7 Ocak 2021 Perşembe

Yasaklar ve İtiraflar.

Sülün Osman olayı tuhaf bir dolandırıcılık öyküsüdür. 

Bu uyanık Osman, İstanbul’da köprüde gezinip duran saf vatandaşlara yanaşıp “köprüyü satma” teklifinde bulunur. Ya da Eminönü Meydanı’ndaki meydan saatini gösterip “Sana bunu satayım” der. 

Ürününü satıp parasını cebine koyan, İstanbul’da biraz keyif süreyim diyen vatandaş sorar: “Bunlar senin mi?”, “Elbette benim” der Sülün Osman. “Köprüden geçenden para alırım. Saate bakandan para alırım. Sana satınca o paraları sen alırsın” der. 

Vur aşağı tut yukarı anlaşırlar, Sülün parayı alır. Sonra ara ki bulasın. 

Sülün Osman yakalanınca sorarlar: “Sen bu işten neden vazgeçmiyorsun?” “Vallaha” der, “öyle keriz kişiler var ki gel de beni dolandır diyor, ben ne yapayım?”. 

Şimdi bu Sülün Osman öyküsünü seçim çalışmalarında kullanmak isteyen Saadet Partisi bakıyor ki Sülün Osman öyküsü yayından kaldırılmış. Araştırıyor, bir yerlerden baskı geldiği anlaşılıyor.
Sülün Osman olayı bana başka bir benzer olayı anımsattı. 

Devlet Opera ve Balesi bir Türk masalını opera olarak repertuvarına almış, gösterime sokmuş: 
“Ali Baba ve Kırk Haramiler”. 

Masalı bilirsiniz, Ali Baba ve kırk haramiler çaldıklarını bir mağaraya saklarlar. Mağaranın kapısı da “açıl susam açıl” diye açılır falan filan. 

Oyun iki yıldır oynanmaktadır. Afişleri de oyun gösterime sokulduğu zaman gereken yerlere asılmaktadır. 

Bir gün bir yerden telefon gelir: “Siz kırk harami diyerek neyi ima etmektesiniz?” Yöneticiler, “Aman efendim, ima falan yok, bu bir oyun” derlerse de afiş değiştirilir. 

Bakın ne olur? 

“Ali Baba ve Kırk”. Aynen böyle olur. Ben inanmadım, afişi gösterdiler de anladım.
Sülün Osman’ı baskıla, “Kırk Haramiler”i yasakla. Ne demektir bu? 

Bu, işte itiraf demektir. 

Bakın, Her yasak bir itiraftır. 

Kartal’da çöken bina haberi neden yasaklandı?

Orada bir suçun “itirafı” vardı da ondan yasaklandı. 

Yasaklanan haberlere bakın, haberi yasaklanan olaylara bakın, hepsinde bir suçun itirafını göreceksiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder