Tarihler 20 Mayıs 1989'u gösterdiğinde
Soğuk Savaş yeni bir döneme giriyordu. Yüzbaşı Alexander M. Zuyev, o yılların
efsane uçağı Mig-29'u kaçırmış ve Trabzon'a indirmişti! Sabahın erken
saatlerinde hiç kimsenin olmadığı Trabzon Havalimanı'nda uçağını park
pozisyonuna almış ve yaralı bir şekilde taksiye binerek hastaneye gitmişti!
İşte o müthiş kaçış...
Sovyet havacılık sanayi, efsane Mig
serisinde adeta Nirvana'ya Mig-29 tasarımı ile ulaşmıştı. Uçağın müthiş
akrobasi yeteneğinin yanı sıra pilot kaska monteli atış sistemi ile çok ileri
teknolojiye sahipti. Bu uçağa karşı akıllara hemen 'ABD nasıl bir cevap verecek?' sorusu geliyordu.
Bu uçağın kullanan Sovyet Hava Kuvvetleri
filolarından biri de Batum yakınlarındaki Tskhakaya Hava Üssü’nde konuşlanmış
34'üncü Filo'ydu. Bu filoda görev yapan pilotlardan biri de 28 yaşındaki
Yüzbaşı Alexander M. Zuyev'di. Üs komutanının kızıyla evli Zuyev, Sovyet askeri
kaynaklarına göre disiplinsiz bir pilottu. Bir dönem Test Pilotu Okulu'na
başvuran Zuyev, sicilinin kötü olması nedeniyle kabul edilmemişti.
Zuyev,
yeni bir pilotken Sovyet Hava Kuvvetleri Komutanı Mareşal Pavel Kutakhov ile
fotoğraf çektirmişti.
İddialara göre Zuyev ailevi sorunlar
yaşıyordu. Son dönemde sık sık üsse alkollü gelmesi nedeniyle uçuştan
kesilmişti. Üstleri onu pilotluktan ayırmayı planlıyordu. Ancak üs komutanının
kızıyla evli olması, bu kararın gecikmesine neden oluyordu. Zuyev'le ilgili
iddialar bunla da sınırlı değildi. Son aylarda iltica etmeyi aklına koyduğu
istihbarat raporlarına yansımıştı. Ancak bu iddialardan bir bölümünün iltica
sonrasında abartıldığı da gerçekler arasındaydı.
Zuyev, günlerce kafasında kurduğu
planlarla kaçışını Türkiye üzerinden yapmaya karar verdi. Planına göre acil
durumlarda hemen havalanmak üzere hazırlanan Mig-29'lardan birini alacak ve
Türkiye'ye kaçacaktı. En yakın uçuş noktası olarak sivil amaçlı kullanılan
Trabzon Havalimanı'ydı.
Planını Hayata Geçiriyor
Tarihler 20 Mayıs 1989'u gösterirken,
içine uyuşturucu eklediği kekle birlikte içkileri aldı ve üsse girdi. Doğrudan
alarm uçaklarının bulunduğu koruganlara geçti. Nöbetteki pilot ve teknisyen
arkadaşları ile birlikte içkiler açıldı. Bir kaç saat içinde ekip sızmıştı.
Zuyev her şeyden emin olmak istiyordu.
Önce alarm merkezine gelen telefon kablolarını kesti. Sonra uçuş tulumunu giydi
ve kaskını taktı. Uçak başı yapıp hazırlıklara girişti.
Tam bu sırada yeni gelen bir nöbetçi
durumu fark etti. Normalde bu hazırlıkların teknisyenler tarafından yapılması
gerekiyordu. Pilotun yaptığı bu hazırlık onu kuşkulandırmıştı. Nöbetçi Zuyev'e
bağırıp yanına doğru koşmaya başladı. Zuyev tabancasını çekti ve nöbetçinin
üzerine yürüdü. Tam bu sırada iki farklı silahtan mermiler çıkmaya başladı.
