27 Kasım 2013 Çarşamba

Tavla’nın Tarihi.

Kim daha çok bilir, kim daha iyi düşünür, kim daha ileriyi görürse o kazanır. İşte hayat budur…
Yukarıdaki söz, M.S.7.yy da (bazı kaynaklara göre 610 yılında) Hint İmparatoru’ndan, Pers İmparatoru Nevşiyan’a hediye olarak gönderilen satranç oyununun yanında, kaleme aldığı mektuba ait olduğu rivayet edilmektedir. “Tavla” sözcüğünün Orta Yunanca, Latince, Arapça gibi dillerdeki kelime bilimsel kökenlerini iki kanıt altında ortaya koyduktan sonra insanlık tarihinde 5 bin yıllık geçmişi olan bu oyunun tarihine ilişkin bir takım “Bunları biliyor muydunuz?” türünde bilgilerin aktarımını yapayım.
ADD Bilim Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Ercan tarafından kaleme alınan "Satranç ve Tavla" isimli makalede yer alan rivayet şu şekildedir:
Hint İmparatorunun ifade ettiği gibi satranç çok bilenin veya bir diğer ifadeyle oyun bilgisi ile tecrübesini birleştirenin, iyi ve doğru düşünenin, oyun içinde her hamleyi hesap ederek oyunun geleceğini başarıyla okuyup analiz edenin kazanmaya yakın olduğu, şanstan çok kişi becerisi ve stratejisine bağlı bir oyundur. Rivayete göre satranç oyununu bir hediye olarak kabul eden Nevşiyan, baş vezirine emir vererek Hint İmparatoruna gönderilmek üzere yeni bir oyun tasarlamasını söyler. Baş vezir Buzur Mehir kısa bir süre içinde tavlayı keşfederek Hint İmparatoruna hediye olarak gönderir. Tavlanın yanında Hint İmparatorunun mektubuna cevaben bir not düşülmüştür. Notta şunlar yazar:
“Evet, kim daha çok bilir, kim daha iyi düşünür, kim daha ileriyi görürse
O kazanır; ancak biraz şans gereklidir. İşte gerçek yaşam budur!..” 
Bu hoş rivayet ve anlatıyı bir kenara koyup, daha bilimsel verilere odaklandığımızda, bizi Antik Mısır’a kadar götüren bir takım arkeolojik bulgularla karşılaşıyoruz. Yapılan bir takım kazı çalışmaları sonucunda Antik Mısır medeniyeti dönemine ait tavla masasındaki sembollerle birebir örtüşen bir takım oyun tabletleri bulunmuştur. Benzer biçimde Güneybatı Asya’da ve Mezopotamya civarında (özellikle Irak) da çeşitli arkeolojik bulgulara rastlanmıştır. Antik Roma imparatorluğu döneminde tavla ve dama kurallarının iç içe geçtiği pul ile oynanan (Ludus duodecim scriptorum “12 Hatlı Oyun” gibi) bir takım oyun türlerinin olduğu bilinmektedir. Günümüzde oynanan modern tavla oyununa en çok benzer halinin Bizans İmparatoru Zeno tarafından M.S.5.yy da oynandığı biliniyor. Dolayısıyla tavla oyununun Nevşiyan’ın baş veziri tarafından bulunmuş olduğunu söylemek, güç olmakla birlikte oyuna günümüzdeki kuralları kazandırmış olduğunu ve oyunu coğrafyada popüler bir hale getirdiğini tespit etmek daha doğru olacaktır. Tavla, zaman içinde 12.yy ve 13.yy da Doğu Asya da (özellikle Çin), 15.yy’dan itibaren Osmanlı topraklarında, Avrupa’da (12.yy’dan başlayarak öncelikle Almanya, İsveç, Fransa, İspanya sonrasında 17.yy’dan itibaren Britanya, Yunanistan) ve 20.yy da Amerika Birleşik Devletlerinde popülerleşerek tüm dünyaya yayılmıştır.
Tavla oyununu kendi tarihi içinde üç büyük döneme ayırmak konunun kendi tarihsel süreci içinde daha net biçimde anlaşılmasını sağlayacaktır. Oyun hakkında ilk arkeolojik kalıntıların bulunduğu 5 bin yıl öncesinden, 7.yy’da yaşayan Pers İmparatoru Nevşiyan’a kadar uzanan süreç “ilkel veya arkaik dönem”, Nevşiyan’ın baş veziri ile yepyeni bir hal alan ve popülerleşen süreçten 17.yy’a kadar uzanan süreç “geleneksel dönem” ve Nevşiyan’dan beri kuralları ciddi değişimlere uğramadan günümüze uzanan süreç “modern dönem” olarak adlandırılabilir. Günümüzde tavla şampiyonaları, turnuvaları düzenlenmekte olup bu her türlü sürprize açık oyun için çeşitli federasyonlar kurulmaktadır. 
