Sokrat, öğrencilerini yetiştirirken "okuduklarınızı
ve duyduklarınızı değil, kendi öz düşüncelerinizi, kendi içinizde olup
bitenleri söyleyin. Başkalarının ağaçlarından meyve yeme alışkanlığından
sıyrılarak, kendi bahçenizin fidanlarını yetiştirin. İşte o zaman, meyve
yemenin zevkini tadacaksınız" diyerek, öğrencilerinin kendi kişiliklerini ve iradelerini
özgür düşünce ortamında geliştirmeye yöneltmiştir.
KAYNAKÇA
Orhan Hançerlioğlu. Felsefe Sözlüğü, 6. baskı, İstanbul, 1982,
Nurettin Topçu. Hürriyet. Düşünen Adam Dergisi 20. sayı. 17 Mayıs 1961.
www.aktolga.de.
http://mitoloji.info/filozoflar/
Özgürlük “kendin olma cesareti” – SOHO. Ganj Yayınları 2005.
Anonim; Felsefe. TÜSİAD Yayınları. 2002.
Öncelikle “hür”
ve “irade” kavramlarının Türk Dil
Kurumu sözlüğünde nasıl tanımlandığına bakalım. “Hür” kelimesinin karşılığı “özgür,
özgür bir biçimde” diye tanımlanıyor. Dolayısıyla burada “özgür” kelimesini “hür” kelimesi ile eş anlamlı gösteriyor. Özgür ise “herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta
bağlı olamayan, serbest, hür”, “bireysel”,
“yönetim bakımından yabancı bir gücün
etkisi altında bulunmayan, başka bir yönetime bağlı olmayan, bağımsız, hür
(ulus, ülke)”, “kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan”,
“tutuklu olmayan, hür”, “başkasının kölesi olmayan, hür”, “siyasi bir güç
tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen” olmak üzere beş ayrı tanım ile
açıklanmıştır. “İrade” ise “Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü,
istenç” olarak tanımlanmıştır.
Türkçe de özgür kelimesinden önce hür kelimesi
serbest ve kölelikten kurtuluş anlamında kullanılırken günümüzde eş anlamda
özgür kelimesi de kullanılmaktadır. Özgürlük kelimesi hürriyet kelimesinin
ifade ettiği serbestlik ve köle olmama anlamından başka anlamlar da
içermektedir. Bu bakımdan yazımda hür ve özgür kelimelerini ben eş anlamlı
olarak kullanmayı tercih ettim.
Özgürlük ya da hürriyet, genel olarak, herhangi
bir dış kuvvetin etkisi altında olmadan-herhangi bir bağımlılık ilişkisi içinde
olmadan-davranabilmek-hareket edebilmek-anlamına geliyor. Ancak burada söz
konusu olan mutlak anlamda bir bağımsızlık da değildir. “Bağımlılık içinde bir bağımsızlık” olarak da tanımlayabiliriz. Hür
irade ise, başkalarının iradesine tabi olmadan, ne yapacağına kendi
nefsinle-kendin olarak karar verebilmek olarak kısaca özetleyebiliriz. Burada
altı çizilmesi gereken iki nokta var. Birincisi; “herhangi bir dış kuvvetin -iradenin- etkisi altında olmamak - herhangi
bir bağımlılık ilişkisi içinde olmamak”. İkincisi de, “kendi nefsinle – kendin - olarak karar verebilmek” dir.
Özellikle “İrade”
hür insanın karar ve davranışlarında etkili olan bir kavramdır. İrademiz ile
çevreden gelen bilgileri sahip olduğun bilgilerle değerlendirerek, işleyerek –
sentezleyerek - çevreye karşı bir reaksiyon - eylem - oluşturabilme
yeteneğidir. Aslında bu, bir yerde, var olabilme yeteneği, kabiliyeti anlamına
da gelmekte. Çünkü bu işi yaparken ya da yapabiliyorsan kendin olarak da
gerçekleşerek var olabiliyorsun; bu şekilde, çevreyle kurulan etki-tepki
dengesi içinde varlığımızı sürdürebiliyoruz.
İnsanın düşüncede ve eylemde hür iradesi ve
rızası, bireysel hürriyetinin ölçüsüdür. Tabii ki hür iradenin anlamı zekâ,
akıl, irade ve ruh hürriyetidir.
Özgürlük kanıtlanır mı? Kimimiz hayır diyebilir.
