Vefa Zat Beyden Aktarılmıştır.
Bizim geleneksel meyhanelerimiz vardı, ne yazık ki değil, ne güzeldir ki
vardı. Yazık oldu değil, yazık olmadı meyhanelerimize çünkü dolu dolu ve doya
doya yaşandı. Vardı sözcüğü yok olmuşluğu değil, yitirilmişliği yansıtıyor
sadece. Hayıflanmayı değil, sahiplenmeyi yansıtıyor her şeyiyle.
Biraz bohem, biraz salaştı meyhanelerimiz ama güzeldi. Tahta masaları, tozlu duvarları, isli perdeleri, kırık camları ile bizimdi, hem de çok özeldi. Ayrıca, duvarlarının her köşesi nice bade-peresin hülyalı bakışlarının replikleriyle doluydu.
İşte bu emektar meyhanelerin duvarlarında kararında rakı içmenin şaşmaz yasasına rastlanılırdı çoğu zaman. Sigara dumanıyla islenmiş camı, solmuş yazıları ve tozlu çerçevesi içinde nicelerinin dozunu tayin etmişti bu yasa ya da edememişti. “Azı karar, çoğu zarar” başlığını taşırdı bu yasa. Hangi dozda içilen rakının hangi sonuçları doğuracağının âdeta tüyosuydu. Biraz yavan, sevimsiz ve kabaca olsa da ölçülü içmenin, temiz içmenin sırrı vardı bu yasada.
En önemlisi de bu yasa “Adab-ı işret” (İçki içme terbiyesi) ile ilgili dostça uyarılar fısıldardı kulaklarımıza, dostça ve babacan nasihatler. Bu fısıltılarda bir hocanın sıcaklığını, bir babanın şefkatini bulabilmek de mümkündü. İlk gençlik yıllarımızda “Azı karar, çoğu zarar” yasası pek bir şey ifade etmiyordu bizlere, ama geç de olsa bugün anladık bu “Baba Yasa”nın hikmetlerini. Yazarının dilleri ve elleri dert görmeye, dostça uyarılar dünya durdukça yapıla.
Dokuz maddelik bu yasa iki kadeh rakıyı makul bir miktar olarak görür ki bu dozda içtiğimiz takdirde “Temiz İçme” alışkanlığı ediniriz.
Bütün bu gerçeklere rağmen içkiye kimileri dost gibi yaklaşır, kimi sevdalı gibi. Kimine “Kerem” olur kadehler, kiminin “Aslı”sıdır taparcasına. Kimine ışıl ışıl bir dünya sunar, matı parlak gösterir, ölüyü diri, alı mor. “Amacım bir iki kadeh içerek neşelenmek, kurtulmak üzüntüden” dedirtir kimine. Kimi de; “Etrafımdakilere tahammül edebilmek için içiyorum” der. Marifetleriyle destanlar yazılır bu yaşam avuntusunun.
İşin en doğrusu matematiksel durumda gizlidir. Yerli ölçülere göre bir tek rakı 4 santilitredir. Bu meyhane işletmecilerinin standart tek rakı ölçü birimidir. İki tek rakı bir duble eder ki bu da 8 santilitredir. İki duble yani makul karar doz ise 16 santilitre rakıdır. Bu miktar bildiğimiz yarım şişe rakıya tekabül eder. Bundan da yarım şişe rakının makul bir ölçü olduğu anlaşılır.
“Kerahet Vakti”nde içki içme alışkanlığı olanlar, yani akşamcı olarak nitelenen “Rakı Tiryakileri”nin ölçüsü de yarım şişe rakıdır. Dikkat edilecek olunursa akşamcı rakı tiryakileri bu dozu asla aşmazlar. Şaşmaz ölçüleridir bu miktar.
