24 Nisan 2016 Pazar

Zenginlik.

Vaktiyle bir şehrimizde Otel inşaatına başlamıştım.
Şantiyede otururken sürekli şehrin esnafı geliyor, otel inşaatında kullanılacak malzemeleri kendisinden almamı istiyordu.
Son derece bakımsız ticari bir araçla bir esnaf geldi görüşmeye.
Halı işi yapıyormuş.
-“Otel’in halılarını ben yapayım” dedi.
Sonra da halı örneklerinin olduğu bir katalog ile fiyat teklifini bırakıp gitti.
Nedendir bilinmez, dikkatimi çekmişti esnaf.
Üzerinde sadece kot ve basit bir gömlek vardı.
Her neyse, akşam oldu.
Bir meslektaşımla birlikte şehir dışında, güzel bir lokantaya yemeğe gittik.
Sabah şantiyeye kot-gömlek ve altında basit bir ticari araçla gelip, halı pazarlamak isteyen adam, aynı lokantaya, altında o güne kadar görmediğim lüks bir otomobil ile geldi.
Araçtan indiğinde, sabahki halinden hiçbir eser yoktu, zira siyah takım elbise ve beyaz gömlek içinde bambaşka bir insan oluvermişti.
Beraberindekilerle birlikte yedi içti ve yüklüce hesabı da nakit ödeyerek aynı lüks aracıyla ayrıldı lokantadan.
Ne, zenginliğini görgüsüzce ortaya serebilecek çıkıntılıklar yaptı.
Ne de, varlıklı olduğunu çevresindekilerin gözünün içine soktu.
Asıl ilginç olanı…
Ne sabah gördüğümüz, ne de akşam gördüğümüz hali ile tiyatro yapmıyordu aslında.
Her iki haliyle de olabildiğince doğaldı.
Her iki haliyle de, aslında davranması gerektiği gibi davranıyordu.
Çok şaşırmış, çok etkilenmiştim yaşadığım olaydan.
Tüccarlığın ana fikrini bulmuştum kendimce.
Demek ki, iş başkaydı o tüccar için, eğlence farklı.
Halbuki, halı satmak için şantiyeye o lüks aracı ve o güzel kıyafetler içinde de gelebilirdi.
Belki öyle bir halde gelmiş olsa daha da etkili olabilir, halı satma işini orada sonuçlandırabilirdi.
Ya da…
O lüks lokantaya, şantiyeye geldiği kot-gömlek ve o basit ticari aracıyla da gelebilirdi.
Yiyip-içip, parasını ödeyip gidebilirdi.
Bu olayı bizzat görüp yaşayınca şuna karar verdim:
Ticaretin, kar ve zarar ile rakamların dışında da kuralları varmış.
O kurallardan biri de, “çalışırken de eğlenirken de kendin olabilmek” den geçiyor.
Şimdi bu yazıyı niçin yazdım. Son günlerde battığı söylenen, iflas erteleme istediği konuşulan, zor durumda olduğu kulaktan kulağa yayılan birçok ticaret adamından bahsediliyor.
Bazıları için “İnşallah doğru değildir. Çünkü çok yazık olur” denirken, bazıları için de “Eee sanki biraz bu durumun bu aşamaya gelmesini kendi istedi” yorumları yapılıyor.
Bunun nasıl olduğunu sorduğumda ise:
-“Ne işine sahip olabildi, ne de eğlencesini adam gibi yapabildi” cevabı geliyor.