Pilot nöbetçiyi vurmuş, ama sol kolundan yaralanmıştı...
Yüzbaşı çok az zamanının kaldığını
anlamıştı. Uçağı havadan havaya füzeleri taşıyordu. Başlıklarını çıkarmadan
hemen kokpite oturdu ve motorları çalıştırdı. Hızlı bir şekilde taksi yaptı ve
havalandı. Ama aklına 'Ya arkada kalanlar
onu yakalarsa' sorusu geliyordu. Mig-29 ile geri döndü. Alarm uçaklarının
bulunduğu alanı 30 milimetrelik topla taradı...
Bundan sonraki rotası Trabzon olacaktı.
Yaptığı hesaba göre çok alçaktan bir kaç dakika içinde Trabzon'a
ulaşabilecekti. Oradaki sivil havalimanına inmesi kurtulması anlamına
geliyordu.
Sovyetlerin toparlanması kısa sürdü. Hemen
bir pilot, üsteki diğer Mig-29'un motorlarını çalıştırdı ve Zuyev'in peşine
düştü. Yakınlarda bulunan bir diğer hava üssüne de alarm verilmişti. İki Mig-29
da oradan havalandı. Yerdeki tüm hava savunma sistemleri de alarma geçti.
Herkes kaçak Mig-29'u arıyordu. Sovyet Hava Kuvvetleri uçağı düşürme emri
vermişti.
Yüzbaşı
Zuyev, bir kaç dakika içinde Sovyet Hava Sahasını çok alçak irtifadan kat etti
ve Türk Hava Sahası'na girdi.
Diplomatik Kriz
Zuyev uçaktan indiğinde yaralıydı. Kulenin
önündeki aprona uçağı park etti. Kanopiyi açtı ve atlayarak Mig-29'dan indi. O
saatlerde uçuş olmadığı için havalimanında kimse yoktu. Zuyev yürüyerek
havalimanından çıktı ve yoldan geçen taksiyi çevirip kolunu gösterdi. Bir kaç
dakika içinde hastaneye gelmişti. Ancak Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında
büyük bir diplomatik kriz yaşanıyordu.
Trabzon'daki nöbetçi meydan sorumlusu
hemen, Ankara Esenboğa Havalimanı'ndaki Hava Savunma Bildirim Merkezi'ni aradı.
Tüm trafik bilgileri bu merkeze ulaşıyordu. Telefonda heyecanlı konuşan meydan
sorumlusu 'Burada bir Rus uçağı var!
Askeri bir savaş uçağı!' sözleri olayın ne kadar önemli olduğunu bir kere
daha ortaya koyuyordu!
Moskova'da çok gizli olan bir uçağın hem
de bir pilot tarafından kaçırılıp Türkiye'ye götürülmesi nedeniyle ciddi bir
panik meydana gelmişti. Hemen nota verildi ve uçağın iadesi istendi.
Moskova'daki Türk Büyükelçi Volkan Vural da Sovyet Dışişleri Bakanlığı'na
çağırıldı.
Herkesin gözü uçaktaydı. Mig-29 hemen
güvenlik çemberi altına alındı. Yapılan incelemede, kokpitte pilota ait bir
tabancı bulundu. Konuyu araştırmak üzere bir savcı da hastaneye gönderildi. İlk
müdahalesi yapılan Zuyev, savcıya verdiği ifadede olayı anlattı ve ABD'ye
iltica etmek istediğini bildirdi.
Zuyev,
Trabzon'dan Ankara'ya götürüldü. Bir Amerikan askeri nakliye uçağı ile önce
Ramstein Hava Üssü'ne, oradan da Amerika'ya uçtu.
ABD Mig-29'u İncelemek
İstiyor
Amerikalılar ise, Mig29'u incelemek
istiyordu. Merakla bekledikleri uçak, ayaklarına kadar gelmişti. İki süper güç
arasında kalan Türkiye ise hızlı karar vermek zorundaydı. Eskişehir'deki 1.