Dilerseniz tekrar temiz içmeye dönelim. Temiz içme hepimizin bildiği gibi kararında içip dozunda kalabilmektir. İçkili dünyamızda kararında içip dozunda kalanlara “Temiz İçici” denir. Temiz içme içki içme terbiyesinin ilk basamağıdır ve içki sofralarının güzelliği de bu temizlikte gizlidir. Temiz içen içkiyi amaç olarak değil, araç olarak içer. O dostluğa, güzelliğe ve mutluluğa ulaşabilmek için içkiyi araç olarak kabul eder ve bu aracı kullanırken de kararını asla kaçırmaz, ölçüsünde kalır hep.
Biraz bohem, biraz salaştı meyhanelerimiz ama güzeldi. Tahta masaları, tozlu duvarları, isli perdeleri, kırık camları ile bizimdi, hem de çok özeldi. Ayrıca, duvarlarının her köşesi nice bade-peresin hülyalı bakışlarının replikleriyle doluydu.
İşte bu emektar meyhanelerin duvarlarında kararında rakı içmenin şaşmaz yasasına rastlanılırdı çoğu zaman. Sigara dumanıyla islenmiş camı, solmuş yazıları ve tozlu çerçevesi içinde nicelerinin dozunu tayin etmişti bu yasa ya da edememişti. “Azı karar, çoğu zarar” başlığını taşırdı bu yasa. Hangi dozda içilen rakının hangi sonuçları doğuracağının âdeta tüyosuydu. Biraz yavan, sevimsiz ve kabaca olsa da ölçülü içmenin, temiz içmenin sırrı vardı bu yasada.
En önemlisi de bu yasa “Adab-ı işret” (İçki içme terbiyesi) ile ilgili dostça uyarılar fısıldardı kulaklarımıza, dostça ve babacan nasihatler. Bu fısıltılarda bir hocanın sıcaklığını, bir babanın şefkatini bulabilmek de mümkündü. İlk gençlik yıllarımızda “Azı karar, çoğu zarar” yasası pek bir şey ifade etmiyordu bizlere, ama geç de olsa bugün anladık bu “Baba Yasa”nın hikmetlerini. Yazarının dilleri ve elleri dert görmeye, dostça uyarılar dünya durdukça yapıla.
Dokuz maddelik bu yasa iki kadeh rakıyı makul bir miktar olarak görür ki bu dozda içtiğimiz takdirde “Temiz İçme” alışkanlığı ediniriz.
Bütün bu gerçeklere rağmen içkiye kimileri dost gibi yaklaşır, kimi sevdalı gibi. Kimine “Kerem” olur kadehler, kiminin “Aslı”sıdır taparcasına. Kimine ışıl ışıl bir dünya sunar, matı parlak gösterir, ölüyü diri, alı mor. “Amacım bir iki kadeh içerek neşelenmek, kurtulmak üzüntüden” dedirtir kimine. Kimi de; “Etrafımdakilere tahammül edebilmek için içiyorum” der. Marifetleriyle destanlar yazılır bu yaşam avuntusunun.
İşin en doğrusu matematiksel durumda gizlidir. Yerli ölçülere göre bir tek rakı 4 santilitredir. Bu meyhane işletmecilerinin standart tek rakı ölçü birimidir. İki tek rakı bir duble eder ki bu da 8 santilitredir. İki duble yani makul karar doz ise 16 santilitre rakıdır. Bu miktar bildiğimiz yarım şişe rakıya tekabül eder. Bundan da yarım şişe rakının makul bir ölçü olduğu anlaşılır.
“Kerahet Vakti”nde içki içme alışkanlığı olanlar, yani akşamcı olarak nitelenen “Rakı Tiryakileri”nin ölçüsü de yarım şişe rakıdır. Dikkat edilecek olunursa akşamcı rakı tiryakileri bu dozu asla aşmazlar. Şaşmaz ölçüleridir bu miktar.
Dilerseniz tekrar temiz içmeye dönelim. Temiz içme hepimizin bildiği gibi kararında içip dozunda kalabilmektir. İçkili dünyamızda kararında içip dozunda kalanlara “Temiz İçici” denir. Temiz içme içki içme terbiyesinin ilk basamağıdır ve içki sofralarının güzelliği de bu temizlikte gizlidir. Temiz içen içkiyi amaç olarak değil, araç olarak içer. O dostluğa, güzelliğe ve mutluluğa ulaşabilmek için içkiyi araç olarak kabul eder ve bu aracı kullanırken de kararını asla kaçırmaz, ölçüsünde kalır hep.
