Önsöz: Yarın ölecekmiş gibi hayatınızın hakkını
verin. Bir başka yaşamınız olabileceği üzerine çok spekülasyon bulunsa da,
kanıt bulunmuyor.
Hayata Dair Küçük Elkitabı, madde madde iyi yaşam
önerileri yüklü. Ben de, çok lazımmış gibi, maddeleri tek, tek ele alıp,
değerlendirmeye karar verdim. Her yazıda 10 öneri ile hayatınız değişmeyecek
tabi, ama belki bir işinize yarar. Mesela kendinizi yüceltme yolculuğunuzda
aklınızın bir köşesine alacağınız üç öneriyi bulursunuz belki de. Kim bilir?
İçlerinden istediğim sıra ile seçip, yorumluyorum.
Hazırsanız, başlayalım.
1 – Sıkı tokalaş. Kendinize güvendiğiniz mesajı
verir. Diğer yandan karşınızdaki kişiye üstün olduğunuz sinyali de çakar.
Karşınızdaki tokalaşırken kendi eli üstte kalacak şekilde çevirmeye meyilli,
kendini beğenmiş bir “ben neyim biliyor
musun?” budalasıysa bu hareketle onun ilk savunmasını aşmış olursunuz. Ama
bu durumda arkadan geleceklere de hazırlıklı olmanızda fayda var tabii. En
basit anlamda, “sana elimi uzatıp, sıkıca
kavrıyorum. Ben kendime güveniyorum, sen de bana güvenebilirsin” demenin
bilinen bir kısa yoludur. Tabi kültürden kültüre anlamı değişebilir. Bunu da
aklınızın bir köşesinde tutmakta fayda var.
2- Sır Sakla. Her bildiğinizi söylemek, içinizde
bir şey tutmamak, hayatı özümsemenize yaramaz. Bunun için sindirim sisteminiz
var. Dolayısıyla ketum olun. Karşınızdaki insanlar her şeyinizi bilirlerse, bir
sonraki adımlarını ona göre atarlar. Bu sonraki adım sizin için hiç de iyi
sonuçlar vermeyecek olaylara gebe olabilir. Siz siz olun, hep kendinize büyük
kısmı saklayın. Genelde kötülük en yakınınızdakilerden gelir. Saf ve dürüst
olma işini, boşboğazlık seviyesine taşımayın.
3- Oyunu Kullan. Demokrasi, vatandaşlık kavramı
üzerinde eşit olan, ancak diğer konularda aralarında oldukça büyük farklar
bulunan bireylerin kendilerini temsil edecek bireyleri seçip, yönetmek üzere
görevlendirdiği bir rejimdir. Görüşlerinizi tam olarak temsil edemeyeceğini
düşündüğünüz bireyler seçmek için oy vermenin hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini
düşünüyor olabilirsiniz. Ancak oy vermemeniz durumunda, sizin gibi düşünüp oy
vermeyenlerle birlikte, kötü de olsa temsil edilme şansınızı kaybetmiş
olursunuz. Bu nedenden dolayı ülkenizin ve kendinizin başına gelenlerden
birinci derecede sorumlu olursunuz. “Bana
ne, ben oy vermedim, beni bağlamaz olan hiç bir şey” diye düşünmek 7 yaş
altı çocuk tepkisi vermektir. Kötü de olsa temsil edilmek, hiç temsil
edilmemekten iyidir.
4- Dırdır Etme. Dırdır, kendinde bir şeyleri eksik
bulan kişilerin bunu karşılarındaki insana yansıtma şeklidir. Karşısındaki
insanı olduğu gibi kabul etmeyip, bunu dırdır ederek değiştirebileceğini sanmak
anlamsızdır. Dırdır ve bir adım ötesi olan pasif agresif bozukluk (bak bana ne yaptırdın!) kendinizi ve
karşınızdaki insanı mutsuz eder. Bu sevgisizlik ve kopukluk giderek daha kötü
hale gelir. Düzelmez. Karşılıklı anlayış ve saygı üzerine kurulu olmayan
ilişkilerin önce aşkı, sonra sevgisi yok olur. Evet, ne şaşırıyorsunuz, “dırdır” ile olur bunlar! Etmeyin!
