9 Eylül 2014 Salı

İzmir’in Kurtuluşu ve Kaybolan Bir Kılıç.

Bundan tam 92 yıl önce. Sabah saatlerinde öncülerin öncüsü olan 2. Süvari Birliği'nde 4. Bölük Komutanı Yüzbaşı Şerafettin... 1922'den 2014'e neler değişti? Bugün de İzmir'in dağlarında çiçekler açıyor ancak o dağlarda başka şeyler de bulunuyor. 2014'in İzmir’inin dağlarından bir manzara: Koca bir Amerikan üssü, bu üssün radarları, roketleri...
Tarih 7 Ocak 1922 idi.
Ankara’ya gelen ve Mustafa Kemal tarafından kabul edilen Buhara Halk Sovyetler Cumhuriyeti elçisinin hediyeleri arasında üç adet çok özel kılıç bulunmaktaydı.
Çok değerli taşlarla süslenen bu kılıçlardan biri Başkumandan Mustafa Kemal’e, diğeri Batı Cephesi kumandanı İsmet Paşa’ya verilmişti.
Son kılıç ise İzmir’e ilk girecek subaya verilecekti.
Bunu Buhara Halk Sovyetler Cumhuriyeti özel olarak istemiş, hem de Mustafa Kemal meclis kürsüsünde resmen açıklamıştı.
Tarih 9 Eylül 1922 idi…
Bundan tam 92 yıl önce…
Sabah saatlerinde öncülerin öncüsü olan 2. İkinci Süvari Birliğinde 4. Bölük Komutanı Yüzbaşı Şerafettin Bey, Bornova üzerinden İzmir’e ilk giren subay oldu.
Halkapınardan Kordonboyuna ilerledi ve halkın sevinç gösterileri arasında Konak’taki Hükümet Konağı’na Türk bayrağını dikti.
Esaret bitmişti…
İzmir’in kurtuluşu, aynı zaman da ülkenin de kurtuluşuydu…
Türkiye artık özgürdü…
Birgün sonra 10 Eylül’de İzmir’e giren Mustafa Kemal, bayrağı hükümet konağına çeken Yüzbaşı Şerafettin Beye çok özel olan o kılıcı hediye etti.
Tarih 6 Kasım 1951 idi…
Hükümet konağına ay yıldızlı bayrağı çeken yüzbaşı Şerafettin bey vefat etti.

Kurtuluştan sonra “İzmirli” soyadını alan ve Beşiktaş’ın kurucularından biri olan Şerafettin bey, İstanbul’da mütevazı bir hayat yaşamış, Mustafa Kemal’in verdiği o kılıcı onurla taşımıştı.
Vefatından sonra Eşi Siret Hanım, Atatürk’ün armağan ettiği o kılıcı İzmir’de açılması planlanan İnkılap Müzesine verilmek üzere İstanbul Valiliğine emanet etti…
Ancak kılıç birden kayboldu…
Günlerce arandı ama izine bir daha hiç ulaşılamadı…
Tarih 1952 idi…
İzmir’in kurtuluşundan 30 yıl, Şerafettin beyin ölümünden sadece 11 ay sonraydı.
Türkiye’de NATO maskesi altında ilk Amerikan üssü İzmir’de kuruldu. Binlerce asker, silahlar, roketler, bombalar İzmir’de konuşlandırıldı…
Küba krizinde kıtalararası nükleer füzeler bu üsse yerleştirildi…
Kıbrıs harekâtında bize uçak yakıtı veren Kaddafi’nin Libya’sındaki hava katliamı bu üsten yönetildi…
Bugün Bornova’da dağın altında, NATO’nun gizli bir üssü var. İçi şehir gibi, nükleer saldırıya dayanıklı, birkaç yıl yetecek kadar yiyecek stoku var. Komuta merkezi, uzay üssü sanki. Gökyüzünü tarayan radarları, İzmir limanının derinliklerini, akıntılarını gösteren zemin haritaları var. Video ve fotoğraf çekmek yasak.
9 Eylül 1922 sabahı İzmir’in dağlarında çiçekler açmıştı…
Marşı bile vardı…
“İzmir’in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaça
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa”
9 Eylül 2014 sabahı…
Bugün…
İzmir’in dağlarında artık Amerikan üssü var, radar var, roket var…
Şarkısı bile var;
“Amerika, Amerika…
Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle,
Hürriyet savaşında.
Ankara ile Washington,
İzmir’in ile San Francisco’n,
Benzer derler birbirine,
Doyulmaz güzelliklerine”
9 Eylül 1922′den, 9 Eylül 2014′e…
Çiçekler açan dağlardan, bombalı, roketli tepelere…
En iyisi kulak vermeli yine Nazım Hikmet’e…
“Şehitler, Kuvayı Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvayı Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,
satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!
Uyandırın bizi! ”