1. HUKUK KAVRAMI ve HUKUKUN ÖNEMİ
1.1. HUKUK NEDİR?
Hukuk teriminin dört ayrı anlamı vardır.
1. 1. Hukuk sözcüğünün
kökeni ve kökenindeki öz anlamı
Hukuk sözcüğü, Arapça kökenlidir. Bu sözcük, genel dilde, özellikle eski metinlerde, tıpkı kaynağı Arap dilindeki gibi hak sözcüğünün
çoğulu olarak, yani haklar anlamında kullanılır.
1. 2. Bir kurallar
sistemine işaret eden anlamı
Kendilerine uyulmayınca devletin sağlama bağladığı bir
katlanmaya (yani, bir yaptırıcı katlanım’a, daha kısa adıyla yaptırım’a) uğranılan, toplumsal yaşantı düzenleyici kurallara hukuk kuralları ve bunların
tümüne birden de hukuk diyoruz.
1. 3. Bu kurallar
sistemini inceleyen bilim dalına işaret eden anlamı
Hukuk sözcüğü,bir bilimsel terim olarak, ayrıca, hukuk kurallarını inceleyen, onların
arasındaki bağlantıları bulan bilim dalının adı olarak da kullanılır.
1. 4. Kamusal olmayan
anlamında bir sıfat olarak kullanılması
Roma hukukunda ve
büyük ölçüde ona dayanan Kara Avrupa'sı Hukuk sistemlerinde "Kamusal olmayan" anlamına gelen sözcük karşılığı olarak, özellikle medeni hukuk
deyişi içinde, medeni sıfatını kullanıyoruz.
1.2. HUKUKUN ÖNEMİ
İnsanların sınırsız ihtiyaçları vardır. Ve bu sınırsız ihtiyaçları, sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışırlar. Bu faaliyetlerde istemeden de olsa insanoğlu birbirine zarar verir, birbirinin hakkını yer. İşte hukuk kurallarının amacı, insanların düzen içinde ve barış ortamında yaşamalarını sağlamaktır. Bunu yaparken de bazı kısıtlamalardan ve yaptırım gücünden faydalanır. İnsan yaşamını düzenleyici birçok kurallar vardır. Fakat bunlar arasında en etkilisi hukuk kurallarıdır. Çünkü hukuk kuralları herkesi bağlar. Hukuka aykırı bir hareket yaptığınızda karşınızda devlet vardır ve işlediğiniz suç oranında cezaları vardır. Hukuk hayatımızı düzenleyen bir etken olarak çok önemlidir. İnsan hayatını yaşanır ve adil yapar.
İnsanların sınırsız ihtiyaçları vardır. Ve bu sınırsız ihtiyaçları, sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışırlar. Bu faaliyetlerde istemeden de olsa insanoğlu birbirine zarar verir, birbirinin hakkını yer. İşte hukuk kurallarının amacı, insanların düzen içinde ve barış ortamında yaşamalarını sağlamaktır. Bunu yaparken de bazı kısıtlamalardan ve yaptırım gücünden faydalanır. İnsan yaşamını düzenleyici birçok kurallar vardır. Fakat bunlar arasında en etkilisi hukuk kurallarıdır. Çünkü hukuk kuralları herkesi bağlar. Hukuka aykırı bir hareket yaptığınızda karşınızda devlet vardır ve işlediğiniz suç oranında cezaları vardır. Hukuk hayatımızı düzenleyen bir etken olarak çok önemlidir. İnsan hayatını yaşanır ve adil yapar.
2. HUKUK DEVLETİ PRENSİPLERİ
2.1. HUKUK DEVLETİ
Hukuk devleti prensiplerine geçmeden önce, hukuk
devleti kavramının ne olduğunu bir açıklayalım. Anayasamızın 2’inci maddesinde
Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, ilkesi, bütün uygar
demokratik rejimlerin temel özelliklerinden biridir. Bu kavram, en kısa
tanımıyla, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve
işlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi anlatır. Anayasa Mahkemesi
de, hukuk devletini “insan kaynaklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adil bir
hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendisini yükümlü sayan, bütün işlem
ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlet” şeklinde tanımlamıştır.