Ancak özgürlüğü yaşamak mümkündür düşüncesindeyim. Bazı felsefeciler de özgür
irade, kanıtlanamaz, ama yaşanabilir demektedir. Özgür iradenin varlığını
savunan filozoflar, psikolojik ya da ahlaksal deneyimin basit tasvirlerinden
hareket ederler. Descardes “İrademizin
özgür olduğunu kanıtsız, sadece ona ilişkin deneyimlerimizle biliriz”
demekteydi. Leibniz özgür iradeye ilişkin “canlı
iç duygu”muzu yardıma çağırmaktaydı. Bergson “bilincin dolaysız verileri”nde özgürlüğü bulmakta. Friedrich
Engels ise “Hür İrade, konuyu bilerek
karar verme gücünden başka bir şey değildir” demiştir.
Hür irade; aslında seçme ve tercih etme yetisine
sahip olma özelliğiyle insan doğasında, doğuştan kazanılmış bir hak niteliğinde
de düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında hür iradenin insanın elinden alınması
mümkün değildir. Ancak hür irade, bilincin sadece kendisinin oluşturduğu bir
ürün de değildir. İnsan bilincinin bir tercih yapmasını doğuran başka sebepler
de vardır. İşte bilgili olmak insanı insanlarla birbirine bağlar. Bilginin
iletişimi ve kullanımı ile bireysel düşünce insana aynı zamanda bir sorumluluk
da yükler. Kendisine iletilen bilgiler ışığında tercihlerini yaparken, aynı
zamanda hür iradesini bu bilgiler ışığında sınırlandırabilmektedir. Böyle bir
sınırlama hür iradeyi yok etmez. Hür iradeyi sorumlulaştırır. Sorumluluk da dinamik
bir olgudur. Zira sorumluluğu getiren bilgi de sürekli yenilenmektedir. Daha
iyi bir geleceğe önayak olma ancak ve ancak insanın sorumlu olmasına bağlıdır.
Sorumluluğun sınırlarını ise bilginin paylaşılması ve bilinç çizmektedir.
İnsanlarda karar alma ve kararı yerine
getirebilme özgürlüğü vardır. Karar alma bir kaç olanak karşısında bunlardan
birini seçebilme serbestîsidir. İnsan bu yetkiyi küçüklüğünden beri kendinde
bulur. Dolayısıyla düşünce özgürlüğü ve bunu uygulama yani hür irade doğal olarak
insanda doğuştan vardır. Ancak hür irade insanın; her istediğini yapması,
başkalarının zararına da olsa hür düşündüğünü uygulamaya koyabilmesi değildir.
Oysa hangi tür özgürlük olursa olsun, insanlara hiç bir zaman ve mekânda
sınırsız olarak verilmemiştir. Zira sınırsız özgürlük fayda yerine zarar
getirdiği gibi, toplumu fikir, düşünce ve ahlâk kargaşasına ve yozlaşmaya
götürür.
“Hür
irade” kavramında “irade”
ifadesini biraz daha irdelemekte fayda vardır. Arapça asıllı bu kavram, bir
şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, yetisi, istek ve dilek anlamlarıyla eski
dilde buyruk anlamında da kullanılmıştır. Eski dilde irade-i cüz’iye, insan
iradesi için kullanılıyor olup, bir işin yapılıp yapılmamasını insanın
denetimine bırakan iç güç, kişisel irade anlamında kullanılmıştır. İrade-i
Külliye, yapılıp yapılmaması Tanrı elinde olan anlamında kullanılmıştır. İrade
kavramı Türkçede istenç kavramıyla karşılanan bir kavramdır. İrade, başarının
temelidir. Kaygıdan uzaklaşıp, kendine güvenmenin bir önemli bağlantısı da “irade” ile olur.
Bireyin yapıp etmelerindeki seçeneklere kendi
istem ve eğilimleri doğrultusunda karar verme yeteneği ya da gücü olan irade,
insana doğuştan verilme bir yeti olmayıp, bireyin bu yetiyi yaratıcı ve etkin
şekilde kullanabilmesi için bir mücadele vermesi gerekmektedir. Bu uğraş ve
mücadele iki ayrı alanda söz konusudur. Bunlardan ilki ve mücadelesi daha kolay
olanı, baskılara ve dış etkilere karşı olan savaşımdır. Bu savaşımı kazanabilen
birey, kendisine ait tüm düşünce, davranış ve eylemlerine kendi karar
verebilir. Diğeri ve daha zor olanı ise, bireyin kendi benliğine karşı olan
içsel savaşımıdır. Bu savaşımın belirgin özelliği de, kişinin öncelikle
dürüstlük ve cesaretle eylem ve davranışlarındaki hata ve kusurlarından dolayı,
vicdan öğesini ön plana çıkararak özeleştiride bulunabilmesidir.
