Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu M. Kemal ATATÜRK’ün, Balıkesir Zağnos
Paşa Camiinde 18/Şubat/1924 tarihinde Okuduğu Hutbe:
Atatürk bu
Hutbeyi, Cuma namazını takiben minbere çıkarak hazır olan cemaate ve bütün
Müslüman Türk Milletine hitaben okumuş. Bu Hutbe: Emekli Albay Hüsamettin
Ertürk’ün hatıra defterinden alınmıştır.
“Sevgili milettaşlarım, hepiniz bilirsiniz ve kabul
buyurmuşsunuzdur ki, Allah birdir ve şanı büyüktür. Bunun için Cenab-ı Hakkın
Selamı, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri
Cenab-ı Hakk tarafından insanlara gerçekleri tebliğe memur Resul olmuştur. O,
insanlara feyiz ruhu vermiş ve dinimizde yeryüzünde son din-i mubin olmuştur. “
“İslam dini mükemmeldir. Akli ve mantıkidir.
Arkadaşlar; Cenabı Hak Peygambere mesaisinde iki hane layık görmüştü. Biri
kendi ikamet eylediği hanesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu Allah’ın
evi idi. Kendi hususi işlerini evinde görür, ammenin (kamu), ümmetin hizmetini
de Allah’ın evi olan cami-i şerifte rüyet (görürdü) eylerdi. Biz de Hazreti
Peygamberin usulüne göre inanarak milletimize taalluk eden husus için şu
Beytullah’ta toplandık. Şimdi Hazreti Allah’ın huzurundayız. Bunu bana kolaylık
sağlayan Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarına arz-ı şükran ederim. Çok
memnunum ve bu yüzden bu sevaba nail olacağımı da ümit ediyorum.“
“Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın
yatıp kalkmak için yapılmamıştır. İbadet, din ve dünya için neler yapılması
geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her fert başlı başına bir
hizmet ifa etmelidir. Bizde burada din ve dünya için, istiklal ve istikbalimiz
için neler yapılmak geldiğini konuşacağız. Ben yalnız kendi düşündüklerimi
söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Amal-i
milliye yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, bilumum efrad-ı milletin
arzularının, elemlerinin muhassalasından ibarettir.”
“Efendiler, hutbe demek insana hitap etmek demek,
yani söz söylemek demektir. Hutbeyi irad eden hatiptir. Hazreti Peygamber
(s.a.s.) olsun, Hulafa-i Raşidin Efendilerimiz bulunsun hutbeyi bizzat okuyarak
(irad) buyururlar ve günün meselelerine temas ederlerdi.”
“Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir
memba-ı feyz ve kudrettir. Fakat böyle olabilmesi için minberden akseden sözün
anlaşılması gündeme mutabık olması gerekmektedir. Velhasıl yapılacak işler
atılacak mühim adımlarımız vardır. Şimdi niçin laikiz sualine geliyorum:
Büyük Millet Meclisi ve onun anayasası fertlerin
dinini tanımakta, onlara serbestçe ibadet hakkı vermektedir. Bunun dışında bir
de devletin dini bir siyaset takip etmesi ve idaresi altındaki anasırın vicdan
hürriyetlerine maddeten de olmasa manen baskı yapmasını istemek, takdir
buyurursunuz ki, aklen ve mantıken doğru olmaz.”
“İşte bunun için layisizmi, yani din ile dünya
işlerinin biri birinden ayrılmasını talep ettik…” okuduğu hutbe
budur.
Atatürk’ün din
hakkında ki sözleri: “Bizim dinimiz, ulusumuza
değersiz, uyuşuk ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de
insanların ve ulusların değer onurunu korumalarını emrediyor.” 1923
“Dinsel düşünce ve inançlara saygılı olmak, öteden
beri doğal ve genel bir anlayıştır. Bunun tersini düşünmek için neden yoktur.” 1924
Atatürk’ün
okuduğu hutbe ve sözleri ile İslamiyete sadakat ve samimiyetle ne kadar önem
verdiği belgelerle ortadadır. Önemini ve ders almayı, Yüce Türk İslam âleminin
takdirine bırakıyorum.
Milli
varlığımız bakımından önemi çok büyük olan dini-milli bayramları kutlarken,
tarihi şahsiyetlerimizi, Türkiye Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal
Atatürk’ü ölüm yıldönümü münasebeti ile rahmetle anıyor. Bu duygu ve
düşüncelerle, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, insanlık tarihine ve
insanlığa hizmet etmiş ve bu uğurda canlarını feda eden cümle Vatan
şehitlerimizi rahmet, Gazilerimizi minnetle anar. Hastalara şifalar dilerim.
HUTBE’NİN KAYNAKÇASI:
Dini hitabet dersleri ve mesleki uygulama. 6 Baskı. Yazar: Ahmet Yüzendağ 30/03/1964
Dini hitabet dersleri ve mesleki uygulama. 6 Baskı. Yazar: Ahmet Yüzendağ 30/03/1964
