10 Kasım 2016 Perşembe

Atatürk’ün Okuduğu Hutbe.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu M. Kemal ATATÜRK’ün, Balıkesir Zağnos Paşa Camiinde 18/Şubat/1924 tarihinde Okuduğu Hutbe: 
Atatürk bu Hutbeyi, Cuma namazını takiben minbere çıkarak hazır olan cemaate ve bütün Müslüman Türk Milletine hitaben okumuş. Bu Hutbe: Emekli Albay Hüsamettin Ertürk’ün hatıra defterinden alınmıştır.

“Sevgili milettaşlarım, hepiniz bilirsiniz ve kabul buyurmuşsunuzdur ki, Allah birdir ve şanı büyüktür. Bunun için Cenab-ı Hakkın Selamı, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri Cenab-ı Hakk tarafından insanlara gerçekleri tebliğe memur Resul olmuştur. O, insanlara feyiz ruhu vermiş ve dinimizde yeryüzünde son din-i mubin olmuştur. “
“İslam dini mükemmeldir. Akli ve mantıkidir. Arkadaşlar; Cenabı Hak Peygambere mesaisinde iki hane layık görmüştü. Biri kendi ikamet eylediği hanesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu Allah’ın evi idi. Kendi hususi işlerini evinde görür, ammenin (kamu), ümmetin hizmetini de Allah’ın evi olan cami-i şerifte rüyet (görürdü) eylerdi. Biz de Hazreti Peygamberin usulüne göre inanarak milletimize taalluk eden husus için şu Beytullah’ta toplandık. Şimdi Hazreti Allah’ın huzurundayız. Bunu bana kolaylık sağlayan Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarına arz-ı şükran ederim. Çok memnunum ve bu yüzden bu sevaba nail olacağımı da ümit ediyorum.“
“Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. İbadet, din ve dünya için neler yapılması geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her fert başlı başına bir hizmet ifa etmelidir. Bizde burada din ve dünya için, istiklal ve istikbalimiz için neler yapılmak geldiğini konuşacağız. Ben yalnız kendi düşündüklerimi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Amal-i milliye yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, bilumum efrad-ı milletin arzularının, elemlerinin muhassalasından ibarettir.” 
“Efendiler, hutbe demek insana hitap etmek demek, yani söz söylemek demektir. Hutbeyi irad eden hatiptir. Hazreti Peygamber (s.a.s.) olsun, Hulafa-i Raşidin Efendilerimiz bulunsun hutbeyi bizzat okuyarak (irad) buyururlar ve günün meselelerine temas ederlerdi.” 
“Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir memba-ı feyz ve kudrettir. Fakat böyle olabilmesi için minberden akseden sözün anlaşılması gündeme mutabık olması gerekmektedir. Velhasıl yapılacak işler atılacak mühim adımlarımız vardır. Şimdi niçin laikiz sualine geliyorum: 
Büyük Millet Meclisi ve onun anayasası fertlerin dinini tanımakta, onlara serbestçe ibadet hakkı vermektedir. Bunun dışında bir de devletin dini bir siyaset takip etmesi ve idaresi altındaki anasırın vicdan hürriyetlerine maddeten de olmasa manen baskı yapmasını istemek, takdir buyurursunuz ki, aklen ve mantıken doğru olmaz.” 
“İşte bunun için layisizmi, yani din ile dünya işlerinin biri birinden ayrılmasını talep ettik…” okuduğu hutbe budur.

Atatürk’ün din hakkında ki sözleri: “Bizim dinimiz, ulusumuza değersiz, uyuşuk ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanların ve ulusların değer onurunu korumalarını emrediyor.” 1923 
“Dinsel düşünce ve inançlara saygılı olmak, öteden beri doğal ve genel bir anlayıştır. Bunun tersini düşünmek için neden yoktur.” 1924 
Atatürk’ün okuduğu hutbe ve sözleri ile İslamiyete sadakat ve samimiyetle ne kadar önem verdiği belgelerle ortadadır. Önemini ve ders almayı, Yüce Türk İslam âleminin takdirine bırakıyorum. 

Milli varlığımız bakımından önemi çok büyük olan dini-milli bayramları kutlarken, tarihi şahsiyetlerimizi, Türkiye Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüm yıldönümü münasebeti ile rahmetle anıyor. Bu duygu ve düşüncelerle, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, insanlık tarihine ve insanlığa hizmet etmiş ve bu uğurda canlarını feda eden cümle Vatan şehitlerimizi rahmet, Gazilerimizi minnetle anar. Hastalara şifalar dilerim.

HUTBE’NİN KAYNAKÇASI:
Dini hitabet dersleri ve mesleki uygulama. 6 Baskı. Yazar: Ahmet Yüzendağ 30/03/1964