1903 yılında kurulan İstanbul Futbol Ligi'ne önce aynı
yıl kurulan Beşiktaş, 1905'te Mekteb-i Sultani Okulunun 10. sınıf
öğrencilerinin kurduğu Galatasaray ve ardından Nurizade Ziya Bey'in
önderliğinde Kadıköy'de kurulan Fenerbahçe takımları katılmışlardır. Bu
dönemlerde özellikle Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan maçlar,
günümüz koşullarında oynanan ve gerilim dozajı yüksek maçlara benzemiyor,
aksine iki takımın taraftarları yan yana maç izleyecek kadar futboldan keyif
alarak bu eğlenceli oyunu takip ediyorlardı. Baştan beri aynı kentinde
takımları olduğu için Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray maçları birer derbi
maçı sayılsalar da çok az takımın olduğu İstanbul Futbol Ligi'nde sadece
birbirleriyle rekabet ediyorlardı. Ancak bu rekabet hiç bir olaya dönüşmüyordu;
ta ki 23 Şubat 1934 tarihine kadar.
23 Şubat 1934 tarihi, Fenerbahçe ile Galatasaray
arasındaki spor rekabetinin önüne geçen gerilimi hatta nefreti arttıran bir
olaya tanıklık etmiştir. Diğer dünya derbilerinde ırk, dil, din ve siyasi
sebeplerin hiç biri bu iki takımda olmamasına ve tek farkın renkler olmasına
rağmen, 23 Şubat 1934 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçı bu
gerilimin fitilini ateşlemiştir.
Bu maçta Fenerbahçe; Hüsamettin, Yaşar, Cevat, Mehmet Reşat, Semih, Esat, Süleyman, Muzaffer,
Zeki Rıza, Fikret Arıcan ve Lebib onbiri ile sahaya çıkarken, Galatasaray; Avni, Tevfik, Lütfü, Kadri, Nihat, İbrahim,
Necdet, Muslih, Rasih, Fazıl ve Danyal dizilişinde Fenerbahçe'nin karşısına çıkmıştı.
İstanbul Ligi 1933-1934 sezonunda, Fenerbahçe ligi
lider götürürken Taksim Stadında hakem Kadir Bey'in yönetiminde
Fenerbahçe-Galatasaray maçı oynanacaktır. Maç öncesinde tribünlerde boş yer
bulunmamaktadır. Maç 60. dakikaya kadar 0-0 devam etmiş ve o dakikaya kadar ne
iki takım futbolcuları ne de tribünde maçı izleyen seyirciler arasında herhangi
bir tartışma yaşanmamıştır. Maçın 60. dakikasında Galatasaraylı futbolcu Kadri
Dağ girdiği bir ikili mücadelede Fenerbahçeli futbolcu Mehmet Reşat Nayır'a
sert bir tekme atmış, iki futbolcu arasında kavga çıkmaması için araya giren
Fenerbahçeli futbolcu Fikret Arıcan'ın Galatasaraylı futbolcu Tevfik tarafından
kucaklanarak saha kenarına atılmasıyla saha bir anda karışmıştır.
Bu esnada Fenerbahçeli kaleci Hüsamettin Böke, stat
balkonundan sıçrayarak Galatasaray takımının antrenörünün üzerine yürümesiyle
futbolcular arasındaki olaya bizzat maçı izleyen seyircilerde karışmış ve saha
savaş alanına dönmüştür. Futbolcular birbirlerine tekme ve yumruklar savururken
daha önce iki takım arasında hiç yaşanmamış olan olaylar karşısında güvenlik
güçleri yetersiz kalmıştır. Tribünlerdeki seyircilerin bir kısmı sahaya inmiş
ve futbolcuların bazılarını darp etmişlerdir. Maç yarıda kalmış ve acilen
toplanan İstanbul Mıntıkası Futbol Heyeti olaylı maçı görüştükten sonra her iki
takımdan kavgaya karışan 17 futbolcuya "hak
mahrumiyeti" cezası vermiştir. Özellikle kaleci Hüsamettin'e müebbet
olmak üzere, Fikret'e ve Tevfik'e 6, Cevat, Yaşar, Esat, Reşat, Lebip,
Muzaffer ve Süleyman'a 2'şer ay futbol oynamama cezası vermiştir.
Bu olay iki kulübün içyapısında etkili olmuş, özellikle Fenerbahçe idari
yapısında esaslı değişikliklere gitmiştir. Hatta şampiyonluk yolunda büyük bir
yara alan lider Fenerbahçe, bu maçın yansıması olarak 1933-1934 sezonu İstanbul
Ligi Şampiyonluğunu Beşiktaş'a kaptırmıştır. Herşeyden önemlisi iki takım
arasında yaşanan bu ilk şiddet olayı yıllarca unutulmamış, hatta bu maç "Kavgalı Maç" adıyla spor
basın tarihinde yerini almıştır. İki takımın arasındaki gerilimin ve nefretin
bu maçla birlikte başladığı düşünülmekte ve o tarihten bugüne kadar ki pek çok
maç bu kanının haklılığını ortaya çıkartmaktadır.