devletinin çağdaş demokratik uygarlığının en önemli aşamalarından biri olduğuna şüphe yoktur. Gerçekten, vatandaşların devlete karşı güven beslemeleri ve kendi kişiliklerini korkusuzca geliştirebilmeleri, ancak hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti sistemi içinde mümkündür.
2.2. HUKUK DEVLETİNİN BAŞLICA PRENSİPLERİ NELERDİR?
1.       Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi
2.      Yasama işlemlerinin yargısal denetimi
3.      Yargının bağımsızlığı
4.      Kanuni hakim güvencesi
5.      Ceza sorumluluğu
6.      Hukukun genel ilkelerine bağlılık
2.2.1. Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi
Bu ilke, her şeyden önce, devletin işlerinin hukuk kurallarına bağlılığını ifade eder. Bunu sağlayacak mekanizma ise, devletin eylem ve işlemlerinin yargı denetimi altında bulunmasıdır. Hukuk devleti denilince, ilk olarak yürütmenin hukuka bağlılığı ve yürütme işlemlerinin yargı denetimi altında bulunması akla gelir. Bunu daha çok tarihsel sebeplerle açıklamak mümkündür. Hukuk devleti ilkesinin mücadelesinin yapıldığı geçen yüzyıllarda, yürütme organı genellikle kral ve onun bakanlarından oluştuğu için, bu dönemlerde kişi haklarına karşı saldırının ancak yürütme organından gelebileceği, dolayısıyla vatandaşların hukuki güvenliğinin sağlanabilmesi için yürütme organını hukukla bağlamanın gerekli ve yeter olduğu düşünülmüştür. Kişi haklarının, milli iradeden doğan yasama organına karşı da korunmasının gerekebileceği, tarihsel bakımdan daha sonraları ortaya çıkan ve benimsenen bir düşüncedir. Nitekim yasama organının yargısal denetimi bazı demokratik ülkelerde henüz kabul edilmemiş olduğu halde, yürütmenin yargısal denetimi, bütün demokratik ülkelerde yerleşmiş bir kuraldır.
Yürütme organın eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi konusunda iki sistem vardır.
1.       Mali idare (Yargı Birliği)
2.      İdari yargı
2.2.1.1. Mali İdare (Yargı Birliği);
Söz konusu denetimi genel yargı organlarına bırakan ve özellikle Anglo-Sakson ülkelerinde uygulanan bir sistemdir. Bu sistemde tekbir yargı organı vardır ve devletle fert arasındaki hukuki uyuşmazlıklar, tıpkı fertler arasındaki uyuşmazlıklar gibi, bu yargı organınca yani genel mahkemelerce çözülür.
2.2.1.2. İdari Yargı;
Bu sistem ise; yürütmenin eylem ve işlemlerinden doğan hukuki uyuşmazlıkların çözümünü, genel mahkemelere değil, özel birtakım yargı kuruluşlarına yani idari mahkemelere bırakır. Bu sistem Fransa’da doğmuş ve oradan diğer Kara Avrupa'sı ülkelerine yayılmıştır. Türkiye’de de yüzyılı aşın süredir uygulanmakta olan sistem budur.
Türkiye’de Danıştay, idari yargı sisteminin en üst merciidir. Anayasanın 155. maddesine göre Danıştay; idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari mercine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercidir. Danıştayın görevleri;
·         Davaları görmek,
·         Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek,
·         Tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek,
·         İdari uyuşmazlıkları çözümlemek,
·         Kanunda gösterilen diğer işleri yapmak.
Buradan da anlaşılacağı gibi Danıştayın idari yargı görevinin yanında, merkezi idarenin  danışma organı olma görevi de vardır. Bizi burada hukuk devleti açısından ilgilendiren, Danıştayın idari yargı fonksiyonudur.
Hukuk devleti ilkesi, gerek adli idare, gerek idari yargı sistemleriyle bağdaşabilir. Hukuk devleti bakımından önemli olan nokta, yürütmenin eylem ve işlemlerinin bağımsız yargı organlarınca denetlenip denetlenmemesidir. Bu denetim sağlandıktan sonra mahkemenin cinsi pek önemli değildir.
2.2.2. Yasama işlemlerinin yargısal denetimi
Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olmakla birlikte, tek başına hukukun üstünlüğünü ve vatandaşların hukuki güvenliğini sağlamaya yeterli değildir. Çünkü bu deneti, nihayet,yürütme işlemlerinin kanunlara uygunluğunu sağlayabilecektir. Oysa kanunların kendisi Anayasaya aykırı olduğu takdirde, vatandaşların anayasal haklarının çiğnenmesi gene önlenemeyecektir. Şu halde hukuk devletinin tam anlamıyla gerçekleşmiş sayılabilmesi için, sadece yürütme organının işlemlerinin kanunlara uygunluğunun değil, yasama işlemlerinin de Anayasaya uygunluğunun yargı organlarınca denetlenebilmesi gerekir.
2.2.3. Yargı bağımsızlığı
Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri de yargı bağımsızlığıdır. Gerçekten, eğer yürütme veya yasama işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyecek olan organlar, yürütme ve yasama organları karşısında tam bir bağımsızlığa sahip değiller ise, yargı denetiminde beklenen yararlar büyük ölçüde ortadan kalkmış olur.
2.2.4. Kanuni hakim güvencesi
Hukuk devleti, en genel anlamda, vatandaşların hukuki güvenliğini sağlamayı amaçladığına göre, bu ilkenin başka birtakım gerekleri de olması doğaldır. Anayasanın 37. maddesinde yer alan kanuni hakim güvencesi bunların başlıcalarından biridir.1961 anayasasının ilk metninde (m.32) bu güvence, tabii yargı yolu başlığı altında şu şekilde düzenlenmişti: “Hiç kimse tabii hakimden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi tabii hakimden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” Sözü geçen madde 1971 de değiştirilerek; “hiç kimse kanunen tabii olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” Tabii yargı ilkesi,uyuşmazlığı yargılayacak olan mahkemenin, o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olmasıdır. Danışma Meclisi Anayasa Komisyonunun gerekçesine göre, “bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkanı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise, tarafsız yargı merci güvencesinin ilk gereğidir.” İşte kanuni hakim güvencesine göre kişiye özel mahkemeler kurulmaz ve herkes eşit koşullarda yargılanır.
2.2.5. Ceza sorumluluğu
Hukuk devletinde kimse işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye de suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayıcı bir beyanda bulunmaya ve bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez. İdare,kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir. Vatandaşlar, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemezler.
2.2.6. Hukukun genel ilkelerine bağlılık
Bu madde, hukuk devletinin özünü oluşturur. Hukuk devletinde amaç, hukukun en temel ilkelerini benimseyip, devletin yaptığı her işlevde hukuka uymasını sağlamaktır. Hukuk ilkelerine uymayan bir hukuk devleti olması düşünülemez.