19. yüzyılın sonlarından 20.
yüzyılın başlarını işaret eden dönemde Selanik, Osmanlı İmparatorluğunun bir
parçası idi.
Selanik'te beyaz peynir
üreticisi olan ve geçimini bunun ticaretiyle sağlayan, bir Yahudi ailesinin
kızı olan Raşel, beyaz peynir için alınan teleme kitlesini yanlışlıkla kaynar
bir kazanın içine düşürmüştür. Büyük bir hata yaptığını düşünen genç kız,
panikle teleme kitlesini sudan kurtarıp, yoğurt karavanasının içine sıkıştırmış
ve olgunlaşmaya bırakmıştır. Bir süre sonra ortaya, garip sarı renge boyanmış
ve çevresinde delikleri olan bir peynir türü çıkmıştır.
Panikle babasına olayı
anlatan Raşel, bu garip peyniri ona tattırmış ve babası lezzetine hayran
kalmıştır. Bunun üzerine bölgenin hahamına giden baba, kaza sonucu oluşan bu
peyniri hahama yedirmiş ve kendisinden Yahudilik inancına göre, yenilebilir
anlamına gelen 'kaşer' damgası
almıştır.
Bu
sarı renkli ve lezzetli peynirin adı aslında 'kaşer' dir. Hatta 'kaşkaval'
da denir. Zamanla değişen kelime Türkçe'de 'kaşar' ismini almıştır. Kaşar peyniri Selanikli Raşel'in bulduğu
bir lezzet mirasıdır.