Hava İkmal Bakım Merkezi'nde görevli askeri mühendislerden oluşan bir ekip
kuruldu ve Trabzon'a acil gönderildi. Bu ekip, Mig 29'u detaylı olarak
inceledi. Aynı şekilde incelemeler için Diyarbakır üssünden de bir ekip
Trabzon'a gitti.
Pazarlıklar sürerken, ABD'lilerin ise
uçağı incelemelerine izin verilmedi. Bu karar muhtemel SSCB'nin talebi üzerine
alınmıştı. Pilotu ABD alacak, uçak ise geri gidecek şeklinde üç ülke arasında
bir anlaşma yapılması muhtemel senaryolardandı.
Görüşmeler tamamlandıktan sonra uçağın
iadesine karar verilirken Pilot Zuyev'in ise ABD'ye ilticasına yeşil ışık
yakıldı. Ertesi gün ise Sovyet Hava Kuvvetleri'ne ait bir İlyushin 76 tipi
nakliye uçağı bakım ekibi ve pilotla Trabzon'a indi. Ancak Rusların uçağı
almasına önce izin verilmedi. Bir kaç saat içinde izin Ankara'dan çıktı ve
uçağın iadesine karar verildi.
Sovyet ekibi, Mig-29' bakımdan geçirdi,
silahlarını uluslararası kurallar gereği söktü. Türk Hava Kuvvetleri'ne ait
uçaklar eşliğinde Sovyetler Birliği'ne geri döndü.
Zuyev'in ifadesi alındıktan sonra
Amerikalılar Sovyet pilotu ülkelerine götürdü. Mig-29'un sırları, Zuyev
tarafından Amerikalılara anlatıldı. Bu teknolojiler arasında Kaska Monteli
Görüş ile nişan ve ateş olanakları, radar kullanmaksızın 10-15 mil mesafeye
kadar hedef tespit ve izleme olanağı sağlayan Kızılötesi Arama ve İzleme/Lazer
Arama gibi sistemler yer alıyordu.
Zuyev,
Birinci Körfez Savaşı'nın ardından Mig-29'ları düşüren iki Amerikalı pilotla
bir araya geldi. Zuyev'in verdiği sırlar, Amerikalı pilotların Mig-29'ları
düşürmesinde önemli bir role sahipti.
Sırlar Ortaya Çıkıyor
Zuyev yalnız MiG-29 hakkında değil, Kore
Hava Yolları uçağının düşürülüşü ile Vietnam’da yakalanan USAF pilotları
hakkında da çok detaylı bilgiler vermiştir.
KGB devamlı Zuyev’i aradı. Öldürmek için
değil, geri götürebilmek için. Ama çok yoğun bir CIA koruması altındaydı; değil
görüşmek yanına yaklaşmak dahi mümkün değildi.
İddialara göre, Birinci Körfez Savaşı
sırasında Zuyev'in anlattıkları, Amerikan Pilotlar tarafından uygulandı. Irak
Hava Kuvvetleri'nin etkisiz hale getirilmesinde Mig-29'un sırlarının çözülmesinde
Zuyev'in anlattıkları önemli bir ipucu olmuştu.
Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Zuyev
daha rahattı. KGB'nin dağılmasıyla birlikte Zuyev'in etrafındaki CIA koruması
da gevşetilmişti. Zuyev, başından geçen tüm macerayı bir kitapta anlattı. Bu arada
sivil pilot lisansı aldı ve öğretmen pilotluğa başladı.
Ancak
pilotluk kariyeri ne yazık ki 2001'de feci bir kaza ile son buldu. Tarihler 14
Haziran 2001'i gösterirken kaçışının üzerinden 12 yıl sonra Yak-52 tipi
akrobasi uçağı ile uçuyordu. Öğrencisi Jerry Warren ile uçarken Yak-52 anormal
duruma girdi. Ancak Zayev uçağını kurtaramadı. Ne yazık ki düşen uçakta her
ikisi de hayatını kaybetti.




