Özelleştirme
uygulamaları 1984 yılında başladı; 1986 yılından itibaren yükseldi; AKP
iktidarlarında tavan yaptı ve hala devam ediyor.
Özelleştirme yanlısı hükümetler bir düzine gerekçe saymışlardı; ama hiçbiri, “özelleştirmeleri borçları ödemek amacıyla yapacağız” dememişti. Oysa şimdi, 30 yıl sonra, özelleştirme gelirlerinin borçların ödenmesine hasredildiği görülüyor.
Ama bu da kayda değer bir iş olmamış. Çünkü elde avuçta ne varsa satılmış; elde edilen gelirin neredeyse üçte biri bu malları satılabilir hale getirme işine harcanmış. Borç ödemelerine geri kalan üçte ikilik kısım gitmiş.
Özelleştirme yanlısı hükümetler bir düzine gerekçe saymışlardı; ama hiçbiri, “özelleştirmeleri borçları ödemek amacıyla yapacağız” dememişti. Oysa şimdi, 30 yıl sonra, özelleştirme gelirlerinin borçların ödenmesine hasredildiği görülüyor.
Ama bu da kayda değer bir iş olmamış. Çünkü elde avuçta ne varsa satılmış; elde edilen gelirin neredeyse üçte biri bu malları satılabilir hale getirme işine harcanmış. Borç ödemelerine geri kalan üçte ikilik kısım gitmiş.
1. Özelleştirmelerden
1986 – 2013 arası otuz yılda
toplam 57 milyar dolar gelir elde edilmiş; ama bunun yalnızca 36,4 milyar doları Hazine’ye gelir olarak
aktarılmış. Giderin % 68’i.
2. Kurumlar satılabilsin diye toplam 16 milyar dolar harcanmış. Giderin % 31’i.
3. Özelleştirme
işlemleri sırasında da 600 milyon
dolar para dökülmüş. Giderin % 1’inden fazla.
Özelleştirebilmek
için harcanan para hiç yabana atılır değil. Eldeki malı satabilmek için gelirin üçte biri kadar harcama yapmak
gerekmişse, "özelleştirmenin
faydaları” iyiden iyiye tartışmaya değer bir konuya dönüşmüş demektir:
Sahi, durum böyle ise biz bu özelleştirme işini neden yaptık?
Hükümetler, özelleştirme gelirleriyle altyapı yatırımlarının finanse edileceğini ilan etmişlerdi. Böylece özel sektör üretimi şahlanmak için en uygun zemini bulmak olacaktı. Ama süreç sonuna geldiğinde, bu da gerçekleşmedi. Çünkü bunu yapacak Kamu Ortaklığı Fonu 2001 yılından itibaren ortadan kaldırıldı. Böylece “özelleştirme gelirleriyle baraj, otoyol, içmesuyu gibi altyapı yatırımlarını finanse edeceğiz” sözü, “resmi olarak tutulmayan sözler” listesinin başına yerleşti.
Sonuçta, masraflardan sonra elde kalan para Hazine’ye devredilmiştir. Hazine’nin bu parayı borç ödemelerinde kullanmasına ilişkin bir yasal koşul da getirilmiştir. Nitekim Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın para devri, kayıtlarda “Hazinenin iç ve dış borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilen tutar” olarak yer aldı. Özelleştirmeden elde kalan para yeni yatırımlara değil, borçların kapatılmasına gitmiştir.
Ne var ki, bu açıdan yaraya gerçekten merhem olduğunu söylemek de pek güçtür. İç ve dış borçlar 2002 yılında 257 milyar dolardı; 2012 yılında 563 milyar dolara yükseldi. Bu tutarlar karşısında 36 milyar dolarlık borç ödemesinin hükmü pek güdük kalmıştır. Kısacası özelleştirmecilik, Türkiye’nin borçlarını kapatmaya da yaramış görünmüyor.
Hükümetler, özelleştirme gelirleriyle altyapı yatırımlarının finanse edileceğini ilan etmişlerdi. Böylece özel sektör üretimi şahlanmak için en uygun zemini bulmak olacaktı. Ama süreç sonuna geldiğinde, bu da gerçekleşmedi. Çünkü bunu yapacak Kamu Ortaklığı Fonu 2001 yılından itibaren ortadan kaldırıldı. Böylece “özelleştirme gelirleriyle baraj, otoyol, içmesuyu gibi altyapı yatırımlarını finanse edeceğiz” sözü, “resmi olarak tutulmayan sözler” listesinin başına yerleşti.
Sonuçta, masraflardan sonra elde kalan para Hazine’ye devredilmiştir. Hazine’nin bu parayı borç ödemelerinde kullanmasına ilişkin bir yasal koşul da getirilmiştir. Nitekim Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın para devri, kayıtlarda “Hazinenin iç ve dış borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilen tutar” olarak yer aldı. Özelleştirmeden elde kalan para yeni yatırımlara değil, borçların kapatılmasına gitmiştir.
Ne var ki, bu açıdan yaraya gerçekten merhem olduğunu söylemek de pek güçtür. İç ve dış borçlar 2002 yılında 257 milyar dolardı; 2012 yılında 563 milyar dolara yükseldi. Bu tutarlar karşısında 36 milyar dolarlık borç ödemesinin hükmü pek güdük kalmıştır. Kısacası özelleştirmecilik, Türkiye’nin borçlarını kapatmaya da yaramış görünmüyor.
Durum buysa, koskoca bir ülkenin 30 yılını meşgul eden bu özelleştirme hikâyesi
neyin nesi?
1986 - 2013 (Ekim) : Özelleştirme Fonu’nun Rakamları
|
ÖZELLEŞTİRME
GELİRLERİ
|
50.941.344.898
|
HAZİNEYE AKTARIMLAR
|
36.422.074.954
|
68,38
|
|
TEMETTÜ GELİRLERİ
|
4.695.555.661
|
İLGİLİ KURULUŞLARA
AKTARIM
|
3.180.378.984
|
5,97
|
|
FAİZ GELİRLERİ
|
843.441.398
|
İSTİHDAM ÖDEMELERİ
|
519.057.482
|
0,97
|
|
TEMİNATIN NAKTE
ÇEVRİLMESİ
|
449.019.103
|
SERMAYE ÖDEMELERİ
|
6.794.936.789
|
12,76
|
|
ŞARTNAME GELİRLERİ
|
25.964.725
|
BORÇ ÖDEMELERİ
|
5.736.201.489
|
10,77
|
|
DİĞER GELİRLER
|
147.118.038
|
İLAN-REKLAM-DANIŞMALIK
GİDER
|
203.522.604
|
0,38
|
|
TOPLAM GELİRLER
|
57.102.443.823
|
DİĞER GİDERLER
|
250.978.333
|
0,47
|
|
İDARİ BÜTÇEYE
AKTARIMLAR
|
154.200.755
|
0,29
|
||
|
TOPLAM GİDERLER
|
53.261.351.390
|
100,00
|
