12 Ağustos 2015 Çarşamba

Atatürk ve İslam Tarihi.

Okunduğu üzere Atatürk, "Arabistan yarımadasının kumsal çöllerinden; (Ikre, Bismi, Rabbi) safsatasını esas tutmuş olan Araplar, uygar dünyada, bilhassa Türk zengin uygar bölgelerinde bu ilkel ve cahiliye devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır. Bu zihniyetle hareket edenler İslam'dan önce evrensel Türk uygarlığının bütün belgelerini imha etmekte engel görmediler.

Yazacağınız İslam tarihinin de bu doğrultuda toplayabileceğiniz belgelere dayanarak açıklanmasını önemli görürüm." diye yazmış. Açıkça söyleyebilirim ki bir Müslüman olarak altına imzamı atıyorum.

Bu yazıdan "Atatürk, Kur’an'a -safsata- demiş" çıkarımını yapıyorsanız "safsata" yapmış oluyorsunuz. Size bol bol konu üzerinde araştırma yapmanızı ve kitap okumanızı öneririm.
Anlayamayanların olacağını varsayarak yavaş yavaş, tane tane anlatmaya başlayacağım ve konuya "Atatürk'ün Kur’an'a -safsata- dediğini" varsayarak kişinin "safsata" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmediğini düşünerek mantık hatasını ortaya çıkarmaya çalışacağım. ("Safsata" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorsun tamam da, okuduğunu da anlamıyorsun arkadaş!)

"Atatürk'ün Kur’an'a -safsata- demiş" olduğunu düşünerek açıklamaya başlıyorum;
"... (Ikre, Bismi, Rabbi) safsatasını esas tutmuş olan Araplar..." bu cümleden Arapların sonradan Müslüman olduğunu ya da Kur’an'ı sonradan esas tutmuş olduğunu anlıyoruz.

"...Arapların... Bu ilkel ve (cahiliye devrinin) simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır..." cümlesinde geçen "cahiliye devri" terimi, İslam öncesi devirleri anlatmak için kullanılır. Yine cümlede geçen "ilke" kelimesinin "Ikre, Bismi, Rabbi"(Kur’an) olduğunu anlıyoruz. Sorun şurada, "cahiliye devri" İslam öncesi devri anlatmak için kullanılıyorsa, nasıl oluyor da Kur’an cahiliye devri simgesi olabiliyor. "Safsata" kelimesinin anlamını bilmeyen bir kişi bile Atatürk'ün böyle bir hata yapmayacağını bilir ve burada bir mantık hatasının olduğunun anlar.

Ben ne anladım onu anlatayım size; ilk başta "Safsata" kelimesi ne anlama geliyor ona bir bakalım.

Safsata kelimesinin Osmanlı Türkçesinde ki karşılığı "Kıyas-ı Batıl"dır. Yani "görünüşte doğru, hakikatte yanlış"... Safsata kelimesinin Türkiye Türkçesindeki anlamı "bir düşünceyi anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamadır"... Yani kısaca "yanlış anlama"dır.

Şimdi cümleyi "safsata" kelimesinin yerine anlamını koyarak ve cümleyi ona göre düzenleyerek yazalım:

"Yaradan Rabbinin Adıyla Oku" ayetini "yanlış anlayan" Araplar, uygar dünyada, bilhassa Türk zengin uygar bölgelerinde, bu ilkel ve cahiliye devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak, yapmadıkları tahrifat kalmamıştır...". Umarım şimdi anlaşılmıştır.

Yani Atatürk, Arapların "Ikre, Bismi, Rabbi" ayetini yanlış anladıklarını ve Müslüman olmayan halkların belgelerini (özellikle Türklerin) ya da İslam öncesi uygarlıkların (Mısır vb.) belgelerini imha etmekten çekinmediklerini yazmıştır ve bu anlayışın "cahiliye devri"ne ait bir anlayış olduğunu vurgulamıştır.

Ama bu yazı, bir şekilde döndürülüp, çevrilip Atatürk'ün karşısına dikilmiştir ve yıkılmaya muhtaçtır.