Hukuk dilinde hukuk devleti deyimi,devletin hukuk
kurallarıyla bağlı sayılmadığı polis devleti kavramının karşıtı olarak
kullanılmaktadır. Hukuk devletinin çağdaş demokratik uygarlığının en önemli
aşamalarından biri olduğuna şüphe yoktur. Gerçekten, vatandaşların devlete karşı
güven beslemeleri ve kendi kişiliklerini korkusuzca geliştirebilmeleri, ancak
hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti sistemi içinde mümkündür.
2.2. HUKUK DEVLETİNİN BAŞLICA PRENSİPLERİ NELERDİR?
1. Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi
2. Yasama işlemlerinin yargısal denetimi
3. Yargının bağımsızlığı
4. Kanuni hakim güvencesi
5. Ceza sorumluluğu
6. Hukukun genel ilkelerine bağlılık
2.2.1. Yürütme
işlemlerinin yargısal denetimi
Bu ilke, her şeyden önce, devletin işlerinin hukuk
kurallarına bağlılığını ifade eder. Bunu sağlayacak mekanizma ise, devletin
eylem ve işlemlerinin yargı denetimi altında bulunmasıdır. Hukuk devleti
denilince, ilk olarak yürütmenin hukuka bağlılığı ve yürütme işlemlerinin yargı
denetimi altında bulunması akla gelir. Bunu daha çok tarihsel sebeplerle
açıklamak mümkündür. Hukuk devleti ilkesinin mücadelesinin yapıldığı geçen
yüzyıllarda, yürütme organı genellikle kral ve onun bakanlarından oluştuğu
için, bu dönemlerde kişi haklarına karşı saldırının ancak yürütme organından
gelebileceği, dolayısıyla vatandaşların hukuki güvenliğinin sağlanabilmesi için
yürütme organını hukukla bağlamanın gerekli ve yeter olduğu düşünülmüştür. Kişi
haklarının, milli iradeden doğan yasama organına karşı da korunmasının
gerekebileceği, tarihsel bakımdan daha sonraları ortaya çıkan ve benimsenen bir
düşüncedir. Nitekim yasama organının yargısal denetimi bazı demokratik ülkelerde
henüz kabul edilmemiş olduğu halde, yürütmenin yargısal denetimi, bütün
demokratik ülkelerde yerleşmiş bir kuraldır.
Yürütme organın eylem ve işlemlerinin yargısal
denetimi konusunda iki sistem vardır.
1. Mali idare (Yargı Birliği)
2. İdari yargı
2.2.1.1. Mali İdare (Yargı
Birliği);
Söz konusu denetimi genel yargı organlarına bırakan ve
özellikle Anglo-Sakson ülkelerinde uygulanan bir sistemdir. Bu sistemde tekbir
yargı organı vardır ve devletle fert arasındaki hukuki uyuşmazlıklar, tıpkı
fertler arasındaki uyuşmazlıklar gibi, bu yargı organınca yani genel
mahkemelerce çözülür.
2.2.1.2. İdari Yargı;
Bu sistem ise; yürütmenin eylem ve işlemlerinden doğan
hukuki uyuşmazlıkların çözümünü, genel mahkemelere değil, özel birtakım yargı
kuruluşlarına yani idari mahkemelere bırakır. Bu sistem Fransa’da doğmuş ve
oradan diğer Kara Avrupa'sı ülkelerine yayılmıştır. Türkiye’de de yüzyılı aşın
süredir uygulanmakta olan sistem budur.
Türkiye’de Danıştay, idari yargı sisteminin en üst merciidir. Anayasanın 155. maddesine göre Danıştay; idari mahkemelerce verilen ve
kanunun başka bir idari mercine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme
mercidir. Danıştayın görevleri;
·
Davaları görmek,
·
Başbakan ve Bakanlar
Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek,
·
Tüzük tasarılarını ve
imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek,
·
İdari uyuşmazlıkları
çözümlemek,
·
Kanunda gösterilen
diğer işleri yapmak.
