Bir
aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala
yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe
yaramayacaktır.
Üzülme,
sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün,
şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki, o ne yaptı?" deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için
uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok
senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Hem
ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir
zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. Epeydir eline almadığın kitaplar seni
bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine
içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü
de cabası.
Sen
yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi
ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve
yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri
dolduracak yüreğini.Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.
