Bence asıl soru bu.
Medyamızda olmayan , ancak dış medyada yer bulan bir habere göre; PKK 17 saat önce AB ve ABD’ne bir yazı yazıyor ve artık Türk Parlamentosunun aldığı bir karar doğrultusunda “terör örgütü” olarak tanımlanmadığını ve hem AB ve hem de ABD dışişleri bakanlığı listelerinden terör örgütü olmaktan çıkartılmasını istiyor.
Meclis kararanından 17 saat önce!..
Yani Meclis de alınan karar çoktan yazılmış ve uygulamaya geçilmiş.
Gelelim şimdi ikinci soruya; Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ta bulunan ve Amerikalıların çeşitli isimler koyarak besleyip, desteklediği örgüt tüm bu ülkelerde silah bırakacak mı?
Cevap; Hayır…
Bu karar sadece Türkiye sınırları içinde bulunan örgüt
mensuplarını kapsıyor. Bu örgütlerin silah bırakıp bırakmadığını kim
denetleyecek? Meclis adına 6 milletvekili, 4 bakanlık mensubu ve MİT… İyi de bu
denetçileri kim seçecek ve vasıfları ne olacak? Seçecek olan Cumhurbaşkanı!..
Eğer
terör örgütünün silah bırakması konusunda yeni bir hukuki veya siyasi mekanizma
oluşturulacaksa, kamuoyunun şu soruların cevabını bilmesi gerekir:
- Silah bırakanların
kimlikleri nasıl tespit edilecek?
- Silahların tamamının teslim
edildiği nasıl doğrulanacak?
- Örgütün gizli silah
depoları nasıl bulunacak?
- Sınır dışındaki silahlı
unsurlar sürecin neresinde olacak?
- Süreci kim denetleyecek?
- Denetim sonuçları TBMM'ye
ve kamuoyuna açıklanacak mı?
- Silah bırakma
gerçekleşmezse ne olacak?
- Örgüt yeniden silahlanırsa
hangi yaptırımlar uygulanacak?
Bunlar
sorulmadan yalnızca “barış”, “kardeşlik” ve “yeni dönem”
ifadeleriyle bir güvenlik politikasının yürütülmesi mümkün değildir.
“Silah bırakma” ile “tehdit ortadan kalkması”
aynı şey değildir. Bir örgütün Türkiye sınırları içerisinde silah bırakması
önemli bir gelişme olabilir. Fakat Türkiye'nin güvenliği açısından yeterli olup
olmadığını anlamak için daha geniş bir tabloya bakmak gerekir. Eğer aynı
örgütün veya onunla bağlantılı yapıların Türkiye sınırlarının hemen ötesinde
silahlı varlığı devam ediyorsa, Türkiye gerçekten terör tehdidinden kurtulmuş
olacak mıdır? Üstelik bu yapıların gelecekte yeniden silahlanmayacağının
garantisi nedir?
Bunların cevabı verilmeden “terör bitti” demek, yalnızca bir temenni olur.
Türkiye sınırları dışında bulunan örgüt mensuplarına
gelince; bunlar ABD, İsrail, Fransa tarafından silahlanmaya devam edecekler.
Nasıl olsa artık terör listesinden çıktılar!.. Amaç ne peki? Amaç Akdeniz
koridoru ve Türkiye’nin güneydoğusunun işgal edilerek ABD / İsrail güdümünde
bir devlet oluşturmak. Silah yardımı dediysem bu silahlar hafif değil, ağır
silahlardan bahsediyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı koyabilecek silahlar.
Türkiye'deki
terör sorunu çözülürken sınırlarımızın hemen ötesinde yeni bir silahlı yapı
ortaya çıkmasına izin verilecek midir?
Eğer
Türkiye'deki süreç “silah bırakma” üzerine kuruluyorsa, Türkiye'nin
müttefiklerinden de aynı güvenlik hassasiyetini göstermeleri beklenmelidir.
Türkiye'nin
içinde silah bırakan örgüt mensuplarının dışında, sınırın ötesindeki silahlı
yapıların varlığının devam etmesi kabul edilecekse, bunun Türkiye'ye nasıl bir
güvenlik kazandırdığı açıklanmalıdır.
Son birkaç yıldır güneydoğu Anadolu’ya göçmen adı altında
yerleştirilenlere bakarsanız aslında bunların hareket geçme emri bekleyenler
olduğunu anlayabilirsiniz.
Türkiye
terörden kurtulacaksa, bu elbette büyük bir kazanım olacaktır.
Ama
terörden kurtulmanın yolu, terörle mücadele edenleri küçümsemek veya terör
örgütü liderlerini siyasi bir meşruiyet zeminine taşımak olmamalıdır.
Barış
başka şeydir, teslimiyet başka.
Silah
bırakılması başka şeydir, terörün siyasi olarak ödüllendirilmesi başka.
Toplumsal
barış başka şeydir, terörün geçmişinin unutturulması başka.
Bu senaryo aylar öncesinden yazıldı ve şimdi TBMM’inde kabul edilen “açılım” ile ilk adım atıldı.
Hiçbir kurumdan bu işi önleyecek herhangi bir girişim beklemeyin. Bu iş başımıza örülmekte olan belanın halkımız tarafından anlaşılıp, harekete geçmesiyle önlenebilir.
Bu konuda umut var mı?
Açılım yapılıyorsa, millet önce şunu bilmek istiyor: Açılım, ama ne
için açılım?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder