Ülkede siyasi değerlendirme yapmak neredeyse imkânsız…
Daha önceleri mevcut iktidarın, son zamanlarda ise ne yaptığı
anlaşılmayan bir kısım muhalefetin, birbirine göz kırpan karmaşık ruh haliyle
ilgiliyiz…
Her sıkıştığında savaş naralarıyla gündemimizi işgal eden bir iktidarı
geride bıraktığımızı düşünmüşken, kapı ardında yaşanan koalisyon
pazarlıklarının şuursuzca katkı sunduğu yeni bir savaş durumunu yaşıyoruz…
Her gündemiyle bu ülkenin işsizliğini,
Totaliterliğini,
Gelirde adaletsizliğini,
İş güvenlikli güvensizliğini örtmekle kalmayan iktidar, mevcut boşluğu
bahane edip, aklımızla oynamaya devam ediyor…
Dünyanın hemen her bölgesinde savaşın koşullarını yaratıp, yeni
savaşlar devşirmek koca bir politik aymazlığa dönüşmüş, yeni yıkımlar, yeni
yoksullukların kapısını aralamışken, toplum bir sürü anlaşılmaz palavrayla
uyutulmanın tebessümüyle yaşıyor…
Coğrafyamız kan kusan, şiddet saçan, ölümün pervasızca kol gezdiği ve
hasadına hazırlandığı bir görünüm sergilemekten bıkmadı…
Üst iktidarların şartlar yaratıp, mevzilerini insanlığın evine kazıdığı
daha kaç savaş dönemi yaşanacak bilemiyoruz lakin, dezenformasyon bombaları ile
beyinlerin sulandığı, pembemsi gözlüklerle dolaşan yurttaşların yaratıldığı
sanal bir dönemi atlatamıyoruz bir türlü…
Her iktidarın en önemli silahı unutturma…
Savaş bunun en önemli ayağı...
Yoksa her sınavın skandallarla sonuçlandığı bir eğitim sistemi…
Tecavüzcülerin sırtının sıvazlandığı bir ruh hali...
Küçük hesaplarla, herhangi bir dış politika üzerine kafa yormadan, her
şey bizden sorulur çıkışlarıyla otoriter güç gösterisine dönüşen ülke…
Rayından çıkmış ben bilirim, ben yaparım, ben istersem naraları…
Toplumla yakınlaşmak yerine, toplumla nasıl didişirim havası…
Eleştiriye, itiraza, protestoya karşı öfkelenen...
Meslek Odalarına, kuruluşlara, sendikalara, derneklere tahammül
edilmeyen bir ülkenin bireyleri nasıl uyutulur?
Debelenen yaşantımızda, kanıksadığımız onca siyasi sözcüğün
anlamlarının bilinçli tercihlerle simgeleştirildiği duraklardan geçiriliyoruz…
Savaş buna dahil…
Yığınaklar, topçular, misliyle karşılık vermeler, hemen hepsi bu oyuna dahil...
Savaşlardan yana, çevre karşıtı, iktidarların güdümleyici
politikalarının memuru gibi değişik maskelerle televizyon ekranlarını süsleyen
ve sistemin kasırgalarıyla dönüştürdüğü aydın görünümlüler ve gazete
tetikçilerini de sayarsak, aslında bu kirli oyuna herkes dahil…
Savaşın yarattığı yıkımla bir taraf fakirleşip, başka bir taraf
zenginleşirken, savaşın birilerinin derdine deva olacağını düşünmek nasıl bir
körlükse…
Danışıklı bir savaşın getireceği özgürlüğün, kirli ve kanlı olmanın
dışında hiçbir canlıya fayda sağlamayacağını bile bile susmak…
Hele söz konusu olan savaş, küresel bir danışıklığın sonucu gözümüze
sokula sokula yaklaşıyorsa; bu savaşın, kirli bir barışın habercisi olduğunu
görmeyen herkes buna dahil…