5 – İnsanları sorunlarınla bunaltma. Biri sana,
nasıl olduğunu sorduğunda “harika, daha
iyi olamaz”, “iş güç nasıl?”
dediklerinde de “mükemmel, her gün daha
iyiye gidiyor” de. Herkesin derdi vardır. Sizin hatırınızı sorarlarken
gerçekten nasıl olduğunuzu merak ettiklerinden değil, sizi önemsediklerini
göstermeye çalıştıklarından öyle davranırlar. Olumlu bir cevapla hem kendi
gününüzü hem de karşınızdaki kişinin gününü daha güzelleştirmek için ilk adımı
atmış olursunuz. Her şey berbat olsa da, düzeltmek için iyi bir moral gibisi
yoktur. Kötü moral, er ya da geç sizi öldürür. İyimser olmak bu yüzden iyidir.
Ömrünüzü uzatır. Mutlu olmanızı sağlar. Kendini iyi hissetmek ise, bir zihinsel
durumdur. Hastalıklardan ve hayat enerjinizi emen vampir kişiliklerden sizi
korur.
6- Biten aşk ilişkisinin ardından “hepsi benim hatamdı” diye açıkla.
Aslında bu doğru da. Siz kanatsız melek de olsanız, ayrıldığınız kişiyi bulan,
onunla bir ilişki yaşayan, yine sizsiniz. Öylesini bulup, çuvallamak da sizin
hatanız değil mi? Zaten yolunuza devam edeceksiniz, başkasında hata aramaya ne
gerek var? Durumu kabullenmek rahatlatır. Şöyle geçmiş ilişkilerinizi bir
düşünün, göreceksiniz, hepsi sizin hatanızdı. Daha yapılacak başka bir sürü
hata varken, yolunuza devam edip, aynı hatayı yapmakta ısrar etmeyin. Daha da
kötüsü, olanları kafanıza takıp yıllarca “ah
keşke”lerle yaşamayın. Bu arada hatalarınızla sizi sevecek bir kişiyi
gözden kaçırıyor olabilirsiniz.
8- Paylaş. Kimi şeyler paylaştıkça daha işe yarar
ve büyür. Bilgi böyledir. Üst üste konulan tuğlalar gibi, bilgi de paylaştıkça
büyük bir insanlık mabedinin kurulup mutlu yarınlara ulaşmak için yolu
oluşturur. Sadece bilgiyi değil, maddi varlıklarınızı da paylaşmak sizi fakirleştirmez,
ama ihtiyacı olanları zenginleştirir. Paylaşma, karşılığında mutluluk getirir.
Bu durumda sadece vermek değil, almaktır da. İnsanları birbirine yaklaştırır ve
dayanışmayı artırır.
9- Lider ol. Bir kızakta yalnızca öndeki köpeğin
doğru dürüst manzarası olduğunu unutma. Gayet açık değil mi aslında bu önerme?
Sanırım liderlik sarhoşluğu denilen şeyi böyle bir zihinsel durum oluşturuyor.
Yine de dikkatli olun, kızakta en önde olsanız da, arkadaki köpekler poponuzu
ısırabilecek en iyi konumdaki türdeşlerinizdir.
10- Elinde içki kadehiyle asla fotoğraf çektirme.
Görenlerin zamanı, mekânı, aslında olanı ve kadehin içindekini gözardı edip,
senin kişiliğin üzerine gereksiz spekülasyon yapılmasına neden olabilir. Böyle
bir fotoğrafı görenler, ister istemez alkole olan bağlılığınızı düşünüp, size
olan bakış açılarını olumsuz yönde değiştirirler. Bir gün gelir, gözler önünde,
yüksek bir mevkiye erişirseniz, olmadık bir zamanda, biri bu fotoğrafları bulup
burnunuza sokuverir.
