Kim daha çok bilir,
kim daha iyi düşünür, kim daha ileriyi görürse o kazanır. İşte hayat budur…
Yukarıdaki söz, M.S.7.yy da (bazı kaynaklara göre 610 yılında) Hint
İmparatoru’ndan, Pers İmparatoru
Nevşiyan’a hediye olarak gönderilen satranç oyununun yanında, kaleme aldığı
mektuba ait olduğu rivayet edilmektedir. “Tavla” sözcüğünün Orta Yunanca,
Latince, Arapça gibi dillerdeki kelime bilimsel kökenlerini iki kanıt altında
ortaya koyduktan sonra insanlık tarihinde 5 bin yıllık geçmişi olan bu oyunun
tarihine ilişkin bir takım “Bunları
biliyor muydunuz?” türünde bilgilerin aktarımını yapayım.
ADD Bilim Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali
Ercan tarafından kaleme alınan "Satranç
ve Tavla" isimli makalede yer alan rivayet şu şekildedir:
Hint İmparatorunun ifade ettiği gibi satranç
çok bilenin veya bir diğer ifadeyle oyun bilgisi ile tecrübesini birleştirenin,
iyi ve doğru düşünenin, oyun içinde her hamleyi hesap ederek oyunun geleceğini
başarıyla okuyup analiz edenin kazanmaya yakın olduğu, şanstan çok kişi
becerisi ve stratejisine bağlı bir oyundur. Rivayete göre satranç oyununu bir
hediye olarak kabul eden Nevşiyan, baş vezirine emir vererek Hint İmparatoruna
gönderilmek üzere yeni bir oyun tasarlamasını söyler. Baş vezir Buzur Mehir
kısa bir süre içinde tavlayı keşfederek Hint İmparatoruna hediye olarak
gönderir. Tavlanın yanında Hint İmparatorunun mektubuna cevaben bir not
düşülmüştür. Notta şunlar yazar:
“Evet, kim daha çok bilir,
kim daha iyi düşünür, kim daha ileriyi görürse
O kazanır; ancak biraz şans
gereklidir. İşte gerçek yaşam budur!..”
Bu hoş rivayet ve anlatıyı bir kenara koyup,
daha bilimsel verilere odaklandığımızda, bizi Antik Mısır’a kadar götüren bir
takım arkeolojik bulgularla karşılaşıyoruz. Yapılan bir takım kazı çalışmaları
sonucunda Antik Mısır medeniyeti dönemine ait tavla masasındaki sembollerle
birebir örtüşen bir takım oyun tabletleri bulunmuştur. Benzer biçimde Güneybatı
Asya’da ve Mezopotamya civarında (özellikle
Irak) da çeşitli arkeolojik bulgulara rastlanmıştır. Antik Roma
imparatorluğu döneminde tavla ve dama kurallarının iç içe geçtiği pul ile
oynanan (Ludus duodecim scriptorum “12
Hatlı Oyun” gibi) bir takım oyun türlerinin olduğu bilinmektedir. Günümüzde
oynanan modern tavla oyununa en çok benzer halinin Bizans İmparatoru Zeno
tarafından M.S.5.yy da oynandığı biliniyor. Dolayısıyla tavla oyununun
Nevşiyan’ın baş veziri tarafından bulunmuş olduğunu söylemek, güç olmakla
birlikte oyuna günümüzdeki kuralları kazandırmış olduğunu ve oyunu coğrafyada
popüler bir hale getirdiğini tespit etmek daha doğru olacaktır. Tavla, zaman
içinde 12.yy ve 13.yy da Doğu Asya da (özellikle
Çin), 15.yy’dan itibaren Osmanlı topraklarında, Avrupa’da (12.yy’dan başlayarak öncelikle Almanya,
İsveç, Fransa, İspanya sonrasında 17.yy’dan itibaren Britanya, Yunanistan)
ve 20.yy da Amerika Birleşik Devletlerinde popülerleşerek tüm dünyaya
yayılmıştır.
Tavla oyununu kendi tarihi içinde üç büyük
döneme ayırmak konunun kendi tarihsel süreci içinde daha net biçimde
anlaşılmasını sağlayacaktır. Oyun hakkında ilk arkeolojik kalıntıların
bulunduğu 5 bin yıl öncesinden, 7.yy’da yaşayan Pers İmparatoru Nevşiyan’a
kadar uzanan süreç “ilkel veya arkaik
dönem”, Nevşiyan’ın baş veziri ile yepyeni bir hal alan ve popülerleşen
süreçten 17.yy’a kadar uzanan süreç “geleneksel
dönem” ve Nevşiyan’dan beri kuralları ciddi değişimlere uğramadan günümüze
uzanan süreç “modern dönem” olarak
adlandırılabilir. Günümüzde tavla şampiyonaları, turnuvaları düzenlenmekte olup
bu her türlü sürprize açık oyun için çeşitli federasyonlar kurulmaktadır.
