Her erkeğin,
mutlaka eşini aldattığı inancı çoğu insanda vardır. Kadınlar arasında bu kanaat
daha yaygındır. Onun için, bazı kadınlar şöyle der: “Evini, beni, çocuklarını ihmal etmesin; kadınlara para yedirmesin, âşık
olup bizi terk etmesin, bana bir hastalık bulaştırmasın, ne halt yerse yesin,
geri evine dönsün…”
Peki, her erkek
eşini aldatır mı? Tabii ki hayır!
O halde, hangi
erkekler eşini aldatmaz?
·
Eşine aşırı düşkün, her şeyi onunla paylaşmayı seven,
onsuz adım atmayan erkekler. Bu erkeklerin bir kısmı, bağımlılığa yatkındır.
Bir kısmı, gerçekten eşiyle paylaşmayı, yaşamayı ilke edinip, ondan zevk alan
bireylerdir. Bir kısmı da geçmişlerinde annelerine aşırı düşkün olmalarıyla
bilinirler. Anneyle kurulan sıcak ilişki, eşle de kurulur. Eşte “anaçlık” yönü belirginse, erkek
aradığını bulmuştur…
·
Eşini çok seven ve saygı duyan erkekler. Bu sevgi öyle
bir sevgi ki, eşiyle bütünleşen ve adeta ayrı bedenlerde bir ruh gibi birleşen
çiftlerdir. Sevgi bağı öylesine güçlüdür ki, hiç akıllarına, hayallerine dahi
ayrı bir insan gelmez.
·
Eşinden aşırı korkan, çekinen ve evde hâkimiyetin
kadında olduğu durumlarda; erkek ya aldatmaz, ya da istese bile aldatamaz. Bu
durumda olan bazı erkekler kendilerini kanıtlamak için aldatmaya meyledebilirler.
Kendilerine ilgi gösteren, değer veren, “erkekliğini”
hissettiren kadınlara ilgi duyabilirler, “zedelenen
egoları” bu sayede onarılır.
·
Prensipli, kuralcı, dürüstlüğe aşırı önem veren
erkekler de aldatmaz. Bu erkek tiplerinin ortak özeliği şunlardır: Açık sözlü,
içi dışı bir, matematiksel ve mantıksal düşünme yetileri gelişkindir. Ahlâkî
değerlere çok önem verirler. Bir kısmı dindar bir kısmının dinle alâkası
olmadan ahlâkçı bir felsefeye sahiptirler. Kendilerine yapılmasını
istemedikleri olumsuz davranımları, başkalarına asla reva görmezler.
·
Gerçek anlamda dini bütün, mümin erkekler asla
eşlerini aldatmaz. Günümüzde dindarım, muhafazakârım diyen birçok erkek eşini
aldatmaktadır, ya günü birlik, ya metres edinerek, ya da gizli nikâh
kıyarak bu eylemi gerçekleştirirler. Bu erkeklerin bir kısmı, aşırı “ahlâklı” ve “namuslu” görünerek bu davranışlarını maskelerler. Hakiki manada,
din değerleri özümsemiş dindar bir erkek, bu tür eylemlere tevessül etmez.
·
Tutumlu, hatta cimrilik derecesinde tutumlu erkekler
de kadına “masraf” etmemek için
aldatmazlar.
·
Hijyene çok önem veren, hastalık bulaşmasından aşırı
korkan erkekler de eşlerini aldatmaz. Korunarak dahi olsa, başka kadınlarla
ilişkiden kaçarlar.
·
Pasif, çekingen, utangaç, içine kapanık erkekler de
eşini aldatmaz. Karşı cinsle yüz yüze, göz göze gelmekten çok çekinir
utanırlar. Yüzleri kızarır. Terlerler. Elleri ayakları birbirine dolaşır. Aşırı
heyecanlanırlar. Titrer, kekelerler. Reddedilmekten, beğenilmemekten
aşırı korkarlar. Bu özelliklerinden dolayı isteseler de eşlerini aldatamazlar.
·
Daha önceden eşini aldatıp yakalanıp, boşanmanın
eşiğinden dönen bazı erkekler de bir daha eşini aldatmaz. Eşi affetmişse,
evliliklerinde adeta “ikinci baharı”
yaşarlar. Birbirilerini yeniden keşfederler. Bir kısmında ise, kadın sürekli bu
olayı erkeğin başına kakar ve onu aşağılar. Evde kadın hâkimiyeti kurulur.
Erkekte suçluluk psikolojisi, pişmanlık ve yuva dağılmasın diye boynunu büküp
eşinin etrafında döner.
·
Geçmiş yaşamında aldatılan bazı erkekler de aldatmaz.
Aldatılmanın ne denli “derin acılar”,
izler bıraktığını yaşamış bazı erkekler, empati kurarak eşine bu acıyı
yaşatmaz.
Esas mesele,
aldatıldığını öğrenen ve kesin delilleri olan kadının ne yapacağıdır.
Kadının psikolojisi
alt üst olur. Farklı duygu ve düşünceler ortaya çıkar. Eşinden hiç böyle bir
davranış beklemeyen kadının dünyası alt üst olur.
