Her ne kadar Alaçatı’nın otları ve bunlarla
yapılan yemekleri meşhur olsa da, geniş bir balıkçılık ve balık restoranı
sektörü de mevcut. Peki, Alaçatı’ya gidildiğinde hangi balıklar, nerede yenir?
Bunların çiftlik mi, yoksa deniz balığı mı olduğunu nasıl anlarsınız? İşte size
cevapları.
Sıcak bir iklim kuşağında olmasına karşın, açık denizde olduğundan soğuk
bir suya ve onun temizliğine sahip olan Alaçatı’nın balıkları pek çok yere göre
daha lezzetlidir. Göç aylarında boğazlardan geçen göçebe balıklardan lüfer ve
palamut, mevsimine göre Alaçatı’ya uğrasa da, gerçek lezzetlerini burada
vermez, yavan olurlar.
Alaçatı’nın tercih edilenleriyse daha çok, dip ve taş balıklarıdır. Güneyde
sofraların baş tacı olan lahos ya da grida gibi balıklar bile Alaçatı’da arka
sıralardadır.
Alaçatı’nın Kralı
Barbundur.
Alaçatı’da balıkların kralıysa barbun olarak
bilinir. Yani, o göz alıcı kırmızı rengiyle barbunya. Tekir, mercan, fangri,
çipura, levrek, dikenli mercan, adabeyi (lipsos), sinarit, grida, lahos, orfoz,
pisi, dil, mırmır, sargos, kaya levreği (eşkina), nadiren de çıksa trança,
yörenin önde gelen diğer balıklarıdır. Kış ayları balığın en çok çıktığı
dönemdir. Akınlarla birlikte balık daha da çoğalır.
Kalamar, sübye, ahtapot gibi diğer deniz canlılarının kıyılara girip
yumurta bırakmasıyla balıkların da yemlenmek için buralara gelmesi, Alaçatı’da
avlanma seviyesini doruğa çıkarır. Alıcı nüfus az olsa da, hiçbir balıkçının
tuttuğu ürün elinde kalmaz. Yaz aylarındaysa bunun tam tersi yaşanır. Tutulan
balık miktarı azalır, ama talep artar ve fiyatlar tavan yapar. Kış aylarında
kilosu 20 TL’ye kadar inen barbun, yaz gelince krallığını yeniden ilan eder. Ve
fiyatı 150, bazen de 200 TL’ye çıkar. Peki, alan olur mu? Hem de nasıl! Yazın
Alaçatı’ya akın eden elit ve zengin kesimle, aslında ticari değeri olmayan
balıklar bile yeri gelir, inanılmaz fiyatlara alıcı bulur.
Taş’ta
Mezat’ı Kaçırmayın.
Tüm bu balıklar, Alaçatı’da farklı bir usulle satılıyor. Balıkçı tezgâhından
seçilerek alınmıyor. Her sabah, saatler 11.00’e yaklaşırken Alaçatı
sokaklarında bir hareketlilik, koşturmaca başlıyor. Lokantacısı, satıcısı ve
diğer balık tutkunları Mezat’ın yapıldığı, ‘taş’
diye tabir edilen balıkhaneye akın ediyor. Büyük dikdörtgen bir mermer tezgâh
üzerine küme küme sıralanan balıklar alıcısını bekliyor. Mermer tezgâhın
başında Mezat’ı yönetenler, diğer üç yanında kalabalık insan grubu için
heyecanlı dakikalar saat tam 11.00’de başlıyor. Taşın etrafındaki kalabalık,
bir an önce istediği balığı alabilmenin yarışına giriyor. Eli değnekli bir adam
Mezat’ı taban fiyatıyla başlatıyor. En çok arttırmayı yapan, tabiri caizse
balıkları kapıyor. Fazla maddi değeri olmayan bir balık, adeta ona kilitlenen
alıcının ısrarı yüzünden, olmayacak değerlere ulaşıyor. Balık fiyatlarını belirleyen
bir başka etken de, alıcılar kadar hava koşulları. Kötü havada balığa çıkanlar
azaldığından fiyatlar da tavan yapıyor.
Nasıl Tutuluyor?
Alaçatı’da balıkçılık genellikle ağla ve parakat (parakete) usulüyle yapılır. Olta balıkçılığı yapılmaz. Anlayacağınız
kolay ve getirisi daha çok olan yöntemler uygulanır. Olta balıkçılığı da
amatörlere kalır. Alaçatı balıkçıları yakaladıklarını taşa getirdikten sonra,
soluğu hemen yakınındaki bir kahvehanede alır. Çay ya da kahvelerini
yudumlarken, koyu sohbetler başlar. Kimin ne tuttuğu ya da tutamadığı
esprilerle anlatılır.