Sembolik Açıdan Tavla.
Pers İmparatoru
Nevşiyan’ın Hint İmparatoru’nun kendisine ilettiği satranç oyununa karşılık
olarak tavla oyununu ona gönderdiğinde hediyesinin yanına hayata ilişkin
iliştirdiği notta, “ancak biraz şans
gereklidir!” diyordu. Tavlanın sembolik olarak barındırdığı anlamın
satrançtan çok daha farklı ve kendi kanaatimce hayatın çok daha içinden
geldiğini düşünüyorum. Tavlanın yaratıcısı olduğu düşünülen Nevşiyan’ın baş
veziri Buzur Mehir, özellikle zaman kavramı üzerine oluşturduğu tavlaya çok
farklı matematiksel ve felsefi anlamlar yüklediği görülür.
Öncelikle, matematiksel anlamlara ve
sembollere göz atalım.
Tavlada yer alan 4 geniş köşe 4 mevsime (ilkbahar, yaz, sonbahar, kış) işaret
eder. Karşılıklı 6’şar hanenin oluşturduğu iki tane 12 rakamı 1 senenin 12
ayıdır. Bu iki 12 rakamının toplamı olan 24 bir günün 24 saatidir. Oyunda
toplam 30 pul kullanılmaktadır ve anlaşılacağı üzere 30 pul bir aya tekabül
eder. Temel olarak iki farklı renk pul kullanılmaktadır. Oyunun orijinalinde bu
pullar satranç tahtasındaki iki renge gönderme yaparcasına beyaz ve siyah
olarak tasarlanmıştır. Bu beyaz ve siyah, satrançta olduğu gibi gündüz ve
geceye işaret eder. Tavla masası tek başına birdir ve tekdir. Kuşkusuz, 365 gün
6 saatten oluşan bir seneyi sembolize etmektedir. Zaman kavramı merkez alınarak
oluşturulan bu eğlenceli oyunda belirleyici unsur olan zar içinde 21 olasılığı
barındırır.
Bu 21 olasılık Farsi ifadeleriyle birlikte şu
şekildedir:
1x1 (hep
yek), 1x2 (dü yek), 1x3 (se yek), 1x4 (cehari yek), 1x5 (pencü yek),
1x6 (şeşi yek)
2x2 (dü
bara), 2x3 (sebayu dü), 2x4 (cehari dü), 2x5 (pencü dü), 2x6 (şeşi dü)
3x3 (dü
se), 3x4 (cehari se), 3x5 (pencü se), 3x6 (şeşi se)
4x4 (dört
cehar), 4x5 (penc cehar), 4x6 (şeş cehar)
5x5 (dü
beş), 5x6 (şeş beş)
6x6 (dü
şeş)
İstediğiniz zarı elde etme olasılığınız 1’e
21’dir. Prof. Dr. Ali Ercan kaleme aldığı “Satranç
ve Tavla” isimli makalesinde bu olasılığın %5’lik bir şansa tekabül
edebileceği ihtimalini dile getiriyor.
Tavlanın matematiksel anlamlarının ardından
ilginç olan bir diğer yönü de içinde barındırdığı felsefi perspektif.
Tavla; taktik, strateji
ve oyun bilgisi gerektirdiği gibi olasılık hesabı ve büyük ölçüde de zar şansı
barındırır. Bütün bunların yanı sıra iyi bir sinir kontrol veya otokontrol de
gereklidir. Oyunun gidişine göre oyun içinde oyun değiştirmek ve her duruma
uygun yeni bir stratejiyle (a planı ve b
planı gibi) oynamak önemli ölçüde bir oyun bilgisi barındırmaktan geçer.
Ancak zar her zaman üstün olan taraftadır. Bu haliyle tavla, Nevşiyan’ın Hint
İmparatoruna dediği gibi “Hayatın ta
kendisidir”. Hayatta her insan çeşitli gelecek planları yapar, hayatını
buna göre yönlendirebilir ve kendine şans kapıları açabilir. Ancak zarın
getirdiği gibi rastlantısal faktörler de önemlidir. Her zaman hayat arzu edildiği
gibi gitmeyebilir, tavla da olduğu gibi. Sadece pek çok seçenek içinden size
göre en olumlu olanını seçersiniz. Ancak satrançta durum böyle değildir. Her
hamleyi planlar ve ona göre hareket edersiniz. Yanlış bir hesaplama oynadığınız
bütün doğru hamleleri boşa çıkartır ve kaybedersiniz. Satrançta her şey
planlandığı gibi gider, kaybeden siz olursunuz, kaybettiren şansızlık
olmaz.
.jpg)