Buradan da anlaşılacağı gibi Danıştayın idari yargı
görevinin yanında, merkezi idarenin danışma organı olma görevi de vardır. Bizi
burada hukuk devleti açısından ilgilendiren, Danıştayın idari yargı
fonksiyonudur.
Hukuk devleti ilkesi, gerek adli idare, gerek idari
yargı sistemleriyle bağdaşabilir. Hukuk devleti bakımından önemli olan
nokta, yürütmenin eylem ve işlemlerinin bağımsız yargı organlarınca denetlenip
denetlenmemesidir. Bu denetim sağlandıktan sonra mahkemenin cinsi pek önemli
değildir.
2.2.2. Yasama işlemlerinin
yargısal denetimi
Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi, hukuk
devletinin temel ilkelerinden biri olmakla birlikte, tek başına hukukun
üstünlüğünü ve vatandaşların hukuki güvenliğini sağlamaya yeterli değildir. Çünkü
bu deneti, nihayet,yürütme işlemlerinin kanunlara uygunluğunu
sağlayabilecektir. Oysa kanunların kendisi Anayasaya aykırı olduğu
takdirde, vatandaşların anayasal haklarının çiğnenmesi gene önlenemeyecektir. Şu
halde hukuk devletinin tam anlamıyla gerçekleşmiş sayılabilmesi için, sadece
yürütme organının işlemlerinin kanunlara uygunluğunun değil, yasama işlemlerinin
de Anayasaya uygunluğunun yargı organlarınca denetlenebilmesi gerekir.
2.2.3. Yargı bağımsızlığı
Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri de yargı
bağımsızlığıdır. Gerçekten, eğer yürütme veya yasama işlemlerinin hukuka
uygunluğunu denetleyecek olan organlar, yürütme ve yasama organları karşısında
tam bir bağımsızlığa sahip değiller ise, yargı denetiminde beklenen yararlar
büyük ölçüde ortadan kalkmış olur.
2.2.4. Kanuni hakim
güvencesi
Hukuk devleti, en genel anlamda, vatandaşların hukuki
güvenliğini sağlamayı amaçladığına göre, bu ilkenin başka birtakım
gerekleri de olması doğaldır. Anayasanın 37. maddesinde yer alan kanuni hakim
güvencesi bunların başlıcalarından biridir.1961 anayasasının ilk metninde
(m.32) bu güvence, tabii yargı yolu başlığı altında şu şekilde düzenlenmişti: “Hiç kimse tabii hakimden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi tabii
hakimden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip
olağanüstü merciler kurulamaz.” Sözü geçen madde 1971 de değiştirilerek; “hiç kimse kanunen tabii olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” Tabii yargı ilkesi,uyuşmazlığı yargılayacak olan mahkemenin, o uyuşmazlığın
doğmasından önce kanunen belli olmasıdır. Danışma Meclisi Anayasa Komisyonunun
gerekçesine göre, “bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla
yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya
göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkanı ortadan
kaldırılmaktadır. Bu ise, tarafsız yargı merci güvencesinin ilk gereğidir.” İşte
kanuni hakim güvencesine göre kişiye özel mahkemeler kurulmaz ve herkes eşit
koşullarda yargılanır.
2.2.5. Ceza sorumluluğu
Hukuk devletinde kimse işlediği zaman yürürlükte
bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye de
suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza
verilemez. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla
konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse
kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayıcı bir beyanda bulunmaya ve
bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere
cezası verilemez. İdare,kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir
müeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla
istisnalar getirilebilir. Vatandaşlar, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri
verilemezler.
2.2.6. Hukukun genel
ilkelerine bağlılık
Bu
madde, hukuk devletinin özünü oluşturur. Hukuk devletinde amaç, hukukun en temel
ilkelerini benimseyip, devletin yaptığı her işlevde hukuka uymasını
sağlamaktır. Hukuk ilkelerine uymayan bir hukuk devleti olması düşünülemez.