Olta balıkçılığı yapanlardan biri de Kazım Tınas (45). Doğma büyüme Alaçatılı olan Tınas, beş yıldan bu yana lokanta
işletiyor. Fırsat buldukça oltalarını alıp denize açılıyor. Balıkçılığı amatörce
yapmasına karşın, profesyonellere taş çıkarttığı günlerse hayli çok. “Girit göçmeniyiz. Dedelerim, dayılarım hep
balıkçılıkla uğraşırdı. Ben de çocukluğumdan beri tutarım. Balık tutmak aileden
bulaşan bir hastalık oldu” diyor. Onun tuttuğu en büyük balık ise 17,5
kilogram ağırlığındaki zargana azmanı ve 12,5 kilogramlık sinarit. Kazım
Tınas’a Alaçatı’nın en iyi balıkçısının kim olduğunu sorduğumuzda, tevazu
gösterip şöyle cevaplıyor: “İbiş lakaplı
bir Gündüz ağabeyimiz var. Çok farklıdır. Bu yörenin en iyi levrek avcısıdır.
Gün içinde canlı yemlerini yakalar. Akşamları bırakmalar (canlı yem takılarak
atılıp bırakılan oltalar) yaparak avlanır. Balığın su yapmasından onun nerede
olduğunu anlar ve oltalarını oraya atar.”
Çiftlik
Mi, Yoksa Deniz Balığı Mı?
Birçok kentteki balık lokantasında genellikle çiftlik balıkları satılmasına
karşın, Alaçatı’da durum tam tersi. Yiyeceğiniz balığın çiftlik ya da hakiki
deniz balığı olup olmadığını nasıl anlayacağınıza gelince, sözü Kazım Tınas’a
bırakmakta fayda var: “Çiftliklerde
yaygın olarak çipura ve levrek yetiştirilir. Örneğin çipura, çok sıkışık
ortamlarda büyütülür. Onca yoğunluk içinde balığın üzerinde pul kalmaz.
Bakıldığında, balık pulsuz ise çiftlik demektir. Bir de hakiki deniz çipurasına
göre rengi daha koyu olur. Levrek ise çok hassastır. Bir pulu dahi dökülse
ölür. Bu yüzden daha geniş, sıkışık olmayan bir ortamda yetiştirilir. Onun da
çiftlik mi, hakiki deniz balığı mı olup olmadığını denge çizgisinden (balığın
her iki yanında baştan kuyruğuna kadar uzanan çizgi) anlaşılır. Hakiki deniz
levreğinin denge çizgisi düzgündür. Çiftlikten gelenlerinse bozuktur.”
Bu Balıkları Nerede
Yiyeceğiz?
ADA BALIK: Mercan, levrek, dil balığı, tekir. Günlük balık
türü değişse de, yazın var olan tüm deniz balıkları sofranıza gelebilir. Bu
mevsimde kültür balığına pek sıcak bakmıyorlar, ama isteğe göre o da servis
ediliyor. Mekân sahibi her gün bölgedeki mezatlardan, bazen de teknelerden taze
taze alıyor balıkları. Kendi balığınızı tuttunuz diyelim, sizin için onu da
pişiriyor.
(0532) 668 16 44
BALIKÇI KENAN: Levrek, çipura, barbun, tekir, mercan, sardalye
gibi mevsimin tüm deniz balıklarının yanında kültür balığı da bulunuyor.
Balıklar günlük olarak bölgede yer alan dört mezattan özenle alınıyor.
Müşteriler dışarıdan kendi balığını getirdiğinde pişirme hizmeti veriyor.
(0232) 716 70 11
Kaptanın Yeri.
KAPTANIN YERİ: Küçük, ama şirin bir mekân olan Kaptan’ın
Yeri’nde levrek, barbun ve tekir başta olmak üzere mevsimin tüm deniz balıkları
mevcut. İşletmenin sahibi her gün mezattan kendi alıyor balıkları. Ocakları pek
boş kalmadığından dışarıdan getirilen balığı pişiremiyorlar.
(0232) 716 80 30
ALATSATA: Mevsimin tüm deniz balıklarını mezattan sofraya sunan bir diğer adres.
Türk, Yunan ve İtalyan mutfağına hâkim olduklarını, sadece bu mekâna has
lezzetlerde görebilirsiniz. Balığınızı getirirseniz ocak boşsa yardımcı
oluyorlar.
(0232) 716 09 44
FERDİ BABA: Ege Denizinde hangi balık varsa bilin ki, Ferdi
Baba onu masanıza servis eder. Lausi levrek, çipura ve diğerleri. Alaçatı’da
balık mekânı sahipleri belli ki balıklarını kendileri almayı tercih ediyor,
zira Ferdi Baba’da da usul böyle. Ancak kendi balıklarını satma konusunda
titizler, dışarıdan getirileni pişirmiyorlar.
(0232) 716 90 01
BARBUN: Levrek, yengeç ve somon en popüler deniz
ürünleri Barbun’da. Diğer restoranların aksine, balıkları mezat ya da
balıkçılardan alan kişi mutfağın şefi. Mönülerinde çiğ balık da olduğu için,
kendi eliyle seçmeyi tercih ediyor. Dışarıdan satın aldığınız ya da tuttuğunuz
balıkla gitmeyin sakın, çünkü pişirme hizmeti vermiyorlar.
(0232) 716 83 08




