"Geleceği ancak
planları olanlar tasarlar. Diğerleri sadece o planda ya piyon ya da seyirci
olurlar"
Biz millet olarak kontrol, disiplin ve
programlama sevmiyoruz. Genlerimizde yüksek potansiyelli olarak yerleşik bir
tembellik var. O bakımdan hayatta karşılaştığımız her fırsatı kaçırmada veya
her tehlikeyle karşılaşmada üstün başarı gösteriyoruz.
Her şeye bir bahane de üretebiliyoruz. Daima
suçlayacak biri ve bir şey buluyoruz.
Bütün bunlar kişisel düzlemde nasılsa toplumsal
alanda da aynen geçerli. Biz Türkler şuan da bir Amerikan-İsrail misyonunun
piyonları konumundayız. Vizyonumuzu elbette biz belirlemiyoruz. Geleceğini
planlayamayan insanların misyonu da vizyonu da yoktur. Onlar tarihin acımasız
kayıtlarında yok olup giderler.
Bütün Ortadoğu ve dünyanın yarısı başkalarının
misyon ve vizyonunun kurbanı konumunda ve yazık ki bundan kurtulmak için bir
bilinçte açığa çıkacakmış gibi görünmüyor. Bunun en önemli nedeni kaderci bir
anlayışa sahip olmaktır. Kader denilen bilinmeze teslim olunmuş, hiç
tanımadıkları kişilerin elinde oyuncak olmuş gitmekteler.
Sanırım o farkındalığa erişmek için daha büyük
bedeller ödenmeye devam edecek gibi görünüyor. Yakın gelecekte meydana gelmesi
muhtemel olan buhranlar, trajediler, kumpaslar, peşlerine takılınmış olunan
basiretsiz adamların kitleleri götürdüğü karanlıklar nasıl bir aydınlığa (!)
dönüşecek bunu kestirmek zor değil
Bugün dünyaya şekil veren Batı medeniyeti aslında
çoktan beridir durağanlığa girmiş görünüyor. Artık oralarda büyük düşünürler ve
sanatçılar yetişmiyor. Daha çok ekonomik ve stratejik projeler üzerinde fikir
yürütüyorlar. Bununda nedeni sahip oldukları sosyo-ekonomik konumu borçlu
oldukları sömürü düzeni. Batı uzun zamandır sömürü ile besleniyor, insani
erdemlerini yitirmiş güçlünün zayıf olanı yok etmesinin bir sistem olarak kabul
edilmişliğinin korkunç gerçekleri bunlar.
Oysa Doğu, içinde debelenmekte olduğu bataklıktan
kurtulmayı amaç edinse dünyanın ihtiyaç duyduğu o yüksek insani değerleri
hayata geçirme imkânı bulacak. Şu an tüm dünyada eşitliği, hak ve adaleti,
sosyal ve kültürel imkânları zenginleştirmeyi ve yaygınlaştırmayı amaç
edinenler Batı'dan çıkmıyor. Yine Doğu halkları arasında yaşayan kitleler bu
düzene karşı çıkıyor.
İşin ilginç yanı bu mücadelede ön plana çıkan
insanlar Batılı gibi düşünüp, Doğulu gibi yaşıyorlar. Bu insanlar fiziken acı
çeken insanlar değiller daha çok başkalarının acılarına ortak oluyorlar.
Yaşanan büyük buhranların kararttığı toplumları aydınlatmaya çalışanlar
bireysel olarak bakıldığında son derece hümanistler. Bana ne demiyorlar,
direniyorlar, kendileri için değil ezilen insanlar için mücadele ediyorlar.
Şimdi buna sosyalistler, komünistler veya
Kemalistler denebilir. Bence onlar her şeyden önce insanistler. İnsancıl bir
seviye sahip olan her düşünen beyin bu sonuca ulaşacaktır. Tek başına mutluluk
olmaz, çevrende insanlar ölürken, hayvanlar işkence görürken, doğa
katledilirken bunlara göz yumarak bireysel mutluluk duyamazsın, yaşadığın her
şey hazdan ibaret kalır ve haz gelip geçicidir. Sonrası mutlak ve kaçınılmaz
bir huzursuzluk ortamı olacaktır. Göz yumduğun her sorun katlanarak
büyüyecektir.
Yani işin özeti, kişisel mutluluğun temeli
toplumsal huzurdur. Bunu tesis etmeyi misyon edinecek ve vizyonunu öyle
şekillendireceksin. Doğu'nun sahip olduğu insani, kültürel ve düşünsel
zenginliği aslında yer altı ve yer üstü zenginliklerinden çok daha fazla. Ancak
yaratılan özenti dolu, insanı kompleks sahibi yapan, saçma bunalımlara sokan,
kalabalık yalnızlıklar yaşatan, sadece şekilsellikten ve tüketimden ibaret bu
sistem çökmeye mahkum, ancak dikkat etmemiz gereken o çökerken altında
kalmamaktır.
Kurtarıcımız biziz, kendimizi bu alaca karanlık
kuşağından kurtarmak zorundayız. Nasıl mı? Çok basit neden var olduğumuzu
hatırlayacak ve geleceği planlayacağız. Seyirci değil oyuncu olacağız. Tüketen
değil üreten olacağız. Öldüren değil yaşatan olacağız. Bencil değil paylaşan
olacağız. Yani kısaca insanı insan yapan bütün değerleri hatırlayacak ve
hayatımıza yeniden insan olarak devam edeceğiz.
Kendi düşünürlerimizi yetiştireceğiz.
Bu karanlık çağı kapatıp, aydınlanma çağını
başlatacağız. Geleceğin insanları kaçınılmaz şekilde böyle olacak iyisi mi biz
o modayı şimdiden yakalayalım.