İradeli hareket evrende yalnızca insanoğluna
özgüdür. İradeli hareket, nesnel bakımdan, basit veya şartlanmış reflekslerden,
fizyolojik hareket noktasının, sırf beyine ait olmasıyla ayırt edilir. İradeli bir
fiilde klasik olarak şu aşamalar görmektedir; amacın tasarlanması, zihinde
tartılması, karar verme ve uygulama. İlk iki aşamada, kavramların işleyişine,
akıl yürütmeye veya önceden düşünüp taşınmaya, üçüncü aşama, bu akıl yürütmeyi
sonuçlandıran yargıya, dördüncü aşama ise bu yargı tarafından başlatılan
harekete karşılık gelir. Sonunda hangi yargının ağır basacağı, özgürlük ve
beraberinde irade, zekâ ve bilinç üçgenini önümüze koyar. Eğer insan fiilleri
önceden kestirilebilecekse insanın özgür olamadığını kabul etmek gerekir, hatta
insanın özgür olduğuna inandığı zaman bile özgür olamadığı söylenebilir. Ancak
özgürlük belki de başka bir tarzda ele alınmalı ve insanda doğuştan bulunan
mutlak ve metafizik bir irade özgürlüğü olarak değil, uzun ve çetin bir evrim
sonucunda ve bilimlerin gelişmesi sayesinde, belirlenmeler ve tabii
zorunluluklar üstünde kurulan bir hâkimiyet olarak düşünülmelidir.
Schopenhauer “İradenin Özgürlüğü” eserinde
şöyle der;“insan öncelikle, kendi eylemlerinin, kendi yapısının iradenin
kontrolünde olduğunu görmelidir. Bu bilginin ışığıyla, iradenin
yöneltmelerinden kendini kurtarmalıdır. Ancak bu şekilde özgürlüğünün tam
olarak farkına varır. Sonuç olarak özgürlük, bilginin iradeyi kontrol altına
almasıdır”.
Zekâ hür irademiz ile yaptığımız hareketlerde
önemli bir faktördür. Zekâmız çocukluktan olgunluğa kadar gelişir. Bu gelişmeyi
akıl ve bilgi ile kuvvetlendirip, ahlak ve erdemle güzelleştirdiğimizde
bireysel hür zekâmızı toplumun faydası ve gelişmesi için daha etkin
kullanabileceğimizi unutmamalıyız. Yaşamımızın hatta dünyamızın her döneminde
hür iradeyi, zekâ köleliğini isteyen durumlarla karşılaşılmaktadır Ama bizler
bunlara karşı özgürlüğe kavuşacak şekilde kendimizi donatmakla yükümlüyüz.
İnsan zekâsı, ruhunda özgürlük meşalesi yandıkça esareti sevmeyeceğini
unutmayalım.
Hür irade
baskı altında olmadan, herhangi bir dış kuvvete tabi olmadan karar verebilmek
olduğunu yine yukarıda belirtmiştim. Burada altı çizilmesi gereken nokta, “kendi isteğimiz” denilen iradenin var
olması için çevre ile ilişkilerimizde bilgi, duyarlılık, akıl, kuvvet ve
güzelliklerin yanı sıra hırslardan da arınmış olması gerekmektedir. Diğer
yandan hür iradeli bireyler yetiştirmek isteyen toplumlar, bireyleri de sürü
haline getirmekten çekinmelidir. Birey hürse toplumda hürdür. Bireye ve topluma
hürriyet veya özürlüğü getiren en önemli faktörlerden bir de bilgi (pozitif bilim) ve zekâdır.
Hürriyetimizi (özgürlüğümüz) yok
edici düşmanlar; kinlerimiz, korkularımız, dünyevi hesaplarımız, hırslarımız ve
etrafımızdan gelen sinsi etkilerdir. Hürriyetini arayan birey önce bütün
bunlardan sıyrılabilmelidir. Bilinçle iradesine hâkim olan kişi hürriyetinin
eşiğinde demektir, ona oldukça yaklaşmıştır. Bu durumda hürriyetin, iradenin
kaynağı değil somut sonucu olarak ortaya çıktığını bize göstermektedir. Yazımı
Oswald Wirth'ın bir sözü ile sonlandırmak istiyorum “insan,
içindeki kötülükleri yenmeği başardığı ölçüde hürriyet sahibi olur”.KAYNAKÇA
Orhan Hançerlioğlu. Felsefe Sözlüğü, 6. baskı, İstanbul, 1982,
Nurettin Topçu. Hürriyet. Düşünen Adam Dergisi 20. sayı. 17 Mayıs 1961.
www.aktolga.de.
http://mitoloji.info/filozoflar/
Özgürlük “kendin olma cesareti” – SOHO. Ganj Yayınları 2005.
Anonim; Felsefe. TÜSİAD Yayınları. 2002.
