Karşıyaka İskele Meydanı, 1930'lar.
Karşıyakalılık, İzmirli olmaktan da farklıdır. Bu durum, “Biz Karşıyakalıyız”, “35.5", “İzmir’e inmek” gibi markalaşmış sloganlar ile de tescillenmiştir. Söz konusu kavramlar İzmir’in kimi güneylilerince göre “şımarıklık” olarak isimlendirilse de yaratılan farklılık çoğunluk tarafından benimsenmiş ve kabullenilmiştir. Karşıyakalı olmak “inat” değildir. Burada yaşamaya başladığınız andan itibaren fanatik bir Karşıyakalı olursunuz. Bu yazıyı okuyan okurlarımızdan bazıları “nasıl olur bu?” diyebilirler. Peki, o zaman Karşıyakalılık, mekân olarak İzmir’den; Karşıyakalı, başka kentlerde yaşayan İzmirlilerden nasıl hemen ayırt edilebilmektedir?
Karşıyakalı Hanımlar, 1940.
Milattan Önce 11. Yüzyıllarda İonlulara karşı Kuzey İzmir’e hâkim olan ve yaşam biçimleriyle, kentlerine bağlılıkla tanınan, duyguları ile hareket eden, olaylar karşısında daha hızlı ve başarılı tavır alan yapıları ile Aioller. Yine tarihteki ilk köle ayaklanmasını başlatan Bergamalı Aristonikos. 1422’de Osmanlının Fetret Devrinde yine özgürlük yanlısı Cüneyd İzmirlilerce desteklenmişti. Yıllar geçer, 1867 sonrası Batı Anadolu topraklarının üçte biri yabancıların eline geçer. Rumlar, Ermeniler, Levantenler Buca, Bornova, Güzelyalı ve Karşıyaka’da banliyöler oluşturur. İngilizler Bornova’da, Fransızlar Buca’da, Rum ve Museviler Güzelyalı’da yoğunluktayken, Karşıyaka’da her milletten insanın evi vardı. İşte hoşgörünün kalbi Karşıyaka veya Rumların deyişi ile Cordelio’sunu diğer banliyölerden farklı kılan. Plajları, banyoları ile adeta her mevsim bir sayfiye yeriydi. Sürekli bir tatil havası yaşanmaktaydı. Karşıyaka’ya 1865’de tren, 1884’de vapur seferleri başlar.
Karşıyaka Vapur İskelesi, 1950.
Ancak Karşıyakalı, efsane belediye başkanını yaptığı her yanlışta uyarıyordu. 1932 yılında körfez vapuru biletlerine yapılan zam karşısında Karşıyakalılar tepkilerini 2. Mevkide yolculuk ederek gösterdiler, trene bindiler, özel otobüsler kiralayıp İzmir’e gittiler. Hükümet devlet otoritesinin zayıflayacağını düşünerek zammı geri çektirmemekte direndi. Ama alternatif bir ulaşım şekli olan otobüs Karşıyaka – İzmir arasında yerini aldı.
Bussing Marka Belediye Otobüsleri.
Adnan Menderes ve Eşi Berrin Hanım.
1953'te Karşıyaka ile Galatasaray arasında yapılan özel maç.
3 numaralı futbolcu "Baba Cevat"
1986 – 1987 çifte şampiyonluğun yaşandığı sezonda basketbol takımımızda 2 Amerikalı ve tamamı alt yapıdan yetişen genç oyuncularımız ile hem 1. Lig hem de Cumhurbaşkanlığı kupasını müzemize taşıdık. O sezon sonunda Türkiye Basketbol federasyonu yabancı kontenjanını 3’e, transfer yaşını da 22’ye çekerek daha sonraki sezonlarda alınabilecek şampiyonlukların önüne set çekti. Bu karardan sonra Türkiye Basketbol 1. Liginde geçen son 25 senede İstanbul dışına da şampiyonluk sadece 2 sezon çıkabildi. Onu da bir müessese kulübü olan Tofaş kazandı.
1986- 1987 Türkiye Basketbol 1. Ligi Şampiyonu ve Cumhurbaşkanlığı Kupası sahibi
Karşıyaka Basketbol Takımı.
Yakın tarihimize uzandığımızda Karşıyaka girişine asılan “Kutsal Topraklara Hoş Geldiniz” pankartı, 13 Mayıs 2007 Cumhuriyet Mitinginde denizden açılan “Anamızı da Aldık Geldik” pankartı unutulmayanlar arasına girmiştir. Günümüzde spor, özellikle de futbol, bu endüstri ile taraftar olma arasına sıkışmıştır. Karşıyakalı halen daha endüstriyel futbola karşı olan tavrını sürdürmektedir. İzmir kulüplerinin bazıları kimi taraftarının içine sinmese de endüstriyel futbola doğru hızla yol almaktadır. Holding patronu başkan, armasız, ama göğüs reklamı unutulmayan formalar ile sahaya çıkılabilmektedir. İşte burada da karşıtlık yine Karşıyaka’ya kalmaktadır.
Unutulmamalıdır ki popüler kültür, popüler toplumun bir ürünüdür. Kişilerde toplumdan bağımsız kalamayacağı için ondan ister istemez etkilenir. Popüler kültürden sıyrılmak, kişilerin hamburger yememesi ya da Converse giymemesi ile mümkün olacak bir şey değildir. Önemli olan bu modern kültürün çıkmazlarını ortadan kaldırmaktır. Bunun yolu gelecek için öz benlikten çıkan yeni bir kültür yaratmaktan geçer. Bunun da, geçmişin değerlerini geleceğe taşımak ile olacağı unutulmamalıdır. Kişilerin yarattığı değer sistemini ve ahlak, sanat, sembol, inanç, gelenek ile göreneklerin karışımı bu kültürü oluşturur.
Karşıyakalı her popüler olana karşı değildir. Her türlü günceli takip eder. Politika, spor, moda, yemek, mekân; aklınıza ne gelirse. Gidip dener, alır, okur. Karşıyakalıya bu açıdan baktığımızda Karşıyakalı “karşıt” değil, “uyanıktır”. Benim tespitim bu yöndedir. Bunun nedenlerine Karşıyaka’nın havasını, balığını, sofrasını, sohbetini, dostluğunu da ekleyebiliriz.
Karşıyaka'da Sanat Etkinlikleri.
Karşıyaka ve Kaf Sin Kaf her zaman fark edilmiştir. Fark edilmek için meydan okumak gerekir. Karşıyakalı bunu bilmiş ve yeri geldiğinde de meydan okumuştur. İşte bu meydan okuma o literatürlere giren “35.5”u, “Biz Karşıyakalıyız”ı, “İzmir’e inmek” sloganlarını getirmiştir. Farklılık güzeldir, farklılık zenginliktir, farklılık beraberinde kuvveti getirebilmektir. Birbirimizden farklı olan yeteneklerimizi bir araya getirerek çok daha iyi şeyler başarabiliriz. Unutmayalım, hepimiz birimizden çok daha zekiyiz.