Çok ciddi
anlamda “dünya başına yıkılır”, güven
duygusu yerle bir olur. Kendini küçük düşürülmüş, aşağılanmış, dışlanmış
hisseder. Sevilmediğini, değersiz görüldüğünü düşünür. Utanır. Sanki herkes
biliyormuş gibi, topluma çıkmaktan çekinebilir. Eşine çok büyük kızgınlık, öfke
duyar. Bazı kadınlar intikam almak ister. Bazısı susar, acısını içine gömer,
bir şey yokmuş gibi yoluna devam eder. Bazıları, öğrenir öğrenmez, konuşmaya,
tartışmaya, kavgaya başlar. Sürekli eşini takibe alır. Bütün delilere ulaşır ve
eşinin önüne serer. Bu konuda kadınlar, “değme
ajandan“ daha mahirdirler. Kocaları ya sürekli inkâr eder, kabul etmez. Bu
durumda kadınlar daha da çıldıracak duruma gelir. Şiddete varana kadar
davranışlar ortaya çıkar. Bazı erkekler kabul eder, özür diler, yeminler eder.
Her şeyini “açık eder”, her şeyi
ortada ve ulaşılabilirdir. Hatta bir kısmı, bütün iş gezilerine ve gideceği
yere eşini de götürür.
Bazı kadınlar
ise hemen evi terk eder. Bazısı hemen boşanma davası açar.
Bazı kadınlar,
eşinin kendisini aldattığı kadını bulur. Onunla ya oturup medenice detayları
öğrenir ve ona göre planını yapar, ya da ona “dünyayı dar etmek” için elinden gelen her şeyi yapar…
Böylesi bir
travmayı Allah kimseye yaşatmasın. Çok zor bir durumdur. Ölüm acısından daha
derin acılar yaşatır aldatılan tarafa.
Kadın nasıl
davranmalı ve nasıl bir yol izlemeli?
1-Fevrî bir
kararla hemen mahkemeye gitmemeli ve boşanmamalı. (Ama çok önceden, böylesi bir durumda kesinlikle “boşanırım” diye karar
varsa ve bundan eminsek boşanabiliriz.)
2- Önce durum
değerlendirmesi ve konuyu detaylarıyla analiz etmeli. Nasıl bir yol
izlemeliyim? Boşanmak bir çözüm mü? Boşanırsam beni neler bekliyor? Boşanmazsam
nasıl bir yol takip etmeliyim? Bütün bu soruları netleştirmeden karar almamak
gerekir. Bu süreçte eşi görmek istemiyorsak ya onu evden gönderelim, ya biz evi
terk edelim…
3- Eğer
boşanılmayacaksa, aldatılmayla ilgili detayları kesinlikle öğrenmeyin.
Bunlar size çok acı verir. Gittikleri yerler, resimler, mesajlar, romantik
ortamlar, nerede seviştikleri size çok ağır gelir.
4- Yine
boşanılmayacaksa, iki yol çıkıyor önümüze; ya her gün bu konuyu gündeme getirip
kavga yapmak ve birbirinin canını yakmak, ya da bir şey yokmuş gibi, olmamış
gibi yeni bir hayata başlamak.
5- Bu vesile
ile yeni bir anlayışla hayatı yaşayabilirsiniz, kendinize çeki düzen vererek,
kendini önemseyerek, gereksiz fedakârlıklardan uzaklaşarak, hayata daha fazla
bağlanarak, hobi edinerek, çalışarak…
6- Bu seferlik “affedip”, evine dönmesini garanti
altına alıp, ikinci bir aldatmada kesin boşanma kararı alıp, “sıfırdan” evliliğe başlayabilirsiniz.
7- İntikam
almak için, siz de aldatmayı düşünebilirsiniz. Aklınıza gelebilir. Bazılarınız
bunu hemen, bazılarınız ilerleyen dönemde yapabilir. Bazılarınız bunu asla
yapmaz. Siz de aldattığınızda, ya “rahatlar-
eşitlenirsiniz” ve öfkeniz diner, evliliğe devam edersiniz; ya da
aldattığınız için vicdan azabı çeker, pişmanlık depresyonu yaşayabilirsiniz. Bu
konuda sabırlı olup, bu süreci atlatmadan asla böyle bir davranışta bulunmayın.
8- Bu süreci
etrafa fazla yaymayın. Mümkünse bir psikolojik destek alarak süreci yönetin.
Sizi kıskanan, fesat ruhlu insanların tahriklerine kapılmayın. Dürüst, samimi
ve sizi seven insanlarla istişare edin.
9- Varsa
çocuklarınız onları olayların içine çekmemeye gayret edin. Hele hele birbirinize
karşı kullanmayın!
10- Sabır, metanet
ve sağduyuyu elden bırakmamaya dikkat edin. Öfkeyle kalkan zararla oturur.
Acele etmeyin. Eşinizle duygularınızı, neler hissettiğinizi mutlaka paylaşın.
Kızgınlığınızı, öfkenizi belirtebilirsiniz. Hiçbir şey yokmuş gibi kendinizi
bastırmayın. Tepkilerinizi zamanında verin. Şunu hiçbir zaman unutmayın!
Sizi aldatan kendisini aldatıyordur. Yaşadığı ortaklığa ve sadakate o “ihanet” etmiştir. Hiçbir sebep bu
davranışını haklı çıkaramaz. Yaptığı eylemin doğuracağı sonuçlara katlanmak
durumundadır. Bu süreçte, sağlıklı bir çözüm üretmek için, onu bu yola
sürükleyen sebepleri de anlamaya çalışınki, çözümde size yol göstersin.
Kendinizi bırakmayın. Hayata daha sıkı tutunun. Gerektiğinde bir uzmandan
yardım almaktan çekinmeyin…
