Okunduğu üzere Atatürk, "Arabistan
yarımadasının kumsal çöllerinden; (Ikre, Bismi, Rabbi) safsatasını esas tutmuş
olan Araplar, uygar dünyada, bilhassa Türk zengin uygar bölgelerinde bu ilkel
ve cahiliye devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır. Bu zihniyetle hareket edenler İslam'dan önce evrensel Türk
uygarlığının bütün belgelerini imha etmekte engel görmediler.
Yazacağınız İslam tarihinin
de bu doğrultuda toplayabileceğiniz belgelere dayanarak açıklanmasını önemli
görürüm." diye yazmış. Açıkça söyleyebilirim ki bir Müslüman olarak altına imzamı
atıyorum.
Bu yazıdan "Atatürk, Kur’an'a
-safsata- demiş" çıkarımını yapıyorsanız "safsata" yapmış oluyorsunuz. Size bol bol konu üzerinde
araştırma yapmanızı ve kitap okumanızı öneririm.
Anlayamayanların olacağını varsayarak yavaş yavaş, tane tane anlatmaya
başlayacağım ve konuya "Atatürk'ün Kur’an'a
-safsata- dediğini" varsayarak kişinin "safsata" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmediğini
düşünerek mantık hatasını ortaya çıkarmaya çalışacağım. ("Safsata" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorsun tamam
da, okuduğunu da anlamıyorsun arkadaş!)
"Atatürk'ün Kur’an'a
-safsata- demiş" olduğunu düşünerek açıklamaya başlıyorum;
"... (Ikre, Bismi, Rabbi) safsatasını esas tutmuş olan Araplar..." bu cümleden Arapların sonradan Müslüman olduğunu ya da Kur’an'ı sonradan esas tutmuş olduğunu anlıyoruz.
"... (Ikre, Bismi, Rabbi) safsatasını esas tutmuş olan Araplar..." bu cümleden Arapların sonradan Müslüman olduğunu ya da Kur’an'ı sonradan esas tutmuş olduğunu anlıyoruz.
"...Arapların... Bu
ilkel ve (cahiliye devrinin) simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları
tahrifat kalmamıştır..." cümlesinde geçen "cahiliye devri" terimi, İslam öncesi devirleri anlatmak
için kullanılır. Yine cümlede geçen "ilke"
kelimesinin "Ikre, Bismi,
Rabbi"(Kur’an) olduğunu anlıyoruz. Sorun şurada, "cahiliye devri" İslam öncesi devri anlatmak için
kullanılıyorsa, nasıl oluyor da Kur’an cahiliye devri simgesi olabiliyor. "Safsata" kelimesinin anlamını
bilmeyen bir kişi bile Atatürk'ün böyle bir hata yapmayacağını bilir ve burada
bir mantık hatasının olduğunun anlar.
Ben ne anladım onu anlatayım size; ilk başta "Safsata" kelimesi ne anlama geliyor ona bir bakalım.
Safsata kelimesinin Osmanlı Türkçesinde ki karşılığı "Kıyas-ı Batıl"dır. Yani "görünüşte doğru, hakikatte
yanlış"... Safsata kelimesinin Türkiye Türkçesindeki anlamı "bir düşünceyi anlamaya çalışırken
yapılan yanlış çıkarsamadır"... Yani kısaca "yanlış anlama"dır.
Şimdi cümleyi "safsata"
kelimesinin yerine anlamını koyarak ve cümleyi ona göre düzenleyerek yazalım:
"Yaradan Rabbinin
Adıyla Oku" ayetini "yanlış anlayan" Araplar, uygar
dünyada, bilhassa Türk zengin uygar bölgelerinde, bu ilkel ve cahiliye devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak, yapmadıkları tahrifat
kalmamıştır...". Umarım şimdi anlaşılmıştır.
Yani Atatürk, Arapların "Ikre,
Bismi, Rabbi" ayetini yanlış anladıklarını ve Müslüman olmayan
halkların belgelerini (özellikle
Türklerin) ya da İslam öncesi uygarlıkların (Mısır vb.) belgelerini imha etmekten çekinmediklerini yazmıştır ve
bu anlayışın "cahiliye devri"ne
ait bir anlayış olduğunu vurgulamıştır.
Ama bu yazı, bir şekilde döndürülüp, çevrilip
Atatürk'ün karşısına dikilmiştir ve yıkılmaya muhtaçtır.