İçkinin dozuyla orantılı olarak yaratacağı etkiler de farklılıklar
gösterir. Yüksek dozda içilen içki ile düşük dozda içilen içkinin etkileri pek
tabii ki aynı olamaz. Bu etki yaşadığımız günün koşullarına göre değişebilir.
Fizyolojik ve psikolojik yaşamımız gün be gün, an be an aynı olamaz ve bazen
duygularımıza mantığımızla gem vuramayız.
İşte bu yüzdendir ki yaşamımızın her anında ve değişen koşullarda yudumladığımız içkinin bizlere götüreceği sahiller de farklı olacaktır. Bu yudumlar kimi zaman bizleri huzurlu bir kumsalın sakin dalgalarının yanı başına yatırır, kimi zaman da yalçın kayalarla dolu sahillerde dağ gibi dalgaların ortasında buluruz kendimizi.
Birçok tıp adamı dozu ne olursa olsun içkiye şiddetle karşı çıkar ve içki içme nedenlerinin hiçbirini kabul etmez. Yine birçok tıp adamı kararında içilen içkiye göz yumar. İşte kararında içilen içkiye göz yumanlardan biri de Dr. Erdal Atabek Beydir. Kendisi içkiye dünyevi gözle bakar ve şöyle der:
“... Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz. Bazen seviniyor, bazen üzülüyoruz. İşlerimizin iyi gittiği oluyor, kötü gittiği de. Çoğumuz da içki içiyoruz. İçki, günün sıkıntılarını azaltıyor, biliyorum. Dostlar bir arada iken içmenin tadı da başka oluyor. Sizlerle bir hekim olarak değil, bir dost olarak konuşmak istiyorum. İçki içmeyen, sigara içmeyen, oyun oynamayan, gazete ilanlarındaki damat adayları gibilerin renksizliğini, tatsızlığını da övecek değilim. Bilim de bizi kaskatı kuralların içine tıkmıyor zaten. Öyleyse?
Tadında kalan güzeldir…"
Gününüz berrak, rakınız kaymak olsun sevgili arkadaşlarım.
İşte bu yüzdendir ki yaşamımızın her anında ve değişen koşullarda yudumladığımız içkinin bizlere götüreceği sahiller de farklı olacaktır. Bu yudumlar kimi zaman bizleri huzurlu bir kumsalın sakin dalgalarının yanı başına yatırır, kimi zaman da yalçın kayalarla dolu sahillerde dağ gibi dalgaların ortasında buluruz kendimizi.
Birçok tıp adamı dozu ne olursa olsun içkiye şiddetle karşı çıkar ve içki içme nedenlerinin hiçbirini kabul etmez. Yine birçok tıp adamı kararında içilen içkiye göz yumar. İşte kararında içilen içkiye göz yumanlardan biri de Dr. Erdal Atabek Beydir. Kendisi içkiye dünyevi gözle bakar ve şöyle der:
“... Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz. Bazen seviniyor, bazen üzülüyoruz. İşlerimizin iyi gittiği oluyor, kötü gittiği de. Çoğumuz da içki içiyoruz. İçki, günün sıkıntılarını azaltıyor, biliyorum. Dostlar bir arada iken içmenin tadı da başka oluyor. Sizlerle bir hekim olarak değil, bir dost olarak konuşmak istiyorum. İçki içmeyen, sigara içmeyen, oyun oynamayan, gazete ilanlarındaki damat adayları gibilerin renksizliğini, tatsızlığını da övecek değilim. Bilim de bizi kaskatı kuralların içine tıkmıyor zaten. Öyleyse?
Tadında kalan güzeldir…"
Gününüz berrak, rakınız kaymak olsun sevgili arkadaşlarım.