Sembolik Açıdan Tavla.
Pers İmparatoru Nevşiyan’ın Hint İmparatoru’nun kendisine ilettiği satranç oyununa karşılık olarak tavla oyununu ona gönderdiğinde hediyesinin yanına hayata ilişkin iliştirdiği notta, “ancak biraz şans gereklidir!” diyordu. Tavlanın sembolik olarak barındırdığı anlamın satrançtan çok daha farklı ve kendi kanaatimce hayatın çok daha içinden geldiğini düşünüyorum. Tavlanın yaratıcısı olduğu düşünülen Nevşiyan’ın baş veziri Buzur Mehir, özellikle zaman kavramı üzerine oluşturduğu tavlaya çok farklı matematiksel ve felsefi anlamlar yüklediği görülür.
Öncelikle, matematiksel anlamlara ve sembollere göz atalım.
Tavlada yer alan 4 geniş köşe 4 mevsime (ilkbahar, yaz, sonbahar, kış) işaret eder. Karşılıklı 6’şar hanenin oluşturduğu iki tane 12 rakamı 1 senenin 12 ayıdır. Bu iki 12 rakamının toplamı olan 24 bir günün 24 saatidir. Oyunda toplam 30 pul kullanılmaktadır ve anlaşılacağı üzere 30 pul bir aya tekabül eder. Temel olarak iki farklı renk pul kullanılmaktadır. Oyunun orijinalinde bu pullar satranç tahtasındaki iki renge gönderme yaparcasına beyaz ve siyah olarak tasarlanmıştır. Bu beyaz ve siyah, satrançta olduğu gibi gündüz ve geceye işaret eder. Tavla masası tek başına birdir ve tekdir. Kuşkusuz, 365 gün 6 saatten oluşan bir seneyi sembolize etmektedir. Zaman kavramı merkez alınarak oluşturulan bu eğlenceli oyunda belirleyici unsur olan zar içinde 21 olasılığı barındırır.
Bu 21 olasılık Farsi ifadeleriyle birlikte şu şekildedir:
1x1 (hep yek), 1x2 (dü yek), 1x3 (se yek), 1x4 (cehari yek), 1x5 (pencü yek), 1x6 (şeşi yek)
2x2 (dü bara), 2x3 (sebayu dü), 2x4 (cehari dü), 2x5 (pencü dü), 2x6 (şeşi dü)
3x3 (dü se), 3x4 (cehari se), 3x5 (pencü se), 3x6 (şeşi se)
4x4 (dört cehar), 4x5 (penc cehar), 4x6 (şeş cehar)
5x5 (dü beş), 5x6 (şeş beş)
6x6 (dü şeş) 
İstediğiniz zarı elde etme olasılığınız 1’e 21’dir. Prof. Dr. Ali Ercan kaleme aldığı “Satranç ve Tavla” isimli makalesinde bu olasılığın %5’lik bir şansa tekabül edebileceği ihtimalini dile getiriyor.
Tavlanın matematiksel anlamlarının ardından ilginç olan bir diğer yönü de içinde barındırdığı felsefi perspektif.
Tavla; taktik, strateji ve oyun bilgisi gerektirdiği gibi olasılık hesabı ve büyük ölçüde de zar şansı barındırır. Bütün bunların yanı sıra iyi bir sinir kontrol veya otokontrol de gereklidir. Oyunun gidişine göre oyun içinde oyun değiştirmek ve her duruma uygun yeni bir stratejiyle (a planı ve b planı gibi) oynamak önemli ölçüde bir oyun bilgisi barındırmaktan geçer. Ancak zar her zaman üstün olan taraftadır. Bu haliyle tavla, Nevşiyan’ın Hint İmparatoruna dediği gibi “Hayatın ta kendisidir”. Hayatta her insan çeşitli gelecek planları yapar, hayatını buna göre yönlendirebilir ve kendine şans kapıları açabilir. Ancak zarın getirdiği gibi rastlantısal faktörler de önemlidir. Her zaman hayat arzu edildiği gibi gitmeyebilir, tavla da olduğu gibi. Sadece pek çok seçenek içinden size göre en olumlu olanını seçersiniz. Ancak satrançta durum böyle değildir. Her hamleyi planlar ve ona göre hareket edersiniz. Yanlış bir hesaplama oynadığınız bütün doğru hamleleri boşa çıkartır ve kaybedersiniz. Satrançta her şey planlandığı gibi gider, kaybeden siz olursunuz, kaybettiren şansızlık